PARİSTEKİ YABANCI

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Yıldızlar Altında Adalet 2 kitabımın kruvasan sahnesinden...

15 Haziran 2026 - 15:48
15 Haziran 2026 - 15:48 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
 4  44
PARİSTEKİ YABANCI

İstanbul’un boğucu sisinden, babasının telefon ekranında parlayan isminden ve Akgün’ün şüphe uyandıran sessizliğinden kaçmanın tek yolu arkaya bakmadan gitmekti. Kamer, hayatının en uzun uçuşunun ardından kendini Paris’in kalbinde bulmuştu. Şehir dışarıdan ne kadar büyüleyici, ne kadar ışıl ışıl görünürse görünsün, Kamer’in içindeki karanlığı aydınlatmaya yetmiyordu.

​Seine Nehri’nin yakınlarında, dar bir sokakta yer alan küçük bir kafenin dışarıdaki masalarından birine oturdu. Hava serindi, hafif bir çiseleme başlamıştı ama bu kez bu yağmur ona fabrikadaki o kabus gecesini değil, yapay bir huzuru fısıldıyordu.

​Önündeki masada taze pişmiş, dumanı tüten bir kruvasan ve sert bir kahve duruyordu.

​Kamer, tabağa doğru uzandı. Kruvasandan küçük bir parça koparıp ağzına götürdü. Dışı çıtır, içi yumuşacık olan o tanıdık tereyağı kokulu lezzet, bir anlığına da olsa ona nerede olduğunu, neden kaçtığını unutturur gibi oldu. Paris’te, bir kafenin köşesinde kruvasan yiyen sıradan bir turist gibi hissetmek istedi. Sadece birkaç dakikalığına da olsa adaleti, ölüleri ve yalanları düşünmemek...

​Ancak bu sahte huzur uzun sürmedi. Kahvesinden bir yudum alırken, gözü masanın üzerine bıraktığı telefonuna kaydı. İstanbul’dan bu yana sim kartını değiştirmişti, onu kimse bulamazdı. En azından o öyle sanıyordu.

​Tam kruvasanından bir parça daha koparacakken, yan masaya bir adam oturdu. Adam Fransızca bir şeyler mırıldanarak garsona sipariş verdi, ardından cebinden siyah bir tükenmez kalem çıkardı.

​Kamer’in boğazındaki kruvasan lokması düğümlendi.

​Adam önündeki peçeteye bir şeyler karalamaya başlamıştı. Kamer çaktırmadan adamın eline baktı. Adam, peçetenin üzerine hırslı ve sert hareketlerle bir insan yüzü çiziyor, ardından o yüzün üzerini siyah kalemle tamamen karalıyordu. Tıpkı fabrikadaki o eski fotoğraftaki dördüncü kişi gibi...

​Kamer’in kalbi hızla çarpmaya başladı. Gitmek için ayağa kalktığı sırada, yan masadaki adam başını hiç kaldırmadan, temiz bir Türkçe ve boğuk bir sesle konuştu:

​"Kruvasanın tadı güzeldir Kamer. Ama insanın ağzının tadını kaçıran gerçekler, dünyanın hiçbir yerinde seni rahat bırakmaz."

​Kamer olduğu yerde donakaldı. Paris bile artık güvenli değildi. Altıncı kişi, sandığından çok daha yakındaydı.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Sedef Beyza Kınacı sedef beyza kınacı, 27 Mart 2002 tarihinde Ankara’nın çubuk ilçesinde doğdu. Edebiyata ve anlatıya olan ilgisi küçük yaşlarda başladı ve zamanla yazma tutkusuna dönüştü. Ufuk Üniversitesi Fizik Tedavi Teknikerliği bölümünden mezun oldu. Yazın hayatında özellikle güçlü karakterler ve derin duygusal anlatımlar kurmaya odaklanan yazar, ilk romanı Yıldızlar Altında Adalet ile okuyucuların karşısına çıktı. Bu eserinde, zorluklara rağmen ayakta kalmayı başaran güçlü bir kadın karakter yaratarak adalet, mücadele ve içsel dönüşüm temalarını işledi. Yeni projelerinde de etkileyici karakterler ve sürükleyici hikayelerle okuyucunun kalbine dokunmayı ve kalıcı izler bırakmayı hedeflemektedir.