Yanmak Bir Son Değil, Hatırlamaktır

Temmuz 24, 2025 - 12:54
Eylül 25, 2025 - 23:04
 0  646
Yanmak Bir Son Değil, Hatırlamaktır

Bazen havadaki yanık kokusunu yalnızca burnumuzda değil, içimizde de hissederiz. Bir yerlerde bir şeyler yanarken, sanki kalbimizin ucuna da o duman siner. Tedirginlikten midir, yoksa çaresizliğin boğazda bıraktığı o acıdan mı, bilinmez. Ama bir şey olur. İçimiz daralır.

Son günlerde gökyüzü mat. Güneş hâlâ doğuyor, ama ısıtmıyor sanki. Işığı bir perdeyle örtülmüş gibi solgun. Camı açınca içeriye yazdan bir esinti değil, yanık bir toprağın kokusu doluyor. Rüzgar, hikayesini anlatan bir yaşlı gibi uğultulu ve yorgun esiyor. Belli ki bir şeyler olmuş, bir yerlerde bir şeyler eksilmiş.

İnsan doğanın bu halini görünce ister istemez susuyor.
Çünkü bazı görüntülerin önünde konuşmak ayıp, bazı kokuların önünde düşünmeden yaşamak mümkün değil.

Kül havada görünmez olur çoğu zaman. Ama ciğerlerde hissedilir.
Toprak yansa da ses çıkarmaz. Ama suskunluğu büyüktür.
Ağaçlar devrilirken bağırmaz. Ama yoklukları içimize çöker.

Bir yangın haberi daha gelir. Önce kısa bir sessizlik. Sonra birkaç kelime:
"Kontrol altına alınmaya çalışılıyor."
"Çevredeki yerleşim yerleri tahliye edildi."
"Çok şükür can kaybı yok."                                                                                                                                                                             

O üç cümleye sığdırılamayacak kadar çok şey oluyor o sırada.
Bir kadın, mutfağında bıraktığı çaydanlığın artık hiçbir anlamı olmadığını fark ediyor.
Bir çocuk, yıllardır sarılarak uyuduğu oyuncağını almayı unutmuş olmanın ağırlığıyla büyüyor.
Bir yaşlı adam, ektiği her fidanın, budadığı her dalın, güneşten gölge yaptığı her yaprağın yandığını izliyor.

Ve biz ekranın karşısında oturup izliyoruz.
Bir yanımız isyan etmek istiyor, diğer yanımız kanıksamış.
"Yine mi yangın?" deyip geçiyoruz.
Sanki yeni bir yaz mevsiminin rutinine dönüşmüş gibi, yangın haberleri artık bizim için sıradan.

Ama değil.
O duman sıradan değil. O alevler, alışılacak gibi değil.

Bizim suskunluğumuz ne kadar derinleşirse, doğanın çığlığı da o kadar yükseliyor.
Çünkü o sessizlik, aynı zamanda bir terk ediş.
Kurumakta olan toprak, bizi bağrına basmaya devam ediyor hâlâ. Ama biz onun gözyaşını görmezden geliyoruz.

Ve içten içe hepimiz biliyoruz:
Yangın yalnızca ağaçları değil, vicdanlarımızı da yakıyor.
Ve her seferinde biraz daha az hissediyoruz, biraz daha az üzülüyoruz.
İşte asıl yangın burada başlıyor.

Bir ağaç yanarken gökyüzü değişiyor.
Bir orman kül olurken coğrafya değişiyor.
Bir köy boşaltılırken hafıza değişiyor.

Ama biz aynı kalıyorsak, işte orada bir sorun var.

Yangın mevsimi değil bu. Bu, insanın doğadan koptuğu mevsim.
Ve bu kopuşun kokusu artık hepimizin burnunda.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Yağmur DERYAHAN Edebiyat & Müzik ✨