17. Bölüm (ARDA)

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
5 Mayıs 2026 - 17:07
5 Mayıs 2026 - 17:07 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
 8  63
17. Bölüm (ARDA)

17. TEKSTİL ATÖLYESİ

Arda, kasap deneyiminden sonra şehri yeniden arşınladı. Bu kez yol onu bir tekstil atölyesine çıkardı.

İşe başladığında, Arda hâlâ tertemiz bir çocuktu; yüzü parlak, çamaşırları ütülü ve düzenliydi. Ama iki hafta geçtikten sonra, aynı çocuk yüzü kapkara, çamaşırları kirden gözükmeyen bir Arda olmuştu.

Patron bu değişikliği fark etti ve Arda’yı yanına çağırdı:

“Oğlum, senin annen çamaşırlarını yıkamıyor mu?”

Arda boynunu eğdi:

“Yok.”

“Peki neden?”

“Benim annem yok.”

Patron şaşkınlıkla durdu. Ne diyeceğini bilemedi, sonra elini Arda’nın omzuna koydu:

“Öldü mü?”

Arda kafasını salladı:

“Hayır, ailem memlekette.”

Patron bir süre sessiz kaldı, kafasını kaşıdı, sonra Arda’ya baktı:

“Oğlum, o zaman sen burada, atölyede yat,” dedi.

O günden sonra Arda, atölyede kalmaya başladı. Geceleri, uyurken, küçük bir çıtırtı duyduğunda korkudan ağlamaya başlıyordu.

Bekçi, Arda’nın sesini duydu ve yanına geldi:

“Oğlum, neden ağlıyorsun?”

Arda hıçkırarak cevap verdi:

“Bi… bi bir ses duydum.”

Bekçi Arda’nın başını okşadı:

“Korkma oğlum. Ben buradayken sana bir şey olmaz, hadi git yat,” dedi.

Ertesi gün patron, uykusuz bir Arda ile karşılaştı. Bekçi, geceyi nasıl geçirdiğini ve olanları anlatmıştı.

Atölyede Arda’nın yanında üç delikanlı daha çalışıyordu. Hepsine devlet hastanesinin yanına bir ev tutulmuştu. Arda gündüzcüydü, diğerleri gececiydi.

Bir gün gece yarısı, Arda’nın karnına ani bir sancı girdi. Ağrı öylesine şiddetliydi ki kıvranıyordu. Kimse yanına gelmedi. Bağırmaya başladı; komşular pencereyi açıp bakıp tekrar kapattılar.

Karşı penceredeki bir kız bağırdı:

“Anne, yeni taşınan komşuda çocuk ağlıyor, bükülüp duruyor!”

Kızın ailesi, Arda’yı alıp hastaneye götürdü.

Hastanede doktor gelene kadar Arda bağırıyordu. Yapılan kontroller sonucu apandisit olduğu ortaya çıktı ve hemen ameliyat olması gerekti.

Arda başta reddetti. Ama doktor, ameliyat olmazsa apandisit patlayacağını söyledi. Arkadaşları imza attı ve ameliyat gerçekleşti.

Bir süre daha atölyede çalıştı. Ama bir gün, beklemediği bir haber aldı.

Mektup Mersin’den gelmişti. Ablasının ciddi şekilde hasta olduğu ve riskli bir ameliyat geçireceği yazıyordu.

Arda, Mersin yollarının önünde uzandığını, hayatın yeniden onu sürüklediğini hissetti.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

AYŞE KÜÇÜKIŞIK Ayşe Küçükışık Yazar • Şair • Editör “Her yazarın kaleminin ardında bir yaşam hikâyesi vardır. Ayşe Küçükışık’ın yazarlık yolculuğu da çocukluk yıllarında başlayan bir hayalin, engellere rağmen vazgeçmeyen bir azmin ve yıllar boyunca süren üretme tutkusunun hikâyesidir.” Ayşe Küçükışık, 05 Mayıs 1972 tarihinde Berlin’de çalışmak üzere Almanya’ya giden bir Türk işçi ailesinin çocuğu olarak doğdu. Altı yaşına kadar Berlin’de yaşadı. Daha sonra ailesiyle birlikte Türkiye’ye dönerek ilk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladı. İşitme güçlüğü nedeniyle eğitim hayatında çeşitli zorluklar yaşadı ve lise ikinci sınıfta örgün eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Ancak bu engeller, yazmaya olan ilgisini ve üretme azmini azaltmadı. Yazarlık yolculuğuna, ortaokul yıllarında katıldığı bir hikâye yarışmasıyla ilk adımını attı. Kaleme aldığı hikâye önce okul birincisi, ardından il birincisi seçildi. Öğretmenleri tarafından iller arası yarışmada temsil edilmesi için girişimlerde bulunulsa da ailesinin izin vermemesi nedeniyle bu önemli fırsata katılamadı. Yaşadığı hayal kırıklığı, onda vazgeçmek yerine yazmaya daha sıkı sarılma isteği uyandırdı. Bu süreçten sonra ailesinden gizli şiirler yazmaya başladı. Şiirleri 90’lı yıllarda “Eda Alaş” mahlasıyla Mersin’deki çeşitli radyolarda yayımlandı ve dinleyicilerden ilgi gördü. Bir radyo kanalından çalışma teklifi almasına rağmen ailesinin izin vermeyeceğini düşündüğü için bu teklifi değerlendiremedi. Buna rağmen yazmaktan hiç vazgeçmedi; yaşadığı her deneyimi kalemine taşıdı. Şiir, öykü, deneme ve roman türlerinde eserler veren Ayşe Küçükışık, insanın iç dünyasını, yaşamın izlerini ve toplumsal konuları içten bir anlatımla ele almaktadır. Yazdığı 100’e yakın şiirin bir kısmı Fikir İzleri Platformu’nda ve diğer dijital platformlarda yayımlanmıştır. Ayşe Küçükışık'ın kaleme aldığı "Almanya Treni" adlı roman, 2010'lu yılların başında TRT tarafından düzenlenen bir senaryo yarışmasına gönderildi. Eserin konusu ilgi görmesine rağmen, senaryo teknik formatına uygun hazırlanmadığı için değerlendirme sürecini tamamlayamadı. Daha sonra Wattpad'de yayımlanan roman, zamanla hesabına erişim sağlanamaması nedeniyle uzun süre okurlardan uzak kaldı. Ancak yazarın yıllar önce sakladığı çıktılar ve notları, bu hikâyenin yeniden hayat bulmasını sağladı. Aradan geçen yıllarda ilk Türk işçilerinin Almanya yolculuğuna ilişkin araştırmalarını derinleştiren Ayşe Küçükışık, tanıklıklardan, tarihî kaynaklardan ve aile anlatılarından yararlanarak romanını yeniden ele aldı. Bugün “Almanya Treni”, ilk hâlinden çok daha kapsamlı, belgesel yönü güçlendirilmiş yeni versiyonuyla Fikir İzleri Platformu’nda bölüm bölüm yayımlanmaktadır. Tamamladığı ARDA adlı romanı da gerçek hayattan esinlenerek yazılmış olup Fikir İzleri Platformu’nda okurlarla buluşmuştur. Hâlen Fikir İzleri Platformu’nda editör olarak görev yapmakta, eserleri kişisel blogunda ve çeşitli dijital platformlarda okurlarla buluşmaktadır. Yazıları; kişisel blogu, Wattpad, Pinterest ve sosyal medya hesapları aracılığıyla geniş bir okur kitlesine ulaşmaktadır. Roman, şiir ve öykü çalışmalarını sürdürmekte; yaşanmış hayatları edebiyatın gücüyle geleceğe taşımayı amaçlayan eserler üretmeye devam etmektedir.