KIZ KULESİ EFSANELERİ

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

En sık anlatılan efsane, Bizans krallarından birinin güzeller güzeli kızıyla ilgilidir.

6 Kasım 2026 - 01:21
6 Kasım 2026 - 01:21 ⏱ 5 dk Okuma Süresi
 0  7
KIZ KULESİ EFSANELERİ

İstanbul’un en değerli ve en görkemli yapılarından biri olan Kız Kulesi, her yaştan ve her kesimden insanın dikkatini çekmesinin yanı sıra oldukça eski tarihlere dayandırılan kadim bir eserdir. İlk olarak MÖ 410 yılında Atinalı komutan Alkibiades tarafından Karadeniz’den gelen gemileri kontrol altında tutabilmek amacıyla bir gümrük yeri olarak inşa edilmiştir. 12. yüzyılda ise Bizans Kralı I. Manuel Komnenos buraya zarif bir kule yaptırmış, sonrasında 1453 yılında İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet kuleye bir nöbetçi birliği yerleştirerek yapıyı tamir ettirmiştir.

1720 yılında çıkan bir yangınla tamamen yok olan kule, Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın emriyle yeniden inşa edilmiştir. Ayrıca bir dönem veba salgını nedeniyle karantina alanı olarak da kullanılan Kız Kulesi, 1832 yılına gelindiğinde II. Mahmut tarafından tekrar güçlendirilmiştir. Sonraki süreçte Türkiye Cumhuriyeti döneminde de sık sık restorasyon geçirdiği bilinmektedir.

Kız Kulesi ile ilgili anlatılan pek çok efsane vardır. İlk efsaneye göre Antik Yunan Dönemi'nde Makedon Kralı'na karşı mücadele etmesi için İstanbul’a gönderilen Atinalı amiral Chares, deli gibi âşık olduğu eşini de yanında getirmiş ancak ne yazık ki eşi İstanbul’da vefat etmiştir. Üzüntüden kahrolan Chares ise onun anısını yaşatabilmek adına Kız Kulesi’ni yaptırarak burayı eşinin anıt mezarına dönüştürmüştür.

Diğer bir efsaneye göre Afrodit’in rahibelerinden biri olan Hero, bir kralın oğlu olan Leandros’a âşık olmuştur. Rahibelerin evlenmesinin yasak olmasından ötürü imkânsız bir aşkın pençesine düşen bu ikili, zamanla gizli gizli görüşmeye başlamışlardır. Bu süreçte Hero, her gece Kız Kulesi’nin fener kısmında meşale yakıp karşı kıyıdan yüzerek gelmekte olan sevgilisinin yolunu aydınlatmış ve uzun bir süre ilişkilerini bu şekilde devam ettirmişlerdir. Ancak bir gece Boğaz'da şiddetli bir fırtına çıkmış ve Hero’nun yaktığı meşale sönmüştür. Leandros sert dalgalarla boğuşurken bir de ışıksız kalıp yolunu kaybedince daha fazla mücadele edememiş ve boğulmuştur. Sabah sevgilisinin cesedinin kıyıya vurduğunu gören Hero ise bu acıya dayanamayarak kendisini Kız Kulesi’nden Boğaz'ın serin sularına bırakmıştır.

En sık anlatılan diğer bir efsane, Bizans krallarından birinin güzeller güzeli kızıyla ilgilidir. Buna göre saraya gelen bir falcı, kralın kızının 18 yaşına bastığında yılan sokması nedeniyle öleceğini söylemiştir. Bu kehanet nedeniyle çok korkan kral, prensesi koruyabilmek adına denizin ortasına bir kule yaptırarak onu oraya kapatmış fakat yıllar yılları kovalarken prenses makus talihinden kaçamamış ve hizmetçilerin kendisine getirdiği yemek sepetinin içerisine gizlenen bir yılan tarafından zehirlenip ölmüştür.

Osmanlı Dönemi'nden kalan bir Kız Kulesi efsanesi ise Battal Gazi’ye atfedilmektedir. Ünlü seyyah Evliya Çelebi’nin anlattıklarına göre Battal Gazi, Doğu Roma’nın elinde bulunan İstanbul’u kuşatıp yıllar süren amansız bir mücadeleye girişmiştir. Bu sırada Üsküdar Tekfuru, hazinesini ve kızını Kız Kulesi’ne kaçırarak müdafaa etmeye çalışmıştır. Amacından hiçbir şekilde vazgeçmeyen Battal Gazi ise tam yedi yıl boyunca Kız Kulesi’nin karşısına kurduğu karargahta yaşamıştır. Nitekim Şam Seferine çıkıp geri döndüğünde Kız Kulesi’ne ani ve beklenmedik bir baskın yaparak hem kızı hem de hazineyi ele geçirmiş, ardından atına binip hızla oradan uzaklaşmıştır. “Atı alan Üsküdar’ı geçti.” deyiminin de esasen bu olay vesilesiyle ortaya çıktığı bilinmektedir.

Anlatılan son efsane, Kız Kulesi ve Galata Kulesi’nin yaşadığı imkânsız aşkla alakalıdır. Buna göre birbirine deli gibi tutulan bu iki kulenin arasında Boğaz bir engel olarak durmakta ve onları sonsuza kadar birbirinden ayırmaktadır. Galata Kulesi, Kız Kulesi’ne şiirler ve mektuplar yazmış fakat asla gönderememiştir. Bir gün kendi burçlarına çıkarak uçmaya yeltenen Hezarfen Ahmet Çelebi’yi fark ettiğinde ise ondan mektuplarını sevgilisine götürebilmesi için yardım istemiştir. Seve seve kabul eden Hezarfen, kanatlarıyla birlikte uçtuğu sırada mektupları boşluğa düşürmüş fakat rüzgâr sayesinde o aşk dolu sözcükler Kız Kulesi’ne ulaşmıştır. Sonunda hislerini duyurabilen iki âşık, yüzyıllar boyunca birbirlerini öylece seyretmeye devam etmişlerdir.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

busrabulut 2017'den beri içerik yazarlığı yapıyorum. Bugüne kadar 40 küsür platformda yazılarımla yer aldım. 2024 yılında ise "Ulu Bilge" isminde bir öykü kitabı çıkarttım.