ALMANYA TRENİ 18. Cİ BÖLÜM – YARIM KALAN UMUTLAR

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

“Rızkı veren Allah’tır. Bugün buradan kesilir… Yarın başka yerden açılır.”

13 Ağustos 2026 - 17:41
13 Ağustos 2026 - 17:41 ⏱ 5 dk Okuma Süresi
 2  45
ALMANYA TRENİ 18. Cİ BÖLÜM – YARIM KALAN UMUTLAR


ALMANYA TRENİ
18. Cİ BÖLÜM – YARIM KALAN UMUTLAR
Komşu köye taşınmalarının üzerinden iki yıla yakın zaman geçmişti.
İlk günlerde yabancılık çeken Memduh ile Şakire, zamanla yeni hayatlarına alışmışlardı. Dükkânın önünden geçen herkes artık Memduh Usta’yı tanıyor, yırtılan ayakkabısını, sökülen çizmesini gönül rahatlığıyla ona emanet ediyordu.
Memduh sabah ezanıyla birlikte dükkânın kepengini açıyor, çalışma tezgâhının başına geçiyordu. Elindeki çekiç, biz ve kalın mumlu iplik artık ekmek kapısının ayrılmaz parçaları olmuştu.
Şakire ise küçük evlerini sıcacık bir yuvaya çevirmişti.
Her sabah senitle açtığı yufkaları sacın üzerinde pişiriyor, evin işlerini bitirdikten sonra dükkâna uğrayıp Memduh’a sıcak çay götürüyordu.
Akşam olduğunda aynı sofrada buluşuyor, Allah’a şükrederek günü tamamlıyorlardı.
Hayat ilk kez yüzlerine gülüyor gibiydi.
Şakire son günlerde kendini biraz daha çabuk yorulurken buluyordu.
Sabahları hafif mide bulantıları oluyor, zaman zaman başı dönüyordu.
Memduh bunu fark ediyor ama üzerinde fazla durmuyordu.
“Çok çalışıyorsun ondan…” diyordu.
Şakire ise gülümsemekle yetiniyordu.
İçinde büyüyen sırrı henüz kimse bilmiyordu.
Bir sabah dükkânın kapısı her zamankinden geç açıldı.
Mahallenin yaşlılarından biri telaşla dükkâna geldi.
“Memduh…”
“Haberi duydun mu?”
Memduh elindeki ayakkabıyı masaya bıraktı.
“Neyi?”
“Ustan…”
“Gece rahmetli olmuş.”
Bir an için zaman durmuş gibiydi.
Memduh duyduklarına inanamadı.
Çalıştığı dükkânın sahibi, kendisine güvenen, ekmek kapısını açan adam artık hayatta değildi.
Hemen dükkânı kapatıp cenaze evine gitti.
Köyün erkekleri avluda sessizce oturuyor, kadınların ağıtları evin içinden yükseliyordu.
Memduh, ustasının tabutunun başında uzun süre dua etti.
İçinden sadece bir cümle geçti:
“Allah senden razı olsun…”
“Bana ekmek kapısı olmuştun.”
Cenazeden birkaç gün sonra ustanın oğulları dükkânı kapatma kararı aldı.
Hiçbiri ayakkabı tamirciliğini sürdürmek istemiyordu.
Bir sabah Memduh’u yanlarına çağırdılar.
“Memduh…”
“Biz bu işi devam ettirmeyeceğiz.”
“Dükkânı kapatıyoruz.”
Memduh başını eğdi.
Söylenecek fazla söz yoktu.
Anlayışla karşıladı.
Çünkü onların da kendi hayatları vardı.
Ama bu karar, onun için yeniden belirsizlik demekti.
O akşam eve döndüğünde yüzündeki sessizliği Şakire hemen fark etti.
“Hayırdır Memduh?”
“Bir şey mi oldu?”
Memduh derin bir nefes aldı.
“Dükkân kapanıyor.”
Şakire bir an durdu.
“Nasıl yani?”
“Patron öldü.”
“Oğulları devam etmeyecekmiş.”
Odanın içinde sessizlik yayıldı.
Sadece gaz lambasının cılız ışığı duvarlarda titriyordu.
Şakire usulca Memduh’un yanına oturdu.
“Üzülme.”
“Rızkı veren Allah’tır.”
“Bugün buradan kesilir…”
“Yarın başka yerden açılır.”
Memduh eşinin sözlerine baktı.
Yorgun yüzünde küçük bir tebessüm belirdi.
“Sen hep umut oluyorsun bana.”
Şakire elini onun elinin üzerine koydu.
“Çünkü umudu kaybedersek…”
“Her şeyimizi kaybederiz.”
Birkaç gün düşündüler.
Sonunda köye dönmeye karar verdiler.
Burada kalmanın artık bir anlamı yoktu.
Eşyaları fazla değildi.
Birkaç bohça…
Bir demir karyola…
Bir masa…
Birkaç mutfak eşyası…
Ve Memduh’un yıllardır kullandığı ayakkabı tamir aletleri…
Komşular vedalaşmaya geldiler.
“Yolunuz açık olsun.”
“Allah işinizi rast getirsin.”
“Kapımız size her zaman açık.”
Sabah erkenden köye giden yük kamyonu geldi.
Eşyalar dikkatlice kasaya yerleştirildi.
Şakire son kez evin kapısına baktı.
Bu küçücük evde hem sevinmişler hem üzülmüşlerdi.
Şimdi ardında güzel hatıralar bırakıyordu.
Memduh kamyon kasasına çıkmadan önce dükkânın önünde durdu.
Elini eski tahta kapıya sürdü.
Orada geçirdiği iki yıl gözlerinin önünden geçti.
Sonra sessizce fısıldadı:
“Hakkını helal et…”
Kamyon ağır ağır hareket etti.
Tozlu köy yolunda ilerlerken Şakire, geride kalan evlere son kez baktı.
Önlerinde yine bilinmez bir yol vardı.
Ama bu kez yalnız değillerdi.
Birlikteydiler.
Ve biliyorlardı ki…
İnsan bazen yeniden başlayabilmek için, sevdiği yerlere veda etmek zorundaydı.
Onlar henüz farkında değildi…
Köye dönüşleri, yalnızca eski hayatlarına dönüş olmayacaktı.
Kader, çok yakında onların kapısını hiç beklemedikleri bir haberle çalacak; o haber, Memduh’un ve ailesinin hayatını sonsuza dek değiştirecekti.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

AYŞE KÜÇÜKIŞIK Ayşe Küçükışık Yazar • Şair • Editör “Her yazarın kaleminin ardında bir yaşam hikâyesi vardır. Ayşe Küçükışık’ın yazarlık yolculuğu da çocukluk yıllarında başlayan bir hayalin, engellere rağmen vazgeçmeyen bir azmin ve yıllar boyunca süren üretme tutkusunun hikâyesidir.” Ayşe Küçükışık, 05 Mayıs 1972 tarihinde Berlin’de çalışmak üzere Almanya’ya giden bir Türk işçi ailesinin çocuğu olarak doğdu. Altı yaşına kadar Berlin’de yaşadı. Daha sonra ailesiyle birlikte Türkiye’ye dönerek ilk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladı. İşitme güçlüğü nedeniyle eğitim hayatında çeşitli zorluklar yaşadı ve lise ikinci sınıfta örgün eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Ancak bu engeller, yazmaya olan ilgisini ve üretme azmini azaltmadı. Yazarlık yolculuğuna, ortaokul yıllarında katıldığı bir hikâye yarışmasıyla ilk adımını attı. Kaleme aldığı hikâye önce okul birincisi, ardından il birincisi seçildi. Öğretmenleri tarafından iller arası yarışmada temsil edilmesi için girişimlerde bulunulsa da ailesinin izin vermemesi nedeniyle bu önemli fırsata katılamadı. Yaşadığı hayal kırıklığı, onda vazgeçmek yerine yazmaya daha sıkı sarılma isteği uyandırdı. Bu süreçten sonra ailesinden gizli şiirler yazmaya başladı. Şiirleri 90’lı yıllarda “Eda Alaş” mahlasıyla Mersin’deki çeşitli radyolarda yayımlandı ve dinleyicilerden ilgi gördü. Bir radyo kanalından çalışma teklifi almasına rağmen ailesinin izin vermeyeceğini düşündüğü için bu teklifi değerlendiremedi. Buna rağmen yazmaktan hiç vazgeçmedi; yaşadığı her deneyimi kalemine taşıdı. Şiir, öykü, deneme ve roman türlerinde eserler veren Ayşe Küçükışık, insanın iç dünyasını, yaşamın izlerini ve toplumsal konuları içten bir anlatımla ele almaktadır. Yazdığı 100’e yakın şiirin bir kısmı Fikir İzleri Platformu’nda ve diğer dijital platformlarda yayımlanmıştır. Ayşe Küçükışık'ın kaleme aldığı "Almanya Treni" adlı roman, 2010'lu yılların başında TRT tarafından düzenlenen bir senaryo yarışmasına gönderildi. Eserin konusu ilgi görmesine rağmen, senaryo teknik formatına uygun hazırlanmadığı için değerlendirme sürecini tamamlayamadı. Daha sonra Wattpad'de yayımlanan roman, zamanla hesabına erişim sağlanamaması nedeniyle uzun süre okurlardan uzak kaldı. Ancak yazarın yıllar önce sakladığı çıktılar ve notları, bu hikâyenin yeniden hayat bulmasını sağladı. Aradan geçen yıllarda ilk Türk işçilerinin Almanya yolculuğuna ilişkin araştırmalarını derinleştiren Ayşe Küçükışık, tanıklıklardan, tarihî kaynaklardan ve aile anlatılarından yararlanarak romanını yeniden ele aldı. Bugün “Almanya Treni”, ilk hâlinden çok daha kapsamlı, belgesel yönü güçlendirilmiş yeni versiyonuyla Fikir İzleri Platformu’nda bölüm bölüm yayımlanmaktadır. Tamamladığı ARDA adlı romanı da gerçek hayattan esinlenerek yazılmış olup Fikir İzleri Platformu’nda okurlarla buluşmuştur. Hâlen Fikir İzleri Platformu’nda editör olarak görev yapmakta, eserleri kişisel blogunda ve çeşitli dijital platformlarda okurlarla buluşmaktadır. Yazıları; kişisel blogu, Wattpad, Pinterest ve sosyal medya hesapları aracılığıyla geniş bir okur kitlesine ulaşmaktadır. Roman, şiir ve öykü çalışmalarını sürdürmekte; yaşanmış hayatları edebiyatın gücüyle geleceğe taşımayı amaçlayan eserler üretmeye devam etmektedir.