Kavramlar'ın Bize Öğrettikleri

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

İnzivâ

8 Şubat 2026 - 16:32
8 Şubat 2026 - 16:32 ⏱ 4 dk Okuma Süresi
 1  47
Kavramlar'ın Bize Öğrettikleri

Kavramların Bize Öğrettikleri.

Ahlâksızlığ'ın,kötülüğün,yalan'ın,sehvetin,

şöhretin,sahteciliğin diz boyu olduğu günümüzde size çok eskilerden beri uygulanan bir reçete'den bahsedeceğim:

İnzivâ,münzevî desem ne gelirdi aklınıza?

İnzivâ insanlardan kalben uzaklaşarak,yalnız kalmak için bir köşeye çekilmektir.Münzevî de bu eylemi gerçekleştiren kişilere verilen isimdir.En başta peygâmberimiz olmak üzere birçok peygâmber,sahabe,âlim,kuru kalabalıklar içinde kaybolmak istemeyen diğer insanlar bile hayatları'nın bir bölümünde inzivâ'ya çekilmişlerdir.

Kalabalıklar içinde kaybolup gitmekten korkan bu insanlar sizce haksız mıydı?

Günümüzde yaşanmakta olan sevgi,saygı,güven, güzel ahlâk, doğruluk, dürüstlük gibi erdemler gün be gün yok olmakta veya yok edilmektedir.

Medya ayağı ve baş döndürücü bir hızla ilerleyen teknolojik gelişmeler zaten aile'de ve toplum'da çok ciddi çatlaklar ve kopuşlar meydana getirmiştir.Muhabbet kavramı sanal aleme taşındığından gerçek hayat'ta adeta hayalet gibi olmuşuz; duymuyor, görmüyor,önemsemiyoruz hem etrafımızda cereyan eden olayları hem de iletişimi asla kaybetmemiz gereken insanları; çocuklarımızı,gençlerimizi,aile ve arkadaşlarımızı...Özellikle akıllı telefonların hayatın vaz geçilmez bir parçası hâline geldiği günden beri insanlar birbirine selâm,merhaba!demeyi de ancak klâvye'den,diğer yazışmalardan fırsat bulursa o da,araya bir iki kelime sıkıştırıp yazarak başarabiliyor.

Çoğu insan bu can sıkıcı durumdan rahatsız.

Bazı insanlar ise kırmamak,dökmemek,bir şeyleri dağıtmamak için uzun veya kısa süreli kendilerinin yok sayıldığı bu ortamlardan uzaklaşma gereği duymuştur.Birçok insan çareyi kumar, uyuşturucu,alkol'de ararken bu alışkanlıklardan uzak duran bazı insanlar ise imkânları nispetinde ya şehir değiştiriyor ya da eskiden âlim ve hocalarımız'ın yaptığı gibi dağları tercih ediyor,orda inzivâ'ya çekiliyor.Peki inzivâ ne kazandırıyor?

Birincisi tenhâ bir köşede insan daha çok tefekkür etmeye fırsat bulabiliyor:Nerden geldiğini,ne için geldiğini,nereye gittiğini...

Değer verdiklerinin gözler önünde nasıl kayıp gittiğini...Eski'yi,bugunü,yarını...

Bazı insanlar da şair ruhludur,elindeki kalemle bir şeyler karalar veya yalnızlık onu bir ozan gibi söyletir.

Dağ başları okjisenin bol olduğu,beyin fonksiyonları'nın daha hızlı çalıştığı yerlerdir.

Ayrıca biriktirdiklerini avazı çıktığı kadar bağırarak dökmek isteyen biri olarak sürekli dağları tercih etmişimdir.Her zaman olmasa da yalnızlık iyidir.Kalplerini boşaltmak için serbestçe ağlamak isteyenlerin de uğrak yeridir yüksek dağlar,çünkü sesin gür ve hür çıktığı mekânlardır.

Sizden zor bir şey isteyeceğim belki ama ne olur insanları sizden uzaklaşacak kadar soğutmayın kendinizden!

Bir süreliğine birbirimizi dinleyelim,en azından yemek sofraları'nda,çay masalarında elimizdeki telefonu kendimizden uzaklaştaıralım,inanın çok iyi bir gidişat değil bu.Geçenlerde konuştuğum yakın bir arkadaşım eşim gözlerimin rengini bile unuttu,dedi.Ya gerçekten mi?dedim."Evet öyle ki kafasını telefondan kaldıramaz,televizyon'dan çeviremez hâle geldi"deyince geldiğimiz nokta'nın ne kadar vâhim olduğunu üzülerek bir kez daha öğrenmiş oldum.

Tek derdimiz ekmek,su olsa keşke.Asıl mesele yalnızlık,konuşamamak,muhabbet edememek, birbirimizi dinleyememek...

Dinlemeden anlayamaz,anlamadan anlaşamayız.

Hem eskilerin sığındığı dağlardan da kilometrelerce uzak'ta beton yığınları'nın arasında yaşıyoruz.

Hepimizin inzivâ'ya çekilmesi imkânsız olmasa da çok zordur,onun için birbirimizi anlamaya çalışmak ve anlaşmanın yollarına başvurmak en makûlü olacaktır.

Yalnızlık ALLAH'a mahsustur,sevdiklerimizi yalnız bırakmayalım,bizden uzaklaşmaları'nın sebebi her neyse o marazı ortadan kaldırmak için mücâdele edelim.

Yazımı şu enfes dizelerle bitirmek istiyorum:

"Bölüşürsek,paylaşırsak tok oluruz,bölünürsek yok oluruz!."

Sevgi , umut ve iyilik'le kalın ? 

Yazar Abdulaziz ADAKAN ✍? 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Abdulaziz ADAKAN Uzun Bir Hikâye, Hayalleri'nin Peşi'nden Koş ve Erenlerin Sofrasında Yeşeren Ümitler adlı eserlerin müellifi. Abdulaziz Adakan, 1985 yılında Van’ın Gevaş ilçesinde, sert bir Şubat soğuğunda dünyaya geldi. Eğitim hayatına Gevaş’ta başlayan Adakan, lise öğrenimini Van Mehmet Akif Ersoy Lisesi Yabancı Dil (İngilizce) bölümünden mezun olarak tamamladı. İlk ÖSS sınavında iki yıllık İlahiyat Fakültesini kazanmasına rağmen, maddi ve manevi imkânsızlıklar nedeniyle bu hayalini gerçekleştiremedi. Çocukluğundan beri yakasını bırakmayan sağlık sorunları nedeniyle eğitimine uzun bir ara vermek zorunda kalan Adakan, içinde ukde kalan üniversite hayalini yıllar sonra Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Turizm Rehberlik bölümünü okuyarak gerçekleştirdi. Birden fazla ajanstan farklı diziler için oyunculuk teklifi almasına rağmen manevî sebeplerden ve bu sektörün ahlâkî değerlerden gün be gün uzaklaşması nedeniyle bu teklifleri reddedip sektörden uzak durmayı tercih etti. Şu anda memleketinden uzakta, inşaat sektöründe çalışmakta olan Adakan, zorlu çocukluk, gençlik ve evlilik dönemlerine rağmen sevgi, umut ve mücadeleyle dolu yaşamından ilham alarak kalemini edebiyat dünyasına adadı. Hem yaşadığı feci bir kaza nedeniyle ulaşamadığı çocukluk ve gençlik hayallerini hem de gerçek yaşam öyküsünü eserlerine yansıtan Adakan, yazın dünyasına güçlü bir giriş yaptı. 2025 yılında yayımladığı ilk romanı Uzun Bir Hikâye ve ilk hikâye kitabı Hayallerinin Peşinden Koş ile edebiyat dünyasına adım atan yazar, kalemiyle ilham vermeye devam etmektedir. Ayrıca, yazmakta olduğu yeni eserleriyle de edebiyat yolculuğunu sürdürmektedir. Yazdığı eserler'le gönül'den gönüle köprüler kurmayı hedefleyen Adakan,Uzun Bir Hikâye, Hayalleri'nin Peşi'nden Koş ve Erenlerin Sofrası'nda Yeşeren Ümitler adlı kitaplarla Manevî Edebiyat'a Katkı ödülüne layık görülmüştür. Hâlâ yazmaya devam ettiği eserlerle edebiyat yolculuğuna kararlılıkla devam etmektedir. Abdulaziz Adakan, 2025 yılı itibarıyla Fikirizleri.com platformunda köşe yazarı olarak yer almakta ve yazılarıyla okurlarına dokunmaktadır. Son olarak Adakan, hayatını özetlerken şu sözleri dile getirmektedir: "Hâlâ nefes alıp verebiliyorsam, bunu sevgiye ve inanca borçluyum."