Aşkın Filtreli Hali

Z kuşağı ve ilişki kavramı

Ağustos 31, 2025 - 16:25
 0  119
Aşkın Filtreli Hali

Bir Z kuşağı genci olarak itiraf edeyim: 20’li yaşlarımız aşk konusunda tam bir paradoks. Evlenmek için çok genciz, yeni birini tanımak için çok yorgunuz, “çocukça flörtler” içinse fazla büyümüşüz.

Arada kalmış gibiyiz; Sosyal medyadan flört edip bir kahve içmek ile nişanlılık ciddiyetine girmek arasında sürekli gidip geliyoruz. Üniversite kampüslerinde, kafelerde, sosyal medyada hep aynı sorunun etrafında dönüp duruyoruz: “Biz şimdi neyiz?” 

Çünkü değişen çağ, teknoloji ve sosyal medya bizi yepyeni kavramlarla tanıştırdı: SituationShip, Ghosting, Breadcrumbing, Benching ve en fenası DTR Talk... Gördüğünüz gibi, 2025 yılında yaşayan yirmili yaşlarındaki bir gencin; yaşadığı ilişkiyi tanımlayabilmesi için en az B1 seviyesinde İngilizce bilmesi gerekiyor. Eskisi gibi mendil düşürüp "Sevgili Adayına" göz kırpmak falan yok ne yazık ki... Onlar yeşilçamda kaldı. Artık mendilini düşürene değil, filtresini düşürene bakılıyor bu devirde. 

Bu kafası karışık neslin zihni, her gün rutin sorularla dolup taşıyor:

  • Mezun olunca ne yapacağım?

  • Kendi işimi mi kursam, yoksa sosyal medya fenomeni mi olsam?

  • YouTube’da daha çok para var gibi geliyor…

  • Hikâyeme kaç “like” geldi?

  • Çıkma teklifi geri mi gelmeli?

  • Yurtdışında mı okusam?

  • İki seneye evlenirsem hedeflediğim yaşta anne/baba olabilirim mi?

Ama en çok da şu soruda sıkışıp kalıyoruz: “Peki biz şimdi neyiz?”

Diploma için okul, para için iş, huzur için eş, takipçi için poz derken aslında hiçbirini tam anlamıyla yapamaz hale geliyoruz.

  • Aile desteği yoksa okuyabilmek için çalışıyoruz.

  • Hem okuyup hem çalışıyorsak sosyalleşecek enerjimiz kalmıyor.

  • Sosyal pilimiz tükendiğinde ise “hayalimizdeki eş”i sosyal medyada arıyoruz.

Ama dijital platformdan tanışınca içimizi şu sorular kemirmeye başlıyor: Gerçekte de fotoğraftaki gibi mi? Photoshop var mı? Fake mi, beni mi dolandırıyor?

Bir de işin red flag kısmı var. Eskiden red flag, “henüz askere gitmemiş olması” ya da “anneye fazla düşkün olması” gibi daha gündelik, hatta şu an önemsiz gibi gelen sorunlardı. Bugünse red flag bambaşka:

  • WhatsApp’ta son görülmesini kapatması,

  • Story’lerini sürekli “yakın arkadaşlar”a atması,

  • Spotify'da hâlâ eski sevgilisine yaptığı çalma listelerinin durması,

  • Netflix şifresini paylaşmaması,

  • Ya da daha kötüsü, seni tanıştırdığı tek şeyin… telefonunun arka kamerası olması...

Kısacası, eskiden aile büyükleri “çeyiz sandığı”na bakarak karar verirdi, şimdilerde ise bizler “Instagram story arşivi”ne bakmaya mecbur kalıyoruz.

Ve bütün bu karmaşık ilişkilerin, yabancı kavramların, kırmızı bayrakların arasında biz hâlâ her pozda gülümsemeyi başarıyoruz. Bu devrin sırtımıza bindirdiği onca yükü yalnızca wi-fi çeken yerlerde taşıyoruz. Prizden uzaklaşınca içimizi saran o huzuru yeni yeni öğreniyoruz. "Dijital Detox" yapmak istiyoruz ama bu kavramı bile dijitalden öğreniyoruz.

Bizden önceki nesiller daha az seçeneğin içinde daha net kararlar verirken, biz her şeye erişebildiğimiz için hiçbir şeyi seçemiyoruz. Yine de bütün çelişkilere rağmen, tutarlı olmaya çalışıyoruz: Tek eksiğimiz, hâlâ o meşhur soruya cevap verememek: “Biz şimdi neyiz?” Çünkü artık “flörtöz takılmalar” içimizi kesmiyor; ama evlilik kelimesi de üzerimize birkaç beden büyük gelen bir ceket gibi.

Evet, erken evlenmek riskli, geç evlenmek kaygılı. Ama sevgili olmayı göze alamayanın “ruh eşi” de olmuyor. 20’li yaşların aşkı, ne masallardaki kadar mucizevi, ne de sosyal medyadaki kadar filtreli. Ama doğru insanı bulduğunda, banka hesabı da saç modeli de anlamını yitiriyor...

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Fatma Betül Öztürk Editör / Köşe Yazarı