DUR DİNLE SEVGİLİM

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
5 Aralık 2025 - 12:17
5 Aralık 2025 - 12:17 ⏱ 6 dk Okuma Süresi
 2  244
DUR DİNLE SEVGİLİM

DUR DİNLE SEVGİLİM

Ama çok iyi... 

Siz n'aptınız böyle şimdi? 

Hani insanı sarhoş eden şarkılar vardır. Ya da beni öyledir, bilmiyorum. Çok azdır onlar. Onları onlar yapan şey, kalitedir şüphesiz ama aynı zamanda hikâyesidir de. 

Bundan uzun yıllar önce Ferdi Tayfur kasetleri dinlemeye başladığım ilk zamanlar... Her şarkının keşfi bir hazine bulmak gibi... Ya da yeni bir kasete ulaşmak, yeni bir kıtanın keşfedilmesi kadar heyacan ve merak uyandırıcı... 

Orta üçte başladığım bir serüven bu. İlk aşkım kişisinin de dinlediği için midir bilmiyorum fakat çevremde müthiş bir Ferdi kitlesi var... Ama bundan otuz yıl kadar önce "Ben Ferdi dinliyorum diye dinliyor o" dediğini de işitmiştim onun. Ve ben onunkiler kadar güzel bakan bir çift mavi göz bu yaşıma kadar görmedim. Bundan sonra da görmeyeceğimi biliyorum. (Yani o her şeyi söyleyebilir bir mahiyette tezahür etmişti acemi âşıklığımda, ömrümün yeni yetme çağlarında. Ve fakat... (İşte burası sırra teslim.)

Sevilenle aynı şeyleri dinliyor olmak da pek değerli olsa gerektir ayrıca. Tabii o zamanlar böyle cümleler kuramazdım. Aşk vardı ama cümleleri henüz yoktu ve sonraya ertelenmişti. Neyse ki aşk(ın) şarkıları vardı. Demek istediklerimizi bizim yerimize söyleyen güzel şeylerdi onlar. 

Orta okuldan lise yıllarına transfer ettiğimiz bir Ferdi Tayfur dinleyiciliği akıp gidiyordu hayatımızda. O zamanlarda tanıdığım/bildiğim tek berber olan köy berberinde (berber ismel) Ferdi kasetleri üst üste diziliydi. Kasetçalardan gelen sesin dediğine göre çeşmenin başına bir güzel iniyoyordu saçlarımız kesilirken. Aynanın köşesindeki kartpostalla göz gözeydik aynı zamanda. Ama saçımız mı kesilirdi, kalp ameliyatından mı çıkıyorduk bilmiyorum. 

Nereye girsek, hangi dükkana uğrasak fani dünyada huzuru kalmayan fakat yüzü gülen insanlar vardı ve her nisan yağmurunda yine ıslanıyorduk. 

Lise zamanları köyden kasabaya gidip geldiğimiz minibüste çalan şarkıları siz düşünün. Her gecenin sabahında başımız dönüyor ve onu bir türlü getirmiyordu kısa kalan geceler... Ha tabii bir de "sanma sana dönerim" diyorduk kendisinden hiç gidemediğimize. 

Ama panayır zamanı... Yani panayırın kendisi... Hususi, harcamak için para biriktirdiğimiz o üç günlük panayır zamanı... Sokaklarında mezdeke denilen müziğe katlandığımız... Dondurma maraş usulü... Çakılar kara saplı ve en korsanından Ferdi kasartleri... 

Lise ilk yıllarının bir panayırında tezgahta üst üste duran kasetlerden biri Ferdi'nin Postacılar kasetiydi. Postacılar şarkısı, 1972 yılında kırkbeşlik plakta okunmuş ilk defa. Kasetteki şarlıların hepsi plaktan aktarım. İşte bu kasette beni çarpan, sarsan, döven, silkeleyip atan şarkı "Dur Dinle Sevgilim" oldu. Şimdiki ifademle, sarhoş eden -az sayıdaki- şarkılardan biri. Şarkı 1973 yılıdaki on ikinci kırk beşlik plaktan. Plaktaki diğer şarkının ise Kır Çiçekleri olduğunu bilgi olarak aktaralım sevdiklerimize. ?

O zamanlardan otuz yıl kadar sonra, yani geçenlerde, gecenin leyli bir saatinde, sisten göz gözü görmeyen bir yolda Biga'dan Karacabey'e doğru gidiyorum. Çok zaman yaptığım gibi telefonumdan youtube'yi açmış, bluetooth (blutut) bağlantısıyla arabamın teybinden bir şeyler dinliyorum. Karşıma "Dur Dinle Sevgilim" çıktı. Dedim, tamam dinleyeyim. Herhalde benim bildiğim olan Dur Dinle Sevgilim'dir bu. Sonunda da Al cover yazıyor. (Sanırım yapay zeka yapımı fakat ben işin orasında hiç değilim.) Dinledim. Acayip bir şey! Sesi verdim/açtım sonuna kadar. Neredeyse yoldaki sis bile dağılıp sevgilisine gidecek! Yani dostlar, muhteşem bir şey dinledim ve yine sarhoş oldum. 

Panayırda korsan kaset alınan zamanlardan blututlu, yapay zekalı zamanlara sevda yüklü bir yolculuk ama o hikaye hep aynı. Duygu yine aynı duygu. Belki de artık, sevmenin ne olduğunu daha iyi bildiğimizden ya da kalabalık cümlelerle ifade edebildiğimizden dolayı daha da fazlası... Ne diyelim ki; nihâyetinde yok hiç aşktan ötesi. 

Siz değerli dostlardan, bir de bu bilgiler ışığında şarkıyı dinleminizi rica ederek, şarkının sözlerini bırakıp sözümü noktalayaacağım. Ama ben sussam bile, bu suskunluğumu sen "dur dinle sevgilim!"

Bir de bu şarknın büyük bir senfoni orkestrası ile söylenmesi gereklidir ve umarım yapılır. Müzik kalitesi Beethoven Amca'yı kahredecek kadar yüksek. 

Yine sözlerdeki basit söyleyişin gücü bu şarkıda kendini gösteriyor. (İyi şairler iyi anlar bu dediğimi fakat basit söyleyebilmek için çok zorlu yollar geçmek gerek; -yani- aşk kadar olmasa da...) 

Bir de şarkıyı dinleyip de bu yazıyı yazdığımdan mıdır başka bir sebepten midir sarhoş hâlim bilmesem de; bu hâl ile yazı yazmak, neredeyse her kelimeyi sonrasında düzeltmeyi gerektirdi. Tabii bir de parmaklarım sevgili parmağı gibi öyle ince değil, ekrana değince bir hayli alan kaplıyor. Neyse, şimdi sen; 

DUR DİNLE SEVGİLİM

Dur dinle sevgilim, bir çift sözüm var

Şu yalan dünyayı etme bana dar

Gözler gördü, gönlüm sevdi neyleyim

Söyle, bunda benim ne günahım var. 

Bana acı sözler deme, darılmayalım

Sonra pişman oluruz bak ayrılmayalım

Dil yarası derin olur, çare bulunmaz

Bir de derman derman diye kahrolmayalım

Kaderime boyun eğdim, sen ne diyorsun

Tanrım seni bana yazmış, inanmıyorsun

Bir biz miyiz dünyada sefil âşıklar

Benim bu hâlimi neden beğenmiyorsun

Önceleri bana ümit vermiştin

Şimdi neden böyle birden değiştin

Mecnun Leylâ'sını, Kerem Aslı'yı

Ben de seni onlar gibi, candan sevmiştim

Bana acı sözler deme, darılmayalım

Sonra pişman oluruz bak ayrılmayalım

Dil yarası derin olur, çare bulunmaz

Bir de derman derman diye kahrolmayalım

Dönüşü olmayan bir yola gidiyorum

Son defa gel göreyim, çırpınıyorum

Sen canımdan bir parçasın, söküp atamam

Sen yanımda olmayınca ölemiyorum. 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Bünyamin Çoban Siyahlar İçinde Gelen, Bir Dağ Evinde Akşamüstü, Macera Takımı Hazine Avında kitaplarının yazarı.