BABANIN SANA ANLATACAKLARI VAR …

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Ben sana hayatı anlatmaya çalışırken sen bana hayatın ne kadar güzel olabileceğini hatırlatıyorsun.

6 Kasım 2026 - 20:30
6 Kasım 2026 - 20:30 ⏱ 8 dk Okuma Süresi
 0  13
BABANIN SANA ANLATACAKLARI VAR …

Canım oğlum, Burhan Said'im,

Bugün sekiz yaşına girdin. Ben de oturdum sana bir mektup yazıyorum. Aslında insan sekiz yaşındaki bir çocuğa ne anlatabilir diye düşündüm önce. Sonra fark ettim ki benim sana anlatacaklarımdan çok, senden öğrendiklerim varmış.

Bak oğlum, bunu büyüdüğünde daha iyi anlayacaksın. Biz büyükler bazen her şeyi bildiğimizi zannediyoruz. Hele bir de baba olmuşsak tamam, sanki bütün soruların cevabı cebimizde!

Oysa sen bazen öyle basit bir soru soruyorsun ki; ben yıllardır üzerine düşünmediğim bir şeyi düşünmeye başlıyorum. Üstelik sen cevabını alıp oyununa dönüyorsun, ben hâlâ düşünüyorum.

Olacak iş mi bu şimdi? 

Said'im, sen doğduğunda ben ikinci kez baba oldum. Ablanla tanıştığım babalığın başka bir yüzünü seninle gördüm. Sonra Berra geldi. Üçünüz de aynı evde büyüyorsunuz ama hiçbiriniz birbirinize benzemiyorsunuz. İşin güzel tarafı da bu zaten. Ben bazen üçünüze aynı gözle bakmaya çalışırken üçünüzün de benden başka başka şeyler beklediğini fark ediyorum.

Mesela senin bazen istediğin tek şey, anlattığın bir şeyi sonuna kadar dinlemem. Ama ben ne yapıyorum?

Daha sen sözünü bitirmeden cevap vermeye kalkıyorum. Sonra kendi kendime kızıyorum. Çocuk bir şey anlatıyor, sen hemen öğretmenliğe başlıyorsun arkadaş!

Bir dinle bakalım, belki sana öğreteceği bir şey vardır.

Biliyor musun oğlum...

Çocukken büyümeyi çok isterdim. Büyük olunca insanın istediği her şeyi yapabildiğini düşünürdüm. Meğer büyümek öyle değilmiş. Bazen insan büyüdükçe yapmak istediklerinden çok, yapamadıklarını düşünüyormuş. Sen şimdi küçüksün ya, önünde kocaman bir dünya var. Ben o dünyanın senin gözünde küçülmesini istemiyorum.

Bir gün bir karıncayı dakikalarca izlersen izle. Bir taşın neden öyle olduğunu merak edersen sor. Bir oyuncağını söküp içinde ne var diye bakarsan…

Neyse, o konuda önce bir konuşalım. Her şeyi de parçalamak zorunda değiliz. 

Ama merak etmekten vazgeçme oğlum. Çünkü insan bazen büyüdüğü için değil, merak etmeyi bıraktığı için yaşlanıyor.

Sana bir şey daha söyleyeceğim. Ben senin benden daha iyi bir insan olmanı istiyorum ama benim gibi olmanı istemiyorum. Yanlış anlama, baban o kadar da kötü bir adam değil.  Fakat benim doğrularımın hepsi senin doğruların olmak zorunda değil. Senin de kendine ait düşüncelerin, kararların, hayallerin olacak. Bir gün bana katılmadığın bir konuda fikrini söyleyebilmeni isterim. Yeter ki düşünerek söyle, kırmadan söyle.

Hatta bir gün beni ikna edersen ne güzel. Gerçi babanı ikna etmek bazen biraz zaman alabilir, şimdiden sabır diliyorum sana.

Oğlum, hayat sana her zaman istediğini vermeyecek. Bunu sana korkutmak için söylemiyorum. Sadece her şeyin istediğin gibi gitmediği günlerde kendini eksik hissetmeni istemiyorum. Bir oyunu kaybettiğinde de sen yine Burhan'sın. Bir soruyu yanlış cevapladığında da. Bir arkadaşın seninle oynamak istemediğinde de.

İnsanların sana nasıl davrandığı, senin ne kadar değerli olduğunu belirlemez.

Ama sen de kimseyi küçümseme. Bir arkadaşının ayakkabısı eski olabilir, bir başkası senin kadar hızlı okuyamayabilir, bir diğeri oyunda hep yenilebilir. Bunların hiçbirine gülme oğlum. Gülmek istiyorsan birlikte gülün. Birinin üzüntüsünden kendine eğlence çıkarma.

Bir de ağlamaktan utanma. Bazen ben de üzülüyorum, bazen yoruluyorum. Hatta bazen ne yapacağımı bilemediğim oluyor. Sen babanı hep güçlü görmek isteyebilirsin ama ben de insanım oğlum. Benim de korkularım, yanlışlarım, beceremediğim şeyler var. Belki bunları bilmen, büyüdüğünde kendine biraz daha anlayışlı davranmanı sağlar.

Şunu da bilmeni isterim Said'im: Ben sana kızdığımda bazen aslında senin yaptığın şeye değil, kendi yorgunluğuma kızıyor olabilirim. Bu doğru bir şey değil. O yüzden bir gün haksızlık ettiğimi düşünürsen bana söyle. Ben de senden özür dilemeyi bilmeliyim. Baba olmak, özür dilemekten muaf olmak demek değilmiş. Bunu da öğreniyorum.

Düşünsene, ben sana yürümeyi, konuşmayı, bazı şeyleri yapmayı öğretmeye çalışıyorum. Sen de bana sabretmeyi, dinlemeyi, bazen susmayı öğretiyorsun. İkimizin de birbirinden öğreneceği çok şey var anlayacağın.

Ah benim güzel oğlum…

Bazen sana bakarken kendi sekiz yaşımı düşünüyorum.

Acaba o yaştaki ben, bugünkü benimle karşılaşsaydı ne söylerdi?

Belki biraz şaşırırdı.

Belki de “Sen gerçekten büyüyünce böyle mi oldun?” diye sorardı. 

İşte ben senin büyüdüğünde kendi çocukluğuna yabancı kalmanı istemiyorum. Bugün sevdiğin oyunları, güldüğün şeyleri, kurduğun hayalleri unutma. Bir gün çok ciddi bir adam olsan bile arada bir saçmalamayı bil. Çünkü hayat zaten yeterince ciddi oğlum, bir de biz her şeye kaşlarımızı çatarak bakmayalım.

Ablanla ve Berra'yla geçirdiğin günlerin kıymetini de bil. Bugün birbirinizin oyuncaklarına kızıyorsunuz, bazen küçücük şeyler yüzünden tartışıyorsunuz. Ama yıllar sonra belki de en çok bu günleri özleyeceksiniz. Birbirinizi hep sevmek zorunda değilsiniz demiyorum, elbette sevin. Ama bazen kızsanız da birbirinize sırt çevirmeyin. Kardeşlik biraz da aynı evde farklı farklı büyüyüp birbirinin çocukluğuna şahit olmakmış.

Sana zenginlik, makam, şöhret gibi şeylerden uzun uzun bahsetmeyeceğim. Bunların ne olduğunu zamanla öğrenirsin. Ben senin akşam başını yastığa koyduğunda vicdanının rahat olmasını isterim. Birinin hakkını yemediysen, elinden geldiğince iyilik yaptıysan, yanlışını fark ettiğinde düzeltebildiysen güzel bir gün geçirmişsin demektir.

Bir de oğlum, her duyduğuna inanma. Hatta benim söylediklerimi bile düşün. Sor, araştır, anlamaya çalış. Çünkü ben sana hazır bir hayat vermek istemiyorum. Kendi aklını kullanabildiğin, kendi vicdanını dinleyebildiğin bir hayatın olsun istiyorum.

Bugün sekiz yaşındasın. Belki bu mektubu okurken bazı yerlerde sıkılacaksın. Haklısın, ben de senin yaşında olsam bu kadar uzun mektup okur muydum, emin değilim. Ama sen sakla bunu. Bir gün yeniden okursun. Belki o zaman başka şeyler anlarsın. Belki de babanın bazı düşüncelerine katılmazsın. Olsun, buna da razıyım.

Yalnız sana bir itirafım daha var.

Ben senin geleceğini çok merak ediyorum ama çocukluğunun çabucak geçmesini istemiyorum. Kendi ayaklarının üzerinde durmanı istiyorum ama arada gelip elimi tutmanı da istiyorum. Büyümeni istiyorum ama bazen keşke şu hâlinle biraz daha kalsan diyorum.

Gördün mü, baban da ne istediğini her zaman bilmiyor. Üstelik bunun üzerine kitap yazmış bir adamım ben! 

Belki de babalık böyle bir şeydir oğlum. Evladının büyümesine sevinirken geride kalan küçük hâllerini özlemek.

Sana söz veremeyeceğim şeyler var. Her istediğini yapamam, her sorununu çözemem, her zaman doğruyu bilemem. Ama sana bir söz verebilirim: Seni anlamaya çalışmaktan vazgeçmeyeceğim. Bazen beceremesem de yeniden deneyeceğim.

Sen de bir gün bana bir şey anlatmak istediğinde, “Babam anlamaz.” diye düşünmeden önce bir gel, konuşalım. Belki gerçekten anlamam. Ama öğrenirim oğlum. İnsan sevdiği birini anlamak için de öğrenir.

Allah seni güzel insanlarla karşılaştırsın. Kalbini iyilikten, aklını meraktan, dilini doğruluktan ayırmasın. Sana uzun bir ömürden önce hayırlı bir ömür nasip etsin. Ve bizi birbirimize karşı anlayışlı, merhametli kılsın.

Neyse Said'im, yine uzattım. Sen sekiz yaşına girdin, ben sana neredeyse sekiz sayfalık mektup yazacağım. 

Ama bitirmeden bir şey söylemek istiyorum.

Büyüdüğünde bu mektubu yeniden okursan beni yalnızca baban olarak değil, seninle birlikte büyümeye çalışan bir insan olarak da görmeni isterim. Çünkü ben de hayatı ilk kez yaşıyorum oğlum. Senin sekiz yaşını da ilk kez görüyorum. Bazen ne yapacağımı bilememem bundan.

Ve bil ki senin baban olmak, bana verilmiş çok güzel bir nasip.

İyi ki doğdun Burhan Said'im.

Ben sana hayatı anlatmaya çalışırken sen bana hayatın ne kadar güzel olabileceğini hatırlatıyorsun.

Bir gün senin de bana anlatacakların olursa, oturup dinlemek isterim.

Hem de bu defa sözünü kesmeden. Söz!

Seni çok seven baban. ❤️

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Ramazan Turhan Yazar | Oyuncu | İçerik Üreticisi “Gerçekten Ne İstediğini Biliyor Musun?” kitabının yazarı Instagram üzerinden kitap ve düşünce içerikleri üreticisi Okuma kültürü ve bireysel gelişim üzerine çalışmalar yapan biri Tiyatro Oyuncusu 1994 doğumluyum, evli ve 3 çocuk babasıyım. Denizli’de yaşıyorum. Radyo Televizyon Programcılığı okudum, bir dönem medya sektöründe çalıştım ama hayat beni başka yerlere de götürdü. Bazen elimde kamera vardı, bazen çekiç. Kimi zaman masa başında, kimi zaman beden gücüyle çalıştım. Ama içimde hep bir şeyler yazma isteği vardı. Yazmak bana iyi geliyor… İlk kitabımı yazdım, şimdi yeni cümlelerin peşindeyim. Burada hissettiklerimi, düşündüklerimi, içimden geçenleri paylaşmak istiyorum. Kimi zaman bir deneme, kimi zaman bir hikâye, bazen de sadece bir cümle… Okursan ne mutlu, okurken kendinden bir şey bulursan daha da güzel. Ben yazarken iyileşiyorum, belki sen de okurken rahat bir nefes alırsın. İLGİ ALANLARIM * Kitap ve edebiyat * Yazarlık ve düşünce üretimi * Kültür ve insan psikolojisi * Tiyatro ve sahne çalışmaları