18. Bölüm (ARDA)

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
6 Mayıs 2026 - 16:09
6 Mayıs 2026 - 16:09 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
 12  60
18. Bölüm (ARDA)

18. MERSİN

Arda Mersin’e vardığında hastane koridorları sabahın erken saatlerine rağmen kalabalıktı. İçeride kesif bir ilaç kokusu, duvarlarda yorgun bekleyişler vardı. Kalbi hızlı atıyordu. Yıllardır görmediği ablasını birazdan görecekti.

Odaya girdi.

Ablasını yatakta görünce bir an olduğu yerde kaldı. Yüzüne uzun uzun baktı. Zaman onu da yormuştu ama gözleri hâlâ aynı şefkati taşıyordu.

Ablası Arda’yı görür görmez doğrulmaya çalıştı.

İki kardeş birbirine sarıldı.

Ablası Arda’yı adeta kokladı.

Kardeş kokusu… insanın içini sızlatan bir şeydi.

“Hoş geldin kardeşim…” dedi sesi titreyerek.

“Hoş buldum abla. Geçmiş olsun…” dedi Arda.

O günden sonra Arda hastanede refakatçi olarak kaldı. Yemeğini yedirdi, suyunu verdi, geceleri uykusuz kaldı. Bazen sadece oturup sohbet ettiler. Yılların açığını kapatmaya çalıştılar.

Bir hafta sonra taburcu oldular.

Ama Arda’nın aklı durmuyordu. Sürekli düşünüyordu.

Ablası fark etti.

“Ablacım, sen neyi düşünüp duruyorsun böyle?”

Arda başını kaşıdı, iç çekti.

“Abla… İzmir’de sizden uzaktayım. Eğer uygun görürseniz, burada sizin yanınızda kalmak istiyorum.”

Ablası yerinden kalktı, Arda’yı kucakladı.

“En iyisi bu zaten. Ne işin var yabancı yerlerde…”

Sonra ciddi bir ifadeyle baktı.

“Ama sana bir iş bulmamız lazım.”

Arda gülümsedi.

“Ben buldum bile. Biraz birikmişim var. Üç tekerlekli araba alıp sebze meyve satacağım.”

“Yapabilecek misin?”

“Bakacağız…”

Ertesi gün eniştesiyle birlikte üç tekerlekli bir araba aldılar. Hale gidip şeftali ve kayısı yüklediler.

Arda mahalle mahalle dolaşmaya başladı.

Osmaniye… Demirtaş… İhsaniye… Devlet Hastanesi civarı…

“Şeftali vaaar! Kayısı vaaarr! Taze taze, sulu sulu!”

Bağırdı, dolaştı, yürüdü.

Ayaklarına kara sular indi.

Ama bir kilo bile satamadı.

Birkaç gün daha denedi.

Meyveler çürüdü. Kurtlandı.

Arabadan kötü kokular gelmeye başladı.

Akşam eve geldiğinde başını öne eğdi.

“Abla… bu iş bana göre değil.”

Sonra birden durdu.

Gözleri parladı.

“Tabii ya…”

Aklına gelen fikirle gülümsedi.

Bu sefer sebze meyve değil…

Çorap satacaktı.

Eniştesiyle Adana’ya gidip çorap aldılar.

Bir hafta sonra Arda’nın eline hayatında ilk kez bu kadar güzel para geçti.

Çorapların yanına atlet, iç çamaşırı ekledi.

Satış arttıkça Arda’nın kendine güveni de arttı.

Artık bağırmadan satabiliyordu.

İnsanlarla konuşmayı öğrenmişti.

Bir sene böyle geçti.

Ve bir gün…

Askerlik çağrısı geldi.

Arda ürünlerini tek tek paketledi. Ablasının evine bıraktı.

Ablası ve eniştesi onu kapıda uğurladı.

Arda giderken arkasına dönüp baktı.

Bu kez sokaktan değil…

Bir evden çıkıyordu.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

AYŞE KÜÇÜKIŞIK Ayşe Küçükışık Yazar • Şair • Editör “Her yazarın kaleminin ardında bir yaşam hikâyesi vardır. Ayşe Küçükışık’ın yazarlık yolculuğu da çocukluk yıllarında başlayan bir hayalin, engellere rağmen vazgeçmeyen bir azmin ve yıllar boyunca süren üretme tutkusunun hikâyesidir.” Ayşe Küçükışık, 05 Mayıs 1972 tarihinde Berlin’de çalışmak üzere Almanya’ya giden bir Türk işçi ailesinin çocuğu olarak doğdu. Altı yaşına kadar Berlin’de yaşadı. Daha sonra ailesiyle birlikte Türkiye’ye dönerek ilk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladı. İşitme güçlüğü nedeniyle eğitim hayatında çeşitli zorluklar yaşadı ve lise ikinci sınıfta örgün eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Ancak bu engeller, yazmaya olan ilgisini ve üretme azmini azaltmadı. Yazarlık yolculuğuna, ortaokul yıllarında katıldığı bir hikâye yarışmasıyla ilk adımını attı. Kaleme aldığı hikâye önce okul birincisi, ardından il birincisi seçildi. Öğretmenleri tarafından iller arası yarışmada temsil edilmesi için girişimlerde bulunulsa da ailesinin izin vermemesi nedeniyle bu önemli fırsata katılamadı. Yaşadığı hayal kırıklığı, onda vazgeçmek yerine yazmaya daha sıkı sarılma isteği uyandırdı. Bu süreçten sonra ailesinden gizli şiirler yazmaya başladı. Şiirleri 90’lı yıllarda “Eda Alaş” mahlasıyla Mersin’deki çeşitli radyolarda yayımlandı ve dinleyicilerden ilgi gördü. Bir radyo kanalından çalışma teklifi almasına rağmen ailesinin izin vermeyeceğini düşündüğü için bu teklifi değerlendiremedi. Buna rağmen yazmaktan hiç vazgeçmedi; yaşadığı her deneyimi kalemine taşıdı. Şiir, öykü, deneme ve roman türlerinde eserler veren Ayşe Küçükışık, insanın iç dünyasını, yaşamın izlerini ve toplumsal konuları içten bir anlatımla ele almaktadır. Yazdığı 100’e yakın şiirin bir kısmı Fikir İzleri Platformu’nda ve diğer dijital platformlarda yayımlanmıştır. Ayşe Küçükışık'ın kaleme aldığı "Almanya Treni" adlı roman, 2010'lu yılların başında TRT tarafından düzenlenen bir senaryo yarışmasına gönderildi. Eserin konusu ilgi görmesine rağmen, senaryo teknik formatına uygun hazırlanmadığı için değerlendirme sürecini tamamlayamadı. Daha sonra Wattpad'de yayımlanan roman, zamanla hesabına erişim sağlanamaması nedeniyle uzun süre okurlardan uzak kaldı. Ancak yazarın yıllar önce sakladığı çıktılar ve notları, bu hikâyenin yeniden hayat bulmasını sağladı. Aradan geçen yıllarda ilk Türk işçilerinin Almanya yolculuğuna ilişkin araştırmalarını derinleştiren Ayşe Küçükışık, tanıklıklardan, tarihî kaynaklardan ve aile anlatılarından yararlanarak romanını yeniden ele aldı. Bugün “Almanya Treni”, ilk hâlinden çok daha kapsamlı, belgesel yönü güçlendirilmiş yeni versiyonuyla Fikir İzleri Platformu’nda bölüm bölüm yayımlanmaktadır. Tamamladığı ARDA adlı romanı da gerçek hayattan esinlenerek yazılmış olup Fikir İzleri Platformu’nda okurlarla buluşmuştur. Hâlen Fikir İzleri Platformu’nda editör olarak görev yapmakta, eserleri kişisel blogunda ve çeşitli dijital platformlarda okurlarla buluşmaktadır. Yazıları; kişisel blogu, Wattpad, Pinterest ve sosyal medya hesapları aracılığıyla geniş bir okur kitlesine ulaşmaktadır. Roman, şiir ve öykü çalışmalarını sürdürmekte; yaşanmış hayatları edebiyatın gücüyle geleceğe taşımayı amaçlayan eserler üretmeye devam etmektedir.