Nergis

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

“Nergis”, düşüp kalkmayı öğrenmiş bir insanın umutla kurduğu sessiz ilişkiyi anlatıyor. Çaresizlik anlarında içe çekilmeyi, beklemeyi ve vazgeçmeden yeniden filizlenmeyi… Güneşin doğuşu, bir çiçeğin kokusu, küçük ama gerçek anlar aracılığıyla umudun her şeye rağmen insanın içinde yaşamaya devam ettiğini hatırlatıyor. Bu metin, kırılganlığın zayıflık değil, yeniden ayağa kalkabilmenin kaynağı olduğunu fısıldıyor.

7 Şubat 2026 - 23:00
7 Şubat 2026 - 23:00 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
 1  43
Nergis

Nergis

Umuda dair küçük notlar

Bazen aynaya baktığımda kendimi değil, yorgunluğumu görüyorum. Konuşmadan geçen günleri, içime attığım cümleleri, ertelenmiş sevinçleri… İşte tam o anlarda aklıma nergis geliyor.

Ben beklemeyi öğrendim. Her şeyin hemen düzelmediğini, bazı sabahların sadece geçmesi gerektiğini. Toprağın altında kalmak gibi bu; karanlık ama sessiz bir hazırlık. Kimse görmüyor ama ben oradayım. Vazgeçmiş değilim.

Umutla ilişkim hep temkinli oldu. Büyük hayaller kurmadım belki ama küçük şeyleri de bırakmadım. Pencereyi açmayı, derin bir nefes almayı, “bugün de buradayım” demeyi… Nergis gibi, acele etmeden.

Biliyorum, kırılganım. Ama bu beni zayıf yapmıyor. Aksine, her seferinde yeniden doğrulabilmemin sebebi bu. En soğuk zamanlarda bile içimde bir yer hâlâ baharı hatırlıyor. Ben nergisim; zamanım geldiğinde açarım. Kimse çağırmasa da.

Bazı günler var; insanın içi sessizleşiyor. Kelimeler azalıyor, sorular çoğalıyor. Her şey durmuş gibi, yol bitmiş gibi geliyor. İşte tam o anlarda insan en çok kendine denk geliyor.

Benim de iniş çıkışlarım oluyor. Bunu inkâr etmiyorum. Yorulurum, kırılırım, bazen her şey bitmiş, sona gelmiş gibi hissederim. Öyle anlar olur ki içimde toparlanacak bir yan kalmamış sanırım. Ama yine de bilirim kalkarım, her seferinde.

Umudumu kaybettiğimi düşündüğüm zamanlar oldu. Çok oldu. Ama ben umudu kaybetmiyorum; sadece sessizleşiyorum. Toprağın altına çekilir gibi, kimsenin görmediği bir yerde bekliyorum. Vazgeçmek değil bu; hazırlık.

Sonra bir şey oluyor.

Nasıl olduğunu bilmiyorum. Umut geliyor. Bir kedi… Bir kuş… Sabah güneşinin doğuşu. İçimde yaşama dair bir şey yeniden filizleniyor. Yeniden. “Bu,” diyorum, “yaşam bu.” Her şeye rağmen her gün yeniden doğan güneş.

Kahvemi alıyorum. Sabahın ilk ışıklarında, güneş henüz yeni doğmuşken. Dünyayı aydınlatan o ışıklar bahçedeki nergislere ne güzel renkler veriyor. Ah, ne güzel… O mis koku. Nergisin üstünde bir arı; o da umudun peşinde.

Hayat hep yukarıdan ibaret değil. İnişi var, çıkışı var. Çiçekler bile sürekli açık kalmıyor. Zamanı gelince açıyorlar, sonra kayboluyorlar.

Ama kökleri hep orada.

Bazen kendime soruyorum: Umut ne? İnsanı yeniden ayağa kaldıran içindeki hangi güç?
Belki de cevap çok basit. İnsan düşse bile kalkabildiğini hatırladığı sürece umut vardır. Güneşi hâlâ görebiliyorsa. Bir çiçeğin kokusunu duyabiliyorsa.

Ben düşerim.
Ama kalkarım.
Ve umudun adı bende hep nergis.

 

 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow