Kelebeğin Umudu

Şubat 23, 2025 - 19:49
Şubat 25, 2025 - 16:32
 0  762
Kelebeğin Umudu

Biliyorum ki, şu an SİZE HAYATINIZ tekdüze gelmekte. Basit, bayağı, sıkıcı. Hatta, neden bunları yaşıyorum,dediğinizi duyabiliyorum. Sıradan bir hayatınız var. Her gün uyanıyor, aynı şeyleri yapıyor, uyuyorsunuz. Kendinizi katı kurallar içine hapsedip, aynı oyunu oynayıp duruyorsunuz.  Hırslar, kızgınlıklar, yarışlar eşliğinde sevgiden yoksul, mutsuzluktan varsıl zaferlerinizi kutluyorsunuz. Hiç beklemeden bindir çeşit maske edinip, bin bir isme, şekle bürünüyorsunuz. her şeyi sıradan hayatınızı koyu renkli gölgelerinizden korumak içim yapıyorsunuz. korunmak için bir başkasının el uzatmasını istiyorsunuz. Bekliyor, istiyor, ihtiyaç DUYUYOR, edinemiyor, isyan ediyorsunuz. Ailenize, hayatınıza, yaradana… isyan ediyor, öfke duyuyor, mutsuz oluyorsunuz.

Dilinizden dökülen, bunları yaşamak için, hak etmek için ne yaptım, diye başlayan cümlelerin peşinden gidip, yüreğinizde fırtınalar estirip yağmurlar yağdırıyorsunuz. Oysa başınızı ellerinizle yarattığınız mutsuzluk çukurundan bir çıkarabilseniz, sağınıza solunuza bir bakabilseniz hiç de mutsuz, kaybetmemiş, yenilmemiş, bitap düşmemiş, harap edilmemiş olduğunuzu fark edeceksiniz. İki eliniz, iki ayağınız, gören iki gözünüz, duyan iki kulağınız olduğunu fark etmek!.. 

bedeninizdeki tüm uzuvların, organların, sinirlerin doğal sağlık halinde çalışmasından bahsediyorum size. Öyle ya, Her şeyin başı sağlık, derler altını üstünü çize çize. Peki, siz ne kadar farkındasınız? Hiçbir çaba sarf etmeden sahip olduğunuz varsıllığınız sizin için ne kadar kıymetli? Ne ölçüde değerli? Mutluluk derecelendirmenizde ne kadar önemli?

Sorularıma cevaplarınız neler bilemiyorum. Tek bildiğim, sağıma soluma bakabildiğim. Baktığımda görebildiklerim. Yüreğimin gözüyle fark ettiklerim; uzuvlarından bir tanesini kaybedenler, organlarından bir tanesi çalışmayanlar, öyle dünyaya gelenler, yokluğuna ve eksikliğine sonradan sahip olanlar. İnadına hayata gülenler. İpek böceği ruhuyla hayata kafa tutanlar. Sevgiden varsıl bir yaşam sürenler. yaşamın olağan akışında, kendi elleriyle umuttan, mutluluktan, başarıdan, huzurdan örülmüş tahtlarına oturanlar

Ah, evet umut ETMEK! YARADANIN rahmetine dokunmak. Benim için ise umudun adı, yüreğimde arsızca öten bir serçe kuşu. Sesindeki sevgi tınısı ile asıl olana kavuşmak. Bir olma olgusuyla O’nun verdiği cana sahip çıkmak. Can değerli, kıymetli. Onun bir parçası, emaneti. Ve verdiği her deneyimi arzuyla, coşkuyla, hevesle kabul edebilme zarafeti!..

Bu kitap zarif ve naif ruhlarıyla, bir ömrü yaşamanın asıl nedenini anlamış, hayatlarını muhteşem manzaralarla bezeli güzelliklere dönüştüren bedenlere ithaf edilmiştir.

Ve yaradana, şu an nefes aldığım için şükürler olsun.

Tekrar görüşene değin, sevgiyle kalın.

Elif Öztürk

 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Elif öztürk 13.07.1982 tarihinde Ankara’da doğdum ve büyüdüm,, yetiştim. Dört çocuklu anne ve babama ilk katılan ben oldum ve aile olma duygusunu ilk ben çağırdım. Ailem genişleyip ben büyürken hayatım hızla değişmekteydi. 1997 yılının mart ayında, böbrek yetmezliği sokağında yola çıktığım ilk günler başlamaktaydı. İlk öğretim sekizinci sınıftayken rahatsızlanmış, Kronik Böbrek Yetmezliği tanısı konulmuştu. Ardından ise Retinis pikmentosa hastalığı ortaya çıkmıştı. Apar topar koluma bir ameliyat yapılmış, diyaliz ailesine dahil olmuştum. Yıllarca diyaliz adı ile başlayan tedaviler sürmüştü. Yaşanılan hastalığın, yapılan tedavilerin getirdiklerinden en güzel olanı armağan edilen yazı yazabilme becerisi olmuştu. satırlara önce şiirler, ardından ise kısa deneme yazıları ve hikayeler kalemin dilinden dökülmüştü. heves, arzu ve sabrın eşliğinde zaman içerisinde yazılar dergilerde yerini almış, okuyucuyla buluşmuştu. kaleme olan tutkum arttıkça, yüreğimde gezinenleri anlatma isteği çoğalmaya devam ediyordu. 2012 yılının Temmuz ayında hayalim gerçek olmuştu. Duman Altı Hayatlar adında ilk roman eserim yayın evinde baskılanmış, kitap raflarında yerini almış, 1-1,5 ay içinde tükenmiş ve 2. baskısı da yayınlanmıştı. Kitabın ilk baskısından yaklaşık dört ay sonra rahatsızlandım. Beyin basıncının yükselmesi NEDENİYLE BEYNE 2002 yılında takılmış olan kateter hasar görmüştü. 2012 yılının Kasım ayında kateter yenilenmiş olsa DA gözlerim görme yetisini kaybetmişti. Yaşanan kaybın ardından, uzaktan bakılıp, toplum tarafından hakkında HİÇBİR şey bilinmeyen görmeyenlerden birisi de ben olmuştum. Akıp giden yaşamın arkasından bakamaz, eskiye tutunup kalamazdım. Kendime, görmeyenler nasıl yaşar, diye sordum. Cevaplarını kendi zihnimde bulamadığım sorularımı araştırmaya yöneldim. Mutlaka bir bilen vardır, dediğim an karşımda kocaman bir dünyanın kapıları açıldı. Dahil olduğum yeni dünyamda görmeyenler de görenler gibi bir yaşam becerisiyle hayatlarını sürdürmekteydiler. Ben nasıl yapabilirim? Ben de kimseye ihtiyaç duymadan istediğim yere gitmeliyim. Eskiden olduğu gibi oyun oynamalıyım ve spor yapmalıyım, diye planlar yapıyordum. Önce görmeyenlerin eli, kolu, her şeyi olan beyaz baston ile tanıştım. sonra teknolojik cihazları öğrendim. Yazı yazmalıydım ve bilgisayar ile tekrar barışmalıydım. Aslında onun suçu yoktu. Basit bir ekran okuyucusu programı ile sorunu çözmek çok kolaydı. Dostum bilgisayar ile aramız düzelmiş, yüreğimde biriken arsız kelimeler sonunda yerini bulmuştu. Öğrenmek bitmiyordu elbette. Sıra görmeyenlerin alfabesine gelmişti. Kağıda yazılmış harfleri artık göremediğime göre buna da bir çözüm bulmalıydım. Breyle alfabe ile tanıştım. Öğrenmek zevkli ama zordu işin açık olanı. Parmak hassasiyetim yoktu. Çok fazla kullanamasam da teknolojiden sıkça yararlanıyorum. Yazılar yazılmış, yavaş yavaş bağımsızlık da ilan edilmişti. Kendime, peki nasıl spor yapabilirim, diye sorarken bisiklet ile tanıştım. Çocukken diyaliz tedavisi almak için açılan fistüle zarar gelir diye yasaklanan bisiklet ile yine yolum kesişmişti. sizlerin, görme engelliler nasıl bisiklet sürer, diye sorduğunuzu duyuyorum. Tandem denilen ikili bisikletler ile hayatımın en mutluluk verici deneyimini yaşadım. Pandemiye kadar hem diyaliz tedavisi alırken hem de görmezken yapabileceğim en uygun sporu yaptım. Aynı zamanda arkadaş ediniyor, sosyal hayatımı renklendiriyordum. Pandemi sürerken Kelebeğin Umudu adlı ikinci kitabım çıktı ve 2024 yılının Aralık ayında tekrar basıldı. Şu an üçüncü kitabımı yazıyorum ve aynı zamanda bir gazetede yazıyorum. Kitap okumak ve yazmak benim için ekmek ve su gibi. Sevgi ve saygılarımla, Elif Öztürk