Zihnin Labirenti

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Araz, zihnindeki karmaşa ve unutkanlıkla baş etmeye çalışırken, hayatın ve doğanın eksik ahengini kaleme almaktadır.

15 Ağustos 2026 - 08:29
15 Ağustos 2026 - 08:29 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
 1  28
Zihnin Labirenti
Araz, zihnindeki karmaşa içinde dünyayı ve kelimeleri kavramaya çalışırken, bu içsel labirentin izlerini defterine dökmektedir.

Zihnin Labirenti

​Sabahın ilk ışıkları, çalışma masasının üzerindeki dağınık notların üzerine düştüğünde odayı yine alışıldık bir sessizlik kapladı. Pencerenin önündeki saksıda duran çiçeğin yapraklarına bakarken zihninde her şeyin birbirine karıştığını hissetti. Bir yaprağın yeşili ile bir böceğin kanadındaki tonu birbirinden ayırt edemiyordu; sanki dünya onun gözünde tek bir renk paletine dönüşüyordu.

​Masasının üzerindeki kitaplara ve yarım kalmış defter sayfalarına göz gezdirdi. Okuduğu bir paragrafı zihninde tutabilmek, bir nehrin suyunu avuçlarıyla yakalamaya çalışmak kadar imkânsızdı. Kelimeler, daha gözüyle takip edip zihnine yerleştirmeye çalışırken rüzgârın savurduğu bir bulut gibi dağılıp gidiyordu. Oysa “Kalemle öğreten, insana bilmediğini bildiren” bir nizam vardı; fakat kendisi bu labirentin içinde yolunu kaybetmiş bir yolcu gibiydi.

​Evin içinde adım atarken bile bir huzursuzluk içindeydi. Kıyafet seçmek, birbirine uyumlu eşyaları bir araya getirmek veya elindeki basit bir aletle bir simetri kurmak onun için aşılmaz dağlar gibiydi. Tarihin derinliklerinde saklı kalmış bir köprünün mimarisini hayal etmek veya bir yol haritasını okumak, zihninin derinliklerinde ancak anlık kıvılcımlar oluşturuyordu. Dışarı çıkıp fotoğraf makinesini eline aldığında doğanın o eşsiz manzarasını, dağın heybetini veya yağmur sonrası oluşan gökyüzünün o duru görüntüsünü çerçevelemek istiyordu. Ancak vizörden baktığında gördüğü görüntü hafızasında bir türlü sabit kalmıyor, fotoğrafı çekemeden o anın büyüsü zihninden siliniyordu.

​Bazen bir atın yürüyüşündeki asaleti bile seçemez, tarihten gelen izleri bugünün Türkçesi ile ifade etmekte zorlanırdı. Zihninin derinliklerindeki bu ıssız adın sahibi Araz, kendi içindeki binlerce yolla örülmüş bu labirentin içinde dönüp duruyordu. Ne bir taşın sertliğini ne bir suyun akışını tam olarak kavrayabiliyor ne de elindeki malzemenin kıymetini tam olarak bilebiliyordu.

​Yine de bu karmaşanın içinde, kalbinin derinliklerinde ince bir sızıyla yazmaya devam etti. Belki de anlamak; her şeyi ezberlemek ya da mükemmel bir simetri kurmak değildi. Belki de bu labirentin içinde kaybolmak; insanın kendi eksikliğiyle yüzleşmesi ve bu kısıtlı dünya hayatında, her şeyin birbirine karıştığı o noktada bile bir parça huzur arayabilmesiydi. Kalemi bıraktığında dışarıdan gelen bir kuş sesiyle irkildi; doğa kendi düzeninde akıp giderken o, kendi zihnindeki yolları yeniden anlamaya çalışıyordu.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Umran Tezcan Ümran Tezcan:Yazar ve öğretmen .2015 yılında Uşak Üniversitesi-Fen Edebiyat Fakültesi-Matematik bölümünü bitirdi.Şuan öğretmenlik yapıyor. Çocukluğundan beri yazmayı seviyor.Cocuk kitapları öyküler romanlar her yaş grubundan yazmaya çalışıyor.Çocuk romani ,roman ,öykü ,hikaye yazmaya devam ediyor.