KAYBEDİLEN NESİL

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
10 Mayıs 2026 - 10:23
10 Mayıs 2026 - 10:23 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
 7  40
KAYBEDİLEN NESİL

Bir öğretmen…

Elinde tebeşir, yüreğinde umut… Bir çocuğun kalbine dokunmak için yıllarını veren bir insan… Ve bir gün, yetiştirmeye çalıştığı bir öğrencinin elinde hayata veda ediyor.

Bu nasıl bir kırılmadır? Bu hangi ara oldu?

Ne zaman sınıflar bilgi yuvası olmaktan çıkıp öfkenin, tahammülsüzlüğün, kopuşun mekânı hâline geldi?

Bir öğretmen, bir çocuğun geleceğine ışık olmak için vardır. Ama bugün bir öğretmenin, bir öğrencisinin öfkesine kurban gitmesi; sadece bir cinayet değildir. Bu, bir neslin alarmıdır.

Bu, “Kaybedilen Nesil” başlığının kanlı bir cümlesidir.

Bir genç nasıl olur da kalem tutması gereken eliyle bıçak tutar? Ne eksik kaldı? Sevgi mi? İlgi mi? Ahlâk mı? Merhamet mi? Yoksa hepsi mi?

Evlerimizde iletişim azaldı. Sofralarımızda ekranlar çoğaldı. Çocuklarımızı büyüttük ama ruhlarını besleyemedik. Başarıyı not sandık, terbiyeyi ikinci plana attık.

Oysa bir nesli ayakta tutan şey; yalnızca akademik başarı değil, vicdandır. Bir öğretmene el kaldırmayı aklından bile geçirmeyen bir iç denetimdir. Bir “hocam” derken gözleri dolan saygıdır.

Bugün sormalıyız: Gençler neden bu kadar öfkeli Neden bu kadar yalnız? Neden bu kadar kırılgan ve bir o kadar da patlamaya hazır?

Gençleri nasıl toparlayabiliriz?

Önce evden başlamalıyız. Anne-baba sadece maddi imkân sunan değil, karakter inşa eden rehber olmalı.

Okullarda değerler eğitimi göstermelik değil, sahici olmalı. Merhamet, sabır, saygı; sadece kitaplarda değil, davranışlarda öğretilmeli.

Öğretmen yalnız bırakılmamalı. Disiplin mekanizmaları net olmalı. Şiddete sıfır tolerans kararlılıkla uygulanmalı.

Gençler dinlenmeli. Yargılanmadan, etiketlenmeden, gerçekten dinlenmeli. Onlara güvenli alanlar açılmalı; sporla, sanatla, maneviyatla bağ kurabilecekleri ortamlar oluşturulmalı.

Ve en önemlisi… Toplum olarak dili yumuşatmalıyız. Ekranlarda öfke, sokakta şiddet, siyasette hakaret normalleşirse; çocuklar bunu model alır.

Bir öğretmenin kanı, sadece bir aileyi değil, bir toplumu yetim bırakır. Çünkü öğretmen; anne gibidir, baba gibidir, yol gibidir.

Bugün bir öğretmeni toprağa verdik. Ama asıl korkumuz; kaybettiğimiz öğretmen değil, kaybetmeye başladığımız vicdandır.

Rabbim o kıymetli öğretmenimize rahmet eylesin. Mekânı cennet, makamı âli olsun.

Geride kalanlara sabır, Bu millete ise kaybolan neslini yeniden inşa edecek feraset nasip etsin.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Zeynep Kıvanç 1986 Bartın doğumluyum. İstanbul da yaşıyorum. Ben konuşamasam da kalemim konuşur; içimde sakladıklarımı kâğıda döker, yükümü hafifletir.