YUVAYA DÖNÜŞ

YUVAYA DÖNÜŞ

Nisan 22, 2025 - 06:48
Mayıs 2, 2025 - 15:48
 0  725
YUVAYA DÖNÜŞ

YUVAYA DÖNÜŞ

YAZAN: BİKE S. DEMİRKIZ

 

Saat akşam 21:00’e yaklaşmaktaydı, denizden esen serin rüzgâr sahil kasabasının dar sokaklarında dolaşıyordu. Merkezden gelen anons üzerine, bir trafik kazasında hayatını kaybeden genç bir kadının ailesine acı haberi vermek için yola çıkmıştı.

Kazanın olduğu yer, kasabanın biraz dışındaki virajlı yolda, eski zeytinliklerin arasında kalan bir noktadaydı. Kadının arabası kayarak uçuruma yuvarlanmış, birkaç gün sonra ancak fark edilebilmişti. Ömer, haber vermek için ailesinin yaşadığı taş eve doğru ilerlerken yorgun ve uykusuzdu ama en çok yorgun düşüren, böyle anlarda insanların yüzüne bakıp o korkunç haberi vermekti.

Eve yaklaştığında bahçe kapısında birini gördü. Ay ışığında yüzünü net seçemedi ama bir kadın olduğu belliydi. Beyaz, uzun kollu bir elbise giymişti ve kollarını göğsünde kavuşturmuş halde bekliyordu. Gecenin bu saatinde birinin bahçede olması garipti ama Ömer, böyle anlarda insanların huzursuzlandığını bilirdi.

Arabadan indiğinde kadın ona doğru hafifçe yaklaştı.

“İyi akşamlar,” dedi Ömer yumuşak bir sesle.

Kadın hafifçe başını eğdi. “Birini mi arıyordunuz, diye sordu?”

Ömer, garip bir ürperti hissetti. “Siz… Burada mı yaşıyorsunuz?”

Kadın başını salladı. “Evet, dedi.”

Ömer, başıyla onayladı. Kadın çok sakin görünüyordu, sanki konuşmaya önceden hazırlanmış gibiydi. “İçeri geçebilir miyiz?” diye sordu.

Kadın bir an düşündü, sonra başını salladı. “Tabii,” dedi, “Yolu göstereyim. Yürüyelim.”

Ev bahçenin biraz iç tarafındaydı. Yavaş adımlarla ilerlerken Ömer, kadının yanında yürürken garip bir huzur hissetti. Normalde, polisi kapılarında gören insanlar gergin olurdu. Ama bu kadın… Sanki çoktan biliyormuş gibiydi.

Evin taş basamaklarına vardıklarında kadın durdu ve “Kapıyı çalabilirsiniz,” dedi, ardından sessizce geri çekildi.

Ömer, hafifçe kaşlarını çattı ama bir şey demedi. Kapıyı çaldığında içeriden ayak sesleri duyuldu. Kapıyı genç bir kadın açtı, uykusuz ve yorgun görünüyordu. Endişeli bir ifadeyle ona baktı.

“Hayırdır, memur bey?”

Ömer boğazını temizledi. “Bu saatte rahatsız ettiğim için üzgünüm,” dedi. “Ama içeride diğer aile üyeleriniz de varsa, sizinle konuşmam gereken önemli bir konu var.”

Kadın ona şüpheyle baktı, sonra başını sallayarak içeri buyur etti.

Oturma odasında orta yaşlı bir adam oturuyordu, , merhumun babası olmalıydı. Annesi olduğu anlaşılan yaşlı bir kadın, sessizce sandalyeye çökmüş, gözlerini kısarak Ömer’e bakıyordu.

Ömer, derin bir nefes alarak konuşmaya başladı.

“Aylin Kuzucu burada mı yaşıyor?”

Baba büyük bir merak ve endişeyle “Evet kızımız o bizim. Ama okumak için büyük şehirde şimdi”

Ömer boğazını temizleyip uzatmadan hemen lafa girdi “Büyük bir üzüntüyle söylüyorum ki… şey…Aylin birkaç gün önce bir trafik kazasında hayatını kaybetti.”

O an, odada her şey durdu.

Genç kadın gözlerini büyüterek ağzını kapattı, yaşlı adamın yüzü kireç gibi oldu. Annesi ise önce tepki vermedi, sanki duyduklarını anlamamış gibiydi. Sonra birden hafifçe sallandı ve kısık bir sesle konuştu:

“Hayır… Hayır, yanlışınız olmalı…”

Genç kadın ağlamaya başladı. Babası, derin bir nefes alıp içini çekti.

Ömer, üzüntüyle başını eğdi. “Başınız sağ olsun,” dedi. “Kazanın olduğu yerden, kasabanın girişindeki keskin viraj mevkiinden, bu sabah ihbar geldi. Araba çok kötü durumdaydı… Ne yazık ki, olay yerinde hayatını kaybetmişti.”

Yaşlı adam gözlerini kapadı, başını iki yana salladı. “Yavrum eve dönüyordu…” diye mırıldandı.

Genç kadın hâlâ ağlıyordu ama birden sesi kesildi, gözleri büyüdü. “Aylin…” dedi fısıltıyla.

Ömer, bir an irkildi. “Ne oldu?”

Kadın titreyerek konuştu. “Az önce… Az önce onun sesini duydum. Odamda uyuyordum ama kapı gıcırtısıyla uyandım. Aylin’in sesiyle… ‘Hadi uyan, seni bekliyorlar,’ dedi.”

Ömer’in tüyleri diken diken oldu.

Kendi gördüğü kadını düşündü.

Yavaşça duvarda asılı fotoğraflara göz gezdirdi. Bir çerçevede, bahçe kapısında konuştuğu kadının genç bir versiyonunu gördü.

“Bu fotoğraftaki kişi… Aylin mi?” diye sordu.

Genç kadın başını salladı. “Evet, o…”

Bir anda tüm hava ağırlaştı. Ömer’in midesi bulandı, boğazı kurudu. Gözleri istemsizce kapıya gitti. Bahçeye baktı.

Kapının önünde hâlâ beyaz elbiseli siluet duruyordu. Ama şimdi… yüzü gölgedeydi.

Gece rüzgârı, zeytin ağaçlarının arasında hafifçe uğuldayarak esiyordu.

Sadece bir an, rüzgârın taşıdığı fısıltıyı duydu.

“Onlara haber verdiğin için teşekkür ederim.”

Ve göz açıp kapayana kadar, gölge kaybolmuştu.

O gece, Aylin gerçekten eve dönmüştü. Ama bu defa, vedaya gelmişti ...

 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Bdemirkiz Sonsuzlukta Bir Kıvılcım yazarı