20. Bölüm (ARDA)

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
8 Mayıs 2026 - 15:20
8 Mayıs 2026 - 15:20 ⏱ 4 dk Okuma Süresi
 10  58
20. Bölüm (ARDA)

20. YENİ İŞ

Trenin kapısı açıldığında Mersin’in sıcak havası Arda’nın yüzüne çarptı. İçine tatlı bir huzur doldu. Valizini omzuna alıp perona indi. Uzaktan ablası ile eniştesini gördü. Ablası koşarak boynuna sarıldı.

Eniştesi gülümseyerek elini uzattı:

“Hoş geldin kardeşim.”

Hep birlikte eve gittiler. Mutfağın ortasında demlenen çayın buharı yükselirken gece boyunca gelecek hayalleri kuruldu, kahkahalar atıldı.

Aradan on beş yirmi gün geçti. Arda, Mersin sokaklarını arşınladı. Şehri tanıdı, insanlarını gözlemledi.

Bir sabah kahvaltıdan sonra eniştesi ciddi bir ses tonuyla konuştu:

“Arda, sen böyle duramazsın. Sana biraz para vereyim. Adana’ya git, biraz daha ürün al. Buradaki eşyalarının üzerine takviye et. Kendin sat, kazanınca benim paramı verirsin.”

Arda düşünmeden kabul etti.

Adana’ya gidip ürün aldı. Tezgâhını açtı. On gün geçmeden eniştesine borcunu ödedi. Zamanla kazancı arttı.

Bir akşam çay içerken ablası ile eniştesine dönüp:

“Ben galiba kendi işimi kuracağım.” dedi.

“Ne işiymiş bu?”

“Bakkal açmaya karar verdim.”

Eniştesi bir süre düşündü.

“Sen yaparsın bu işi. Ama önce bir dükkân bulmak lazım.”

Ertesi gün Arda, mahallenin dar sokaklarından birinde küçük bir dükkân buldu. Bina yeniydi ama kapı yoktu, pencere yoktu. Beton duvarlar, yerde harç kalıntıları… Tamamlanmamış bir yapı.

“İşte burası olacak.” dedi kendi kendine.

Binanın sahibi oradaydı.

“Amca, burayı kiralasam verir misin?”

“İyi de burası sadece taş duvar. Kapı yok, pencere yok. Sen ne yapacaksın burayı?”

“Bakkal açacağım. Kapı pencere bana ait olsun. Ben yaptırayım. Kiradan düşersin, olmaz mı?”

Adam Arda’yı süzdü.

“Temiz çocuğa benziyorsun. Tamam, başla bakalım.”

Önce sadece kepenk taktırdı. Raflar aldı. Toptancıdan ürün getirdi.

Un, şeker, bakliyat, sabun, deterjan, tuz, çay…

Birkaç teneke yağ…

İlk başta çeşit çok görünsün diye her üründen ikişer paket aldı.

Cam kavanozlara şeker, nohut, pirinç doldurdu.

Bidonlara gaz yağı koydu. Kibrit kutuları, iplik makaraları dizildi.

Bir köşeye çocuklar için renkli leblebi ve sakız yerleştirdi.

Dükkânın önüne bir masa attı.

Eniştesinden aldığı radyoyu açtı.

Fonda “Aman Petrol” çalıyordu.

İşleri açıldıkça yerleri kırmızı ve krem renkli fayanslarla kaplattı. İlk zamanlar elektrik yoktu. Hava kararana kadar gaz lambasının ışığında ürünleri sayar, not defterine fiyat yazardı.

Mahalleli artık ona “Arda Bakkal” diyordu.

Sabahları sütçü gelir, kapı önünde sohbet ederlerdi.

Gazete bayisi uğrar:

“Bugün zam haberi var ha Arda.” derdi.

Akşamları dükkânın önünde esnafla çay içmek alışkanlık oldu.

Müşteriye yetişemeyince memleketten kardeşlerini çağırdı. Artık ablasının evinde kalmıyordu. Evleri kalabalıklaşmıştı.

Bir akşam dükkânı kapatırken içini garip bir özlem kapladı.

“Keşke annemle babam da yanımda olsaydı…” diye düşündü.

Ertesi gün ablasına gitti:

“Annemle babamı da buraya getirmek istiyorum.”

Eniştesi gülümsedi:

“Çok iyi düşünmüşsün Arda. Orada yalnız kalmasınlar.”

Arda köye mektup yazdı:

“Anne, baba… İşlerim iyi gidiyor. Kardeşlerimle ev tuttuk. İçinde tek eksiğimiz sizsiniz.”

Bir sabah otogardan gelen minibüs dükkânın önünde durdu. İçinden Fesmani ile Hayyam indi.

Arda’nın sevinçten kalbi yerinden fırlayacak gibiydi. Elindeki teraziyi masaya bıraktı, koşarak dışarı çıktı.

Annesi inerken babası bastonuna dayanmış, yavaş adımlarla yere basıyordu. Arda hemen koluna girdi.

“Baba dikkat et, basamak var.”

Hayyam dükkâna girince elini uzattı. Duvarı, rafları, teraziyi parmak uçlarıyla yokladı.

“Ben göremiyorum ama emeğinin kokusunu hissediyorum oğlum.”

Arda o gün dükkânı kapatmadı.

Müşterilere çay ısmarladı.

Akşam annesiyle babasını yeni evlerine götürdü.

O gece Arda uzun zamandır ilk kez huzurlu uyudu. 

Artık ne yalnızdı ne de gurbetti. 

Evin ışığı sönse bile içi aydınlıktı. 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

AYŞE KÜÇÜKIŞIK Ayşe Küçükışık Yazar • Şair • Editör “Her yazarın kaleminin ardında bir yaşam hikâyesi vardır. Ayşe Küçükışık’ın yazarlık yolculuğu da çocukluk yıllarında başlayan bir hayalin, engellere rağmen vazgeçmeyen bir azmin ve yıllar boyunca süren üretme tutkusunun hikâyesidir.” Ayşe Küçükışık, 05 Mayıs 1972 tarihinde Berlin’de çalışmak üzere Almanya’ya giden bir Türk işçi ailesinin çocuğu olarak doğdu. Altı yaşına kadar Berlin’de yaşadı. Daha sonra ailesiyle birlikte Türkiye’ye dönerek ilk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladı. İşitme güçlüğü nedeniyle eğitim hayatında çeşitli zorluklar yaşadı ve lise ikinci sınıfta örgün eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Ancak bu engeller, yazmaya olan ilgisini ve üretme azmini azaltmadı. Yazarlık yolculuğuna, ortaokul yıllarında katıldığı bir hikâye yarışmasıyla ilk adımını attı. Kaleme aldığı hikâye önce okul birincisi, ardından il birincisi seçildi. Öğretmenleri tarafından iller arası yarışmada temsil edilmesi için girişimlerde bulunulsa da ailesinin izin vermemesi nedeniyle bu önemli fırsata katılamadı. Yaşadığı hayal kırıklığı, onda vazgeçmek yerine yazmaya daha sıkı sarılma isteği uyandırdı. Bu süreçten sonra ailesinden gizli şiirler yazmaya başladı. Şiirleri 90’lı yıllarda “Eda Alaş” mahlasıyla Mersin’deki çeşitli radyolarda yayımlandı ve dinleyicilerden ilgi gördü. Bir radyo kanalından çalışma teklifi almasına rağmen ailesinin izin vermeyeceğini düşündüğü için bu teklifi değerlendiremedi. Buna rağmen yazmaktan hiç vazgeçmedi; yaşadığı her deneyimi kalemine taşıdı. Şiir, öykü, deneme ve roman türlerinde eserler veren Ayşe Küçükışık, insanın iç dünyasını, yaşamın izlerini ve toplumsal konuları içten bir anlatımla ele almaktadır. Yazdığı 100’e yakın şiirin bir kısmı Fikir İzleri Platformu’nda ve diğer dijital platformlarda yayımlanmıştır. Ayşe Küçükışık'ın kaleme aldığı "Almanya Treni" adlı roman, 2010'lu yılların başında TRT tarafından düzenlenen bir senaryo yarışmasına gönderildi. Eserin konusu ilgi görmesine rağmen, senaryo teknik formatına uygun hazırlanmadığı için değerlendirme sürecini tamamlayamadı. Daha sonra Wattpad'de yayımlanan roman, zamanla hesabına erişim sağlanamaması nedeniyle uzun süre okurlardan uzak kaldı. Ancak yazarın yıllar önce sakladığı çıktılar ve notları, bu hikâyenin yeniden hayat bulmasını sağladı. Aradan geçen yıllarda ilk Türk işçilerinin Almanya yolculuğuna ilişkin araştırmalarını derinleştiren Ayşe Küçükışık, tanıklıklardan, tarihî kaynaklardan ve aile anlatılarından yararlanarak romanını yeniden ele aldı. Bugün “Almanya Treni”, ilk hâlinden çok daha kapsamlı, belgesel yönü güçlendirilmiş yeni versiyonuyla Fikir İzleri Platformu’nda bölüm bölüm yayımlanmaktadır. Tamamladığı ARDA adlı romanı da gerçek hayattan esinlenerek yazılmış olup Fikir İzleri Platformu’nda okurlarla buluşmuştur. Hâlen Fikir İzleri Platformu’nda editör olarak görev yapmakta, eserleri kişisel blogunda ve çeşitli dijital platformlarda okurlarla buluşmaktadır. Yazıları; kişisel blogu, Wattpad, Pinterest ve sosyal medya hesapları aracılığıyla geniş bir okur kitlesine ulaşmaktadır. Roman, şiir ve öykü çalışmalarını sürdürmekte; yaşanmış hayatları edebiyatın gücüyle geleceğe taşımayı amaçlayan eserler üretmeye devam etmektedir.