Toprak Altında Kalmış Vicdanlar

Şubat 6, 2025 - 16:03
Eylül 25, 2025 - 22:48
 1  801
Toprak Altında Kalmış Vicdanlar

Bir Felaketten Daha Fazlası: Depremin Ardında Kalan İnsanlık Yıkımı

6 Şubat 2023... Sadece Hatay değil, Kahramanmaraş'tan Adıyaman'a, Malatya'dan Gaziantep'e kadar birçok şehir yerle bir oldu. Kadim medeniyetlerin beşiği olan bu topraklar, bir gecede taş yığınına dönüştü. Ama enkaz altından yalnızca cesetler değil, hepimizin vicdanı da çıkarıldı. Bu deprem, yalnızca bir doğal afet değil, insan eliyle yaratılmış bir felaketin utanç belgesiydi. Gelin, birkaç duvarın altında nelerimizi kaybettiğimizi birlikte düşünelim.

Depremden önceki hayatlara bir bakalım. Ruhsatlar kağıt üzerinde, denetimler çay sohbetlerinde, "biz sağlamız" naraları ise her köşe başında. Bu şehirlerde kaç bina "deprem yönetmeliğine uygun" diye onay aldı? Ve kaç tanesi "adamına uygun" diye yükseldi? Bir zamanlar düğün hazırlığı yapan yüzlerce sevdalı, birkaç kuruş daha fazla kazanma peşindeki para sevdalıları yüzünden düğün tarihinden önce cenazelerine kavuştu. Kahvaltıda "Bizim müteahhit sağlamdır" diyenler, akşam aynı müteahhidin enkazında yavrularını aradı. Çünkü ne hikmetse, çürük binalar bu ülkede hep en sağlam kefaretleri ödetiyor.

Deprem sabahı televizyon başına geçmiş, sıcak çayını yudumlayan bizler... Haberleri izlerken fark ettik ki, aslında izlediğimiz yıllardır tekrar eden bir dizinin yeni sezonuydu. Senaryo aynı: "Kimse uyarmadı mı?" diyen yetkililer, "Uyarmıştık ama dinleyen olmadı" diyen uzmanlar, "Allah'tan geldi" diyen sorumlular ve enkaz başında çaresizce bekleyen halk. Çayınızı tazeleyin, çünkü bu hikâye bitmez.

Ama hakkını yemeyelim; çok hızlıydık! Yardım kampanyaları düzenlendi, sosyal medyada etiketler havada uçuştu, bağışlar yağdı. Bir ara "Hepimiz biriz, beraberiz" sloganıyla bir millet olduk, sonra tekrar köşemize çekildik. O gün herkes depremzedeydi; bugün ise kimse konteynerlerde yaşamaya mahkûm edilen çocukları hatırlamıyor. O bebekler hâlâ soğuk demirlerin içinde büyüyor, ilk adımlarını bir evin sıcaklığı yerine çamurla karışık zeminlerde atıyor. Çünkü hafızamız zayıf; çünkü bizler yeni diziler, yeni seçimler, yeni krizlerle meşgulüz.

Bir ülkenin gerçek yıkımı, binaların çökmesiyle değil, insanlığının çökmesiyle başlar. Ve ne yazık ki, o gece bu ülkenin insanlığı da yerle bir oldu. Hâlâ enkaz altında sevdiklerinin ellerini tutmak isteyen insanlar var. Hâlâ konteynerlerde yaşayanlar, hâlâ kışa çadırda girenler, hâlâ unutulanlar var. Oysa onlar en unutulmaması, en göz ardı edilmemesi gereken gündemlerimiz olmalıydı...

Bu deprem bize kader değil, bir sorumluluk sınavıydı. Ama biz bu sınavda sınıfta kalmaya devam ediyoruz. Deprem sonrası ilk günlerde yükselen yardım coşkusu, yerini sessizliğe bırakırken, enkazın altında kalan sadece şehirler değil, insanlığımız oldu. Hadi itiraf edelim: Zihniyetimizi değiştirmeden, bu hikâyenin sonu hep aynı olacak.

O yüzden bırakın o popüler "Hepimiz biriz" sloganlarını. Gerçek bir değişim istiyorsak, önce zihniyetimizi sarsalım. Çünkü ne yazık ki, bu ülke yalnızca fay hatlarının değil, vicdan hatlarının da kırıldığı bir yer haline geldi.

Hatay’dan Maraş’a, Adıyaman’dan Malatya’ya, sadece şehirler değil; hayaller, çocukluklar, düğünler ve umutlar da yıkıldı. Ama gelin, kabul edelim: Toprak altında kalan, yalnızca binalar değil, bizim insanlığımız oldu.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Fatma Betül Öztürk Editör / Köşe Yazarı