ALMANYA TRENİ 27. Cİ BÖLÜM - HEIM

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Her odada demir ranzalar vardı. Altlı üstlü yataklar… Ortada küçük bir masa… Birkaç sandalye… Duvarlarda ne bir resim ne de bir süs… Her şey sade ve soğuktu.

22 Ağustos 2026 - 17:07
 1  39
ALMANYA TRENİ 27. Cİ BÖLÜM  - HEIM

27. Cİ BÖLÜM

HEIM

Otobüs, fabrikanın yüksek bacalarını geride bırakıp geniş bir avluya girdi.

Avlunun etrafına sıralanmış uzun, tek katlı barakalar vardı.

Kapılarının üzerinde Almanca yazılar asılıydı.

Memduh hiçbirini okuyamıyordu.

Otobüs durunca herkes sessizce aşağı indi.

Bavullarını alan işçiler, tercümanın peşinden yürümeye başladı.

Tercüman, yüksek sesle konuştu.

“Arkadaşlar, bundan sonra kalacağınız yere Almanlar ‘Heim’ diyor.”

İşçiler birbirlerine baktılar.

“Heim ne demek?” diye fısıldaşanlar oldu.

Tercüman gülümsedi.

“İşçi yurdu… Hepiniz burada kalacaksınız.”

Barakanın kapısı açıldı.

İçeri girer girmez ağır bir deterjan kokusu geldi.

Uzun koridorun iki yanında odalar sıralanıyordu.

Her odada demir ranzalar vardı.

Altlı üstlü yataklar…

Ortada küçük bir masa…

Birkaç sandalye…

Duvarlarda ne bir resim ne de bir süs…

Her şey sade ve soğuktu.

Görevli, ellerindeki listeye bakarak odaları dağıtmaya başladı.

“Bir numaralı oda…”

“İki numaralı oda…”

Sıra Memduh’a geldi.

“Altı numara.”

Memduh bavulunu alıp gösterilen odaya girdi.

İçeride dört kişi çoktan yerleşmişti.

Biri Kayseriliydi.

Biri Trabzonlu.

Diğeri Konya’dandı.

Son gelen ise Diyarbakır’dan gelmiş genç bir delikanlıydı.

Kimse birbirini tanımıyordu.

Ama hepsi aynı kaderi paylaşacaktı.

Memduh boş kalan alt ranzaya bavulunu bıraktı.

Tahta bavulun kapağını açtı.

İçinden birkaç gömlek…

Bir çift çorap…

Şakire’nin özenle katladığı yün kazak…

Ve küçük Kur’an-ı Kerim çıktı.

Onu başucuna koydu.

Yatağın kenarına oturup derin bir nefes aldı.

İşte…

Bundan sonra evi burasıydı.

Akşam yemeği için uzun yemekhaneye geçtiler.

Masalar sıra sıra dizilmişti.

Herkes tepsisini alıp sıraya girdi.

Memduh hayatında ilk kez tadını bilmediği yemeklerle karşılaştı.

Patates…

Haşlanmış sebzeler…

Kalınca bir dilim ekmek…

Yanında sıcak bir çorba…

Sessizce oturdu.

Kaşığını eline aldı.

Bir lokma yedi.

Tadı yabancıydı.

Ama açlık, alışkanlıktan daha güçlüydü.

Yemekten sonra odalarına döndüler.

Koridor boyunca farklı diller duyuluyordu.

Türkçe…

İtalyanca…

Yunanca…

İspanyolca…

Herkes aynı çatı altındaydı.

Ama herkesin özlediği ev, bambaşka bir yerdeydi.

Gece ilerledikçe baraka sessizleşti.

Sadece uzaktan fabrikanın bacalarından gelen uğultu duyuluyordu.

Memduh yatağına uzandı.

Tavana baktı.

Gözlerini kapattığında köyü gördü.

Şakire tandırın başındaydı.

Gülfem bahçede koşuyordu.

Firuze ise annesinin kucağında uyuyordu.

Elini cebine attı.

Şakire’nin bohçaya koyduğu küçük mendili çıkardı.

Üzerine işlenmiş mavi çiçeklere uzun uzun baktı.

Kimseye belli etmeden gözünün kenarındaki yaşları sildi.

Kendi kendine fısıldadı:

“Dayan Memduh…”

“Bu gurbet, çocuklarının geleceği için.”

O gece Heim’deki demir ranzada yalnızca Memduh uyumadı.

O odadaki altı adamın da yüreği, yüzlerce kilometre uzaktaki memleketlerinde atıyordu.

Devam edecek…

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

AYŞE KÜÇÜKIŞIK Ayşe Küçükışık Yazar • Şair • Editör “Her yazarın kaleminin ardında bir yaşam hikâyesi vardır. Ayşe Küçükışık’ın yazarlık yolculuğu da çocukluk yıllarında başlayan bir hayalin, engellere rağmen vazgeçmeyen bir azmin ve yıllar boyunca süren üretme tutkusunun hikâyesidir.” Ayşe Küçükışık, 05 Mayıs 1972 tarihinde Berlin’de çalışmak üzere Almanya’ya giden bir Türk işçi ailesinin çocuğu olarak doğdu. Altı yaşına kadar Berlin’de yaşadı. Daha sonra ailesiyle birlikte Türkiye’ye dönerek ilk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladı. İşitme güçlüğü nedeniyle eğitim hayatında çeşitli zorluklar yaşadı ve lise ikinci sınıfta örgün eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Ancak bu engeller, yazmaya olan ilgisini ve üretme azmini azaltmadı. Yazarlık yolculuğuna, ortaokul yıllarında katıldığı bir hikâye yarışmasıyla ilk adımını attı. Kaleme aldığı hikâye önce okul birincisi, ardından il birincisi seçildi. Öğretmenleri tarafından iller arası yarışmada temsil edilmesi için girişimlerde bulunulsa da ailesinin izin vermemesi nedeniyle bu önemli fırsata katılamadı. Yaşadığı hayal kırıklığı, onda vazgeçmek yerine yazmaya daha sıkı sarılma isteği uyandırdı. Bu süreçten sonra ailesinden gizli şiirler yazmaya başladı. Şiirleri 90’lı yıllarda “Eda Alaş” mahlasıyla Mersin’deki çeşitli radyolarda yayımlandı ve dinleyicilerden ilgi gördü. Bir radyo kanalından çalışma teklifi almasına rağmen ailesinin izin vermeyeceğini düşündüğü için bu teklifi değerlendiremedi. Buna rağmen yazmaktan hiç vazgeçmedi; yaşadığı her deneyimi kalemine taşıdı. Şiir, öykü, deneme ve roman türlerinde eserler veren Ayşe Küçükışık, insanın iç dünyasını, yaşamın izlerini ve toplumsal konuları içten bir anlatımla ele almaktadır. Yazdığı 100’e yakın şiirin bir kısmı Fikir İzleri Platformu’nda ve diğer dijital platformlarda yayımlanmıştır. Ayşe Küçükışık'ın kaleme aldığı "Almanya Treni" adlı roman, 2010'lu yılların başında TRT tarafından düzenlenen bir senaryo yarışmasına gönderildi. Eserin konusu ilgi görmesine rağmen, senaryo teknik formatına uygun hazırlanmadığı için değerlendirme sürecini tamamlayamadı. Daha sonra Wattpad'de yayımlanan roman, zamanla hesabına erişim sağlanamaması nedeniyle uzun süre okurlardan uzak kaldı. Ancak yazarın yıllar önce sakladığı çıktılar ve notları, bu hikâyenin yeniden hayat bulmasını sağladı. Aradan geçen yıllarda ilk Türk işçilerinin Almanya yolculuğuna ilişkin araştırmalarını derinleştiren Ayşe Küçükışık, tanıklıklardan, tarihî kaynaklardan ve aile anlatılarından yararlanarak romanını yeniden ele aldı. Bugün “Almanya Treni”, ilk hâlinden çok daha kapsamlı, belgesel yönü güçlendirilmiş yeni versiyonuyla Fikir İzleri Platformu’nda bölüm bölüm yayımlanmaktadır. Tamamladığı ARDA adlı romanı da gerçek hayattan esinlenerek yazılmış olup Fikir İzleri Platformu’nda okurlarla buluşmuştur. Hâlen Fikir İzleri Platformu’nda editör olarak görev yapmakta, eserleri kişisel blogunda ve çeşitli dijital platformlarda okurlarla buluşmaktadır. Yazıları; kişisel blogu, Wattpad, Pinterest ve sosyal medya hesapları aracılığıyla geniş bir okur kitlesine ulaşmaktadır. Roman, şiir ve öykü çalışmalarını sürdürmekte; yaşanmış hayatları edebiyatın gücüyle geleceğe taşımayı amaçlayan eserler üretmeye devam etmektedir.