BEN BİLMEZEM

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
20 Mayıs 2026 - 15:50
20 Mayıs 2026 - 15:50 ⏱ 4 dk Okuma Süresi
 3  41
BEN BİLMEZEM

Bu satırlar, duymaktan çok anlamaya niyeti olanlara…
Aynı kelime, aynı cümle… Ama içinde ne çok anlam saklı.
Bazen bir şey anlatırsın; anlattığını sanırsın. Karşındaki duyar; anladığını sanır. Oysa arada koca bir boşluk vardır. Senin niyetin başka, onun algısı başka… İşte bu tezatın içinde sağlıklı iletişim kurmak çoğu zaman sandığımızdan çok daha zor. Bir de üslup var… Belki de işin en can alıcı noktası. Üslup, aynı cümleyi iyileştirir de, yaralar da. “‘İyi misin?’ demekle ‘abartıyorsun’ demek arasındaki fark küçüktür belki. Ama biri insanı konuşmaya davet eder, diğeri içine kapatır. Yanındayım demekle gerçekten yanında kalmak arasında fark vardır.
İnsan bunu cümlelerden değil, sessizlikten anlar. Günlük hayatta buna benzer o kadar çok örnek var ki  bakmak isteyen için her yerde… Bu örnekler tesadüf değil.
İlk kez nerede anlaşılıp anlaşılmadığımızı öğrendiğimiz yer, çoğu zaman evimizin içiydi.

Kaçımız büyüdüğümüz evde gerçekten anlaşıldığımızı hissettik?
Büyüklerimiz çoğu zaman “senin iyiliğin için” diyerek, kendi doğrularını bize emanet etmeye çalıştı. Onlar için doğru olan buydu. Zaman geçti, biz uyandık… Kendimiz olmak istedik. İşte çatışma tam da orada başladı. Peki, hayatta tek bir doğru olmak zorunda mı? Kime göre? Neye göre? Ben hayata başka bir pencereden bakıyor olabilirim, sen başka bir pencereden...
Ben cam kirlendiğinde silmeyi seçerim, sen belki o kirden şikâyet edersin. Kimisi çözüm arar, kimisi şikâyetle oyalanır. Bu da bir bakış meselesidir. Zamanla insan, baktığı yerde kalır.
Bazı insanlar vardır; acılarından beslenir. Karanlık tanıdıktır, bırakmak istemezler. Sen değişmeye çalıştığında, hatta sadece denediğinde bile kendilerini seninle kıyaslarlar. Ve farkında olmadan seni de o karanlığa çekmek isterler.

Ama sen artık bilirsin… Bilmek her zaman özgürleştirmez. Bazen bilmek, insanı yalnız bırakır. Çünkü artık mazeretlerin yoktur. Bu bilgi seni yükseltmez; ağırlaştırır. Çünkü artık neyi görmezden geldiğini de bilirsin. Ve insan, bildiği yerde eskisi gibi kalamaz. Bu yüzden bazı yollar netleşir. Işığı arayana el uzatılır, evet. Çıkmak isteyene yol gösterilir. Ama karanlıkla yaşamayı seçenin yükünü taşımak zorunda değilsin. Bazen bırakmak gerekir. Tepki vermeyi bıraktığında bile bir şeyler değişir. Fark etmek… Başlı başına bir uyanıştır.  

O yüzden farkında ol dostum. Bazen mesele anlaşılmamak değildir.
Sadece herkes, duyabildiği kadarını alır. Ve bu, çoğu zaman bizim kontrolümüzde değildir. Herkesin penceresi başka bir manzaraya bakıyor. Ve bu, dünyayı daha zor değil; belki de daha anlamlı kılar. İşte asıl mesele de tam burada başlar.

İşte bu noktada insan, kendini susturan bir kapıdan geçer.
Tasavvufta buna “ben bilmezem” zikri denir. Bildiğini sandıklarını bırakıp hakikate alan açmaktır bu.
Çünkü bilmediğini kabul eden, artık fazlalıkları taşımak zorunda değildir.
Bilmediğini bilenin, durduğu yer hakikate yakındır.

“Fark etmek bir uyanıştır.
Ama uyanıp yerinde kalmak bir tercihtir.”

 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Burçak Sorhun Kaldırımda Açan Çiçek ve Sevgiyle Değişen Dünya adlı kitapların Yazarı...