EVLAT

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Mevsimler devrilse de yıllar su gibi akıp gitse de eksilmeyen, aksine her gün büyüyen hasretle yaşayan yanımız var bizim Azizim.

19 Eylül 2026 - 07:19
19 Eylül 2026 - 07:19 ⏱ 5 dk Okuma Süresi
 0  3
EVLAT

                EVLAT

 ​Bir yara varmış, azizim! Canda gizli, yürekte sızısı dinmez bir acı imiş. Öyle bir yara ki. Bütün tabipler susmuş, tıp bu derdin karşısında aciz kalmış. Adına gözyaşı demişler, lakin pınarları kuruyalı çok olmuş. Sabır demişler, çarkı felek durmuş, zaman adeta donmuş. Şifası yalnızca Hak katında saklı olan bu yara, kavuşma vaktini bekleyen körkütük bir "hasret" imiş. Ölüm ile yaşam arasında bir nefes'e iki adım kalmış ki, bunun adına "özlemek" demişler, azizim! ​Özlemek. Ömür tahtamızdan kopup giden, göğsümüzün ortasında hep eksik kalacak o devasa boşluk kaldı bizimle. Ne zaman solgun bir hatıra düşse aklımıza, ne zaman rüzgâr gibi adı geçse, ta derinden, can evimizden bir şeyler kopup düşer. Kalabalık şehirlerin uğultusu içinde bile yapayalnız, sessizce inleyen, gecenin koyu karanlığında gündüzden daha çok ses veren bir yaramız var bizim. Kimsenin uzanıp da dokunamadığı, kimsenin o kör karanlığı tarif edemediği o saklı yerde. İşte orası, silinmeyen bir özlemle dolup taştı. Mevsimler devrilse de yıllar su gibi akıp gitse de eksilmeyen, aksine her gün büyüyen hasretle yaşayan yanımız var bizim Azizim. Bizim ince belli bir fincandan tütmekte olan çayın o buğulu tütsüsünde, gramofondan sızan eski bir şarkının kırık ve mahzun melodisinde, gece yarısı sokaklarda yürüyen kimsesiz bir insanın omuzlarında yük olup yaşamaya devam eden yanımız var bizim. ​Ben her gece, karanlık odalarda yavrumu düşünürüm. Her köşe başındaki o solgun sokak lambasının sarımtırak ışığı altında, öylece durmuş bana bakıyorsun sanırım. Dağınık saçlarında geceye karışan yağmur damlaları. Titreyen göz bebeklerinde yarım kalmış, söylenmemiş cümleler. Sonra içimden hep o aynı nakarat geçer. Kalbimin en derin dehlizlerinde, bir an bile susmadan ebediyen çalan, sokak lambalarının altında titreyen bir şarkısın sen. ​Az önce dalgınlıkla kolumu sertçe kapının pervazına çarptım biliyormusun. O an dizlerimin bağı çözüldü, soğuk betona yığıldım kaldım feryat figan, yüreğimi sökercesine hıçkıra hıçkıra ağladım. Başımda dikilip, neden bu kadar ağlıyorsun, alt tarafı ufak bir çarpma? dediler bana bilmiyorlar ki, canım acıyan etime yada moraran koluma değil, soğuk toprağın altında yatan o gözümün nuruna ağladım. Onlar yarayı tenimde sandı oysa o darbe, göğüs kafesimin içinde çoktan yıkılmış o koca enkazın altından kopan gürültüydü. Kalbimin o görünmeyen, adeta taştan kemikleri çatırdıyordu benim. Bu tarifsiz acının ne dünyada bir ilacı var ne de teselli bulacak bir limanı. Benimki bitmek bilmeyen, kabuk bağlamayacak olan en derin, en kanayan yürek yarasıdır. ​Eğer siz de aynı uçurumun kenarından bakmadıysanız, Aynı keskin taşlara takılıp yüzüstü yere kapanmadıysanız, Aynı kor gibi sancının peşinde geceler boyu sabaha kadar gözyaşı dökmediyseniz , Ve yaranız benimle aynı yerde, sol yanınızın tam orta yerinde değilse; Lütfen kimsenin yaşadığı, içinde büyüttüğü fırtınalar hakkında bu kadar kolay konuşmayın. Çünkü kimin hangi görünmez savaşta ruhundan neleri yitirdiğini asla bilemezsiniz. Unutmayın ki, bugün bodoslama yargıladığın ne varsa, yarın en ağır imtihanın olur. ​Rabbim, sen cennet bahçelerinde gül kokulum olan yavruma rahmet eyle, bizede bu dağlar büyüklüğündeki acıya dayanacak sabır ve güç ver. ​Evlatla imtihan, insan yüreğinin taşıyabileceği en ağır, en kavurucu sınavdır. Hz. İbrahim, evladını o keskin bıçağın ve teslimiyetin eşiğinde sınandı, Hz. Yakup, evladının o kara hasretiyle gözleri kör olana dek kavruldu, Hz. Nuh ise evladının o hazin inkârıyla imtihandan geçti. Anladım ki evlatla sınanmak, bu dünyada sadece seçilmişlerin sırtına yüklenen çileli bir yoldur. Yürek kor gibi yanar, gözler fırtınalı bir deniz gibi durmadan ağlar. Lakin sabrın en dipsiz, en karanlık yerinde bile Rabbin o sonsuz merhameti el uzatmayı bekler. ​Bir anne/baba için bu yeryüzündeki en büyük azap, evladına bir kez olsun dokunamamak, o güzel sesini bir daha duyamamaktır. Ama kalbi bilir ki, Dökülen her damla gözyaşı O'nun huzuruna ulaşır, Çekilen her sabır o yüce kata karşılıksız kalmaz.

           DİLEK SARIKAYA 

MENAJER: ilayda Can & Dilara sarıkaya 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow