KALABALIKLAR İÇİNDE YALNIZLAŞMAK KADER Mİ TERCİH Mİ?

Yalnızlık

Mart 22, 2026 - 08:53
Mart 22, 2026 - 11:25
 0  34
KALABALIKLAR İÇİNDE YALNIZLAŞMAK KADER Mİ TERCİH Mİ?
Akıllı hiçbir insan yalnız ölmek istemez.

Hani bir söz vardır:"Kuru kalabalıklar içinde kaybolmaktansa yalnız kalıp kendimle yüzleşmeyi tercih ederim."Yalnızlık ALLAH'a mahsustur"derler.Peki;dağa çekilip tek başına yaşama imkânı veya lüksü olmayan sosyal bir insan neden yalnızlığı tercih eder?

Yalnızlık çoğu kez kendinle yüzleşme,muhasebe ve muhakeme aracı olarak görülür.Örneğin;gayet doğal olan ağlama eylemini yüreği dertle dolup taşan bir birey kalabalıklar içinde gerçekleştiremez,gözyaşlarını rahatlıkla akıtamaz.Bunun nedeni de ağladığını görenlerin kendisini zayıf bir yaratık olarak tanımlama korkusudur.Oysa fıtrî bir ihtiyaç'tır ağlamak.Âlimlerimiz çok gülmek kalbi öldürürken;ağlamak kalbi yumuşatır,merhameti celbeder,buyurmuşlardır.Hiç unutmam:Hem sınav kaygısı hem de uğradığım bir hakaret beynimden kan fışkırırcasına üzmüş,sarsmıştı beni.İçimde biriken ôfke'yi dışa vursam,taş üstüne taş kalmazdı,kanayan nice yaram vardı hem sevdiklerimden hem de dost bildiklerimden hatıra kalan.Kırılmasın,üzülmesin diye defalarca kırılan ve haddinden fazla üzülen ben.Kimse anlamak istemiyordu,bu yüzden ne dilimi yormak ne de aciz olduğumu göstererek onları memnun etmek istemedim.Üniversite öğrencisiydim,zeki ve donanımlı bir talebeydim,ancak en büyük talihsizliği dost kazanmak için gösterdiğim olağanüstü mücadelelerde yaşadım.Yalnızken öfkemi serbest bıkakıyor,bağırıp çağırarak duvarları yumrukluyordum,bunu dışarıda yapamazsınız:Size aklî melâikelerini kaybetmiş,damgasını hemen vururlar.O günün gecesinde ise arkadaşlarla çay -sohbet-muhabbet derken aklıma birden evlenmek üzereyken ayrıldığım kız geldi,nerdeyse isyan edecektim artık.Gözümden birkaç damla yaş döküldü,arkadaşım anlamadı bile.Erek dağı karşımda duruyordu.Hızlı adımlarla kilometrelerce uzak'ta olan dağa doğru yürüdüm,çok zorlu bir süreçti,tepesine kadar çıkıp bağırmak istedim,ancak dağ uzaktaydı,sönük ışıkların arasında yolun yarısına kadar yürümüş, defalarca;Yeter artık!diye bağırmıştım,yara bere içinde ve avazım çıktığı kadar bağırdım!Evet avazım çıktığı kadar! Gönül yarası vücudunuzda kırılan veya bir müddet sonra iyileşen bir çizik değildir.Biliyor musunuz,bazı yaralar uzun yıllar geçmez.Yalnızlığın sebeplerinden biri de anlaşılamamaktır.Geleceğe yön veren duygu ve düşüncelerinizin önemsenmemesidir.Ben yalnızlığı en derin duygularla yaşayan biri olarak insanları dinlemeyi öncelik hâline getirdim,dinlemeden anlayamazsınız,anlamadan çözüm üretemez,bir gönle şifa olamazsınız!

Yıl 2026!

Artık dilime pelesenk olmuş bir söz vardır:"21.yüzyıl yalnızlığ'ın zirvesidir."Baş döndürücü bir hızla gelişen teknoloji bu yalnızlığın bir diğer nedenidir.Teknoloji'yle birlikte insanlarda oluşan lüks yaşama düşüncesi başka bir nedendir.Haddinden fazla özgür olmak isteyen insanların bu sevgili olabilir eş olabilir,hiç farketmez ayrılmalarının sebeplerinden birisi...Yuvalar hızla yıkılıyor,ocaklar sönüyor... Birbirlerine canım,kardeşim,ahiretliğim,ilk göz ağrım,herşeyim diyenlerin bile birbirlerini rahatlıkla kandırabildikleri,güven ve sadâkat noktasında ciddi kırılmaların yaşandığı bu dönemde yalnızlık çoğu zaman bir tercih meselesi olabiliyor.Geçmişte ağzı yanan,farklı entrikâlarla acıları deneyimleyen,insanları buna göre konumlandıran,notunu ona göre veren çoğu insan yalnızlığın bir selâmet ve güvende kalma aracı olduğuna inanarak kitlelerden uzaklaşma kararı almıştır.Bazı insanlar doğuştan veya sonradan meydana gelen fiziksel ve zihinsel engellerinden dolayı yalnızlığa terk edilirken;bazı insanlar daha fazla hayalkırıklığı yaşamamak için birileriyle arasına mesafe koymak zorunda kalır.Öte yandan;

evimizdeki bilgisayarlar ve elimizden hemen hemen hiç düşmeyen akıllı telefonlar yüzünden gerçek duygular ve muhabbet ortamı da tamamen sanal bir düzen üzerine kurulmuştur.Bugünki tabirle;yapay bir hâle gelmiş ve getirilmiştir.Bireyler eğlenceye ve aşırı tüketime teşvik edilirken,aileler hep birlikte bir sofranın başında ağız tadıyla bir tas çorba içemez hâle geldi.İletişimsizlik öyle bir boyuta ulaştı ki,artık aynı evde yan odadan eşler birbirinden bir şey isterken telefonla yazışıyorlar.Şurda hemfikir olalım: teknoloji hayatımızı kolaylaştıran önemli bir şey ve fayda eksenli kullanıldığında çok güzel şeyler ortaya çıkabiliyor.Bazı uygulamalar'da karşımıza çıkıyor işte:İnsanın yıllar önce ölmüş anne babasıyla canlıymışçasına kucaklaşması gibi.Artık birçoğumuzun vaz geçemediği yapay zekâ gündelik işlerimizi kolaylaştırıyor.Ancak her ilacın bir yan etkisi de vardır:Herşeyin fazlası,abartılması fayda değil zarar verir.İnsanı yalnızlığa sevkeden temel sebeplerin üzerine gidilmeli,toplumu inşâ eden ve ayak'ta tutan aile kurumunun daha fazla tahribata uğramasının önüne geçecek ciddi kurallar ortaya konulmalıdır.Eğer bu çalışmalar yürütülmezse çökmüş ve kokuşmuş bir toplum meydana gelir.Herşeyden önce insanları bir çatı altında toplayacak birtakım teşebbüslerde bulunulmalıdır.Gerçek gücün birlik ve beraberlik ruhunu diri tutmakta olduğunu unutmayalım.

Tüketim çılgınlığı,teknoloji bağımlılığı ve aşırı özgürlük düşüncesinin açtığı yaralar tamir edilemez boyutlarda.Her birey kendinden sorumludur,toplumdan önce kendimize bir çeki düzen verelim,ailelerimize sahip çıkalım.Yıkıcı ve sarsıcı ayrılıkların önüne geçelim!İnsanları bizden nefret ederek uzaklaşacakları sebepleri ortadan kaldırmak zorundayız!

Sevdiklerinizi,çevrenizdeki insanları yalnızlığa alışacak hâle getirmeyin.Onları dinleyin,

anlayın,sevin...Yalnızlık birçok şeyle boğuşmaktır aslında.Zorda kalmadıkça,zorlanmadıkça hangimiz yalnız yaşayıp yalnız ölmeyi tercih edebiliriz ki!

~Şiir Yürekli Roman Yazarı ✍? 

~Serdengeçti

Abdulaziz ADAKAN 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Abdulaziz ADAKAN Yazar,1985'te,hayatı gibi çetin geçen bir Şubat ayı'nda Van'ın Gevaş ilçesine bağlı Kızıltaş mahallesi'nde gözlerini dünyaya açtı. İlk ve orta okulu Gevaş ilçesinde,lise eğitimini de Van'da Yabancı dil (ingilizce) bölümü'nden mezun olarak tamamladı. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Turizm Rehberlik bölümü'nden mezun olan yazar,Tasavvuf mektebi'nde çeşitli dersler aldı,farklı bölümlerden eğitim sertifikâları aldı,ancak yaşadığı hastalıklar nedeniyle eğitim hayatına uzun süre ara vermek zorunda kaldı.Zekâsıyla hayran bırakan yazar,okulun ilk haftasında 7 yaşında (1992) iki hafta yoğun bakımda kalıp hayat mücâdelesi verdiği feci bir trafik kazası geçirdi!İlk ve orta okulu ardı arkası kesilmeyen hastalıklar nedeniyle zor şartlarda bitirdi.Lise'ye hazırlandığı sırada aniden ve ömrü boyunca kendisine eşlik edecek sol kulak total işitme kaybı yaşadı,hiçbir ameliyat ve cihazın iyileştiremediği bu kayıp yüzünden 3 yıl tedavi görmek zorunda kaldı,lise eğitimine ara verdi.Duymayan kulakları yüzünden uzun yıllar süren psikolojik tedaviler gördü.Hastalığıyla barışık yaşamak istedi,ancak sosyal hayatı'nda ve eğitim hayatı'nda hiç huzur yüzü görmedi.Tüm zorluklara rağmen lise'yi bitirdikten sonra 2005'te girdiği ilk sınav'da çok sevdiği İlahiyat Fakültesini kazandı,ailesi'nin endişeleri ve maddî manevî zorluklar nedeniyle bu bölümü okuyamadı.Ailesinin hayallerini sekteye uğrattığı bu olaydan sonra özgüven eksikliği ve bunalımlar yaşadı,hastalıklar silsilesine yenileri eklendi.Kullanmak zorunda kaldığı ilaçlar hem zihninde hem de bedeninde ciddi hasarlar oluşturdu,tüm zorluklara rağmen yaşama umudunu ve mücâdele ruhunu yitirmedi.Camii, mescit,dergâh,medrese ve hastane kapıları'nda şifâsını aradı durdu.Ancak alnına yazılan bir kader vardı,kaybettikleri bir daha geri gelmeyecekti. O;zorluklarla sınanan bir çocuk,hayalleri elinden alınmış bir genç olarak hafızâlara kazınacaktı. Tüm zorluklara rağmen;ayak'ta ve hayat'ta kalma mücadelesi'nden asla vaz geçmedi,en karanlık dehlizler'de bile bir ışık huzmesi aradı durdu.Şu anda inşaat sektörü'nde çalışan yazar,elinden hiç bırakmadığı kalemi'yle ilhâm olmaya devam ediyor... Zorlu bir çocukluk,gençlik, eğitim ve evlilik hayatından sonra kendini tamamen edebiyata veren yazar,kuru kalabalıklar içinde yok olup gitmektense yalnızlığa sarılmıştır.Olağanüstü yaşam mücâdelesini,acı tatlı deneyimlerini kaleme aldığı Uzun Bir Hikâye ile edebiyat dünyasına adım atan yazarın; Hayalleri'nin Peşi'nden Koş ve Erenler'in Sofrası'nda Yeşeren Ümitler adlı iki kitabı daha vardır.Sevgi,umut ve iyilik'le yazdığı eserlerle 2025'te Manevî Edebiyata Katkı Ödülü'ne lâyık görülen yazarın üzerinde çalıştığı eserler şunlardır: ~Gül ve Nâr, ~Acı Tatlı Duygularımız'ın Tercümânı Şiirler'im, ~Uzun Bir Hikâye 2:Kaderin Ördüğü Ağlar, ~Pusula. Yazar,asla pes etmediği ayak'ta ve hayat'ta kalma mücâdelesini vermeye devam etmektedir. Yazarın son sözü: "İnan-sev-çalış-başar!felsefesini benimsemiş bir yazar olarak hayalleriniz 'in peşinden koşmak'tan asla vaz geçmeyin!diyorum.Sevgi, umut ve iyilik daima yoldaşınız olsun." ~Şiir Yürekli Roman Yazarı ✍?