ISLAK İZ - Dördüncü Bölüm

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
2 Mayıs 2026 - 22:45
2 Mayıs 2026 - 22:45 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
 5  327
ISLAK İZ - Dördüncü Bölüm

ISLAK İZ – Dördüncü Bölüm

Gece ilerlemişti.

Saatin tik takları, odanın içinde yankılanırken Mahir yazmayı bırakmadı. Sanki kalem onun elinde değil, yıllardır susturulmuş bir sesin elindeydi. Her cümle, içinden sökülüp gelen bir parça gibiydi.

Defter açıktı.

Islak iz artık yoktu.

Ama bu, her şeyin bittiği anlamına gelmiyordu.

Aksine… yeni başladığını fısıldıyordu.

Mahir durdu.

Kalemi masaya bıraktı ve yazdıklarına baktı.

Cümleler ona aitti. Bu kez gerçekten ona aitti. Ne yabancı bir el, ne geçmişin gölgesi… sadece kendisi.

Ama bir eksik vardı.

“Leyla…”

İsmi ilk kez bu kadar net, bu kadar ağır çıktı ağzından.

Ayağa kalktı. Pencereye yürüdü. Şehir karanlığa gömülmüş ama bir şekilde canlıydı. Işıklar yanıyor, insanlar bir yerlere yetişiyordu. Herkes bir şeylerin peşindeydi.

Peki o?

O yıllardır neyin peşindeydi?

Ya da neden kaçıyordu?

Bir an durdu.

Sonra anladı.

Kaçtığı şey bir insan değildi.

Bir anı değildi.

Bir hata da değildi.

Kaçtığı… kendisinin eksik kalan tarafıydı.

Mahir hızla masaya döndü. Defteri tekrar açtı. Bu kez sayfaları karıştırmadı. Boş bir sayfa buldu.

Ve yazdı:

“İnsan bazen birini kaybetmez.

Kendinde bıraktığı parçayı kaybeder.”

Kalem durmadı.

“Ve o parça, bir gün geri çağırır seni.

Bir sesle, bir iz ile… ya da bir kadınla.”

Tam o anda…

Kapı çaldı.

Mahir dondu.

Kalbi bir anlığına duracak gibi oldu.

Bu saatte kim olabilirdi?

Yavaşça kapıya yürüdü.

Her adımda içindeki o eski his geri geliyordu. Ama bu kez korku değildi. Bu… beklentiydi.

Kapıyı açtı.

Karşısında kimse yoktu.

Ama yerde bir şey vardı.

Küçük, katlanmış bir kağıt.

Mahir eğildi, aldı.

Açtı.

Tek bir cümle yazıyordu:

“Artık hazırsın.”

Mahir’in gözleri karardı bir an.

Bu yazıyı tanıyordu.

Ama bu kez nereden geldiğini biliyordu.

Yavaşça başını kaldırdı.

Koridora baktı.

Boştu.

Ama içi… ilk kez doluydu.

Kapıyı kapattı.

Masasına döndü.

Defteri açtı.

Yeni bir sayfa.

Derin bir nefes aldı.

Ve bu kez sadece yazmadı…

Karar verdi.

“Geçmiş beni çağırmıyor artık.

Ben gidiyorum.”

Kalemi bıraktı.

Gözlerini kapattı.

Ve o an…

ilk kez hiçbir şeyden kaçmadan,

hiçbir şeyi beklemeden,

sadece kendisi olarak oturdu.

Ama hikâye bitmemişti.

Çünkü bazı yolculuklar yazıyla başlamaz…

Adım atınca başlar.

Derya YAĞMUR 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Derya Yağmur Araştırma Yazarı ⭐ Editör ⭐ Şair ⭐ Muhabir Yazarı ⭐ Roman Yazarı ⭐ Köşe Yazarı ⭐ Çocuk Edebiyatı Yazarı ⭐ İç Dönüşüm ve Başarı Yazarı ⭐ Sosyal Medya ve İletişim Uzmanı