Olabilir

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Hayatın geçiciliğini, yalnızlığı ve kabullenişi bir kadının iç sesi üzerinden zarifçe işleyen bu yazı boyunca tekrarlanan 'Olabilir...' vurgusu, yaşanabileceklere ve imkânsızlıklara karşı gösterilen olgun bir rıza göstergesi.

10 Ağustos 2026 - 10:45
10 Ağustos 2026 - 10:45 ⏱ 5 dk Okuma Süresi
 0  25
Olabilir

Olabilir… Ay bu gece de denize eğilir. Ben kıyıda dururum. Gece saçlarıma dolar, deniz ayaklarıma değmeden geri çekilir. Ben bazı şeyleri hep böyle öğrendim: Yaklaşan, bir süre içimde kalan, sonra kendi karanlığına dönen şeylerden.

​Olabilir… Belki aşk, gece yarısı açık kalmış eski bir otelin ışığıdır. Kimsenin neden yandığını bilmediği ama uzaktan bakınca içinde bir hayat olduğunu düşündüren o sarı ışık… Ben hep o ışıklara baktım. Şehir uyurken bir yerlerde hâlâ birinin uyanık olduğunu bilmek bana tuhaf bir huzur verdi. Belki bir kadın penceresinin önünde saçlarını topluyordur. Belki biri mutfakta yalnız başına su içiyordur. Belki bir adam uyuyamıyordur. Belki biri benim gibi gökyüzüne bakıyordur. Ben bazen aynı anda bilmediğim insanlarla aynı yalnızlığın içinde olduğumu düşünüyorum.

​Olabilir… Ben geceleri buğulu camlara ismimi yazıyorum, parmağımın ucuyla, yavaşça: İnci. Bir harf, sonra bir harf daha… Sanki ismimi yazmazsam gece beni de unutacakmış gibi. Dışarıda ay, daha ötede deniz… Şehrin ışıkları suyun üzerinde kırılmış yıldızlar gibi. Ben cama kendi ismimi yazarken dışarıdaki dünyaya küçücük bir iz bırakıyorum. Sonra nefesim çekiliyor, ismim siliniyor. Önce bir harfi, sonra diğerini, sonra bütün ismim… Ben bunu izliyorum. Ve nedense bir şeyin silinmesine değil, bir süreliğine var olmuş olmasına bakıyorum.

​Olabilir… Belki bazı şeylerin kalması gerekmiyordur. Belki ben de hayatım boyunca bazı şeyleri tutmaya çalışarak yoruldum: Bir mevsimi, bir sesi, bir kokuyu, bir ihtimali, bir insanı… Oysa çiçekler bile en güzel açtıkları gün solmaya başlıyor. Ben bunu kendi çiçeklerime bakarken anlıyorum. Sabah açmış bir çiçek görüyorum, akşam biraz eğilmiş, ertesi gün yapraklarından biri toprağın üzerine düşmüş. Ben üzülüyorum. Sonra yeni bir tomurcuk görüyorum ve anlıyorum: Hayat hiçbir çiçeğe sonsuz kalacağına dair söz vermiyor. Yine de açıyor.

​Olabilir… Ben de açarım bir gün. Belki uzun bir kıştan sonra, belki kimsenin fark etmediği bir sabah, belki kendime bile haber vermeden… Bir yerimden yeniden ışık sızar. Ben yine gülerim, yine bir şarkıyı baştan sona dinlerim, yine kaldırımlarda yürürken gökyüzünün rengine bakarım, yine akşam ışıkları yanarken şehir bana güzel gelir. Ve belki o zaman kendime şunu söylerim: "Bak, hâlâ buradasın."

​Olabilir… Bir arabanın camından geceyi izlemek, kırmızı ışıkta durup gökyüzünün rengini fark etmektir belki hayat. Aşk; denizin üzerinde ayın kırılmış hâline bakmak sessizce, birinin elini tutmak ve o küçücük anda dünyanın biraz daha yavaş döndüğüne inanmak… Ben bazı anların kısalığından korkmuyorum artık. Çünkü bazı şeyler uzun sürdüğü için güzel değil, güzel olduğu için uzun hatırlanıyor.

​Olabilir… Belki aşk bir yangın değildir her zaman. Ben artık yangından çok ev istiyorum: Kapısı olan, penceresi olan, sabahı olan, içinde sessizce oturabileceğim bir yer… Kalbimi bırakınca kaçmayacak bir yer. Ben aşkın beni yakmasını değil, içimi ısıtmasını istiyorum.

​Ama olmazsa da… Ben yine denize bakarım. Ay yine denizin üzerinde kırılır. Kaldırımlar yine binlerce yabancının adımını taşır. Sokak lambaları akşam olunca birer birer yanar. Çiçeklerim bazı günler açar, bazı günler solar. Gökyüzü her gün başka bir renge dönüşür ve ben bütün bunların içinde değişmeye devam ederim.

​Olabilir… Belki hayatın benden istediği kalıcı olmam değildir, belki yalnızca gerçek olmamdır. Bir gece boyunca, bir mevsim boyunca, bir insanın hafızasında kısa bir ışık kadar… Ben de bazen birilerinin gecesinde küçük bir ışık olurum, bazen kendi gecemde.

​Olabilir… Bir gün yine severim. Belki bu kez kalbimi bir yangına değil, bir eve bırakırım. Belki biri gelir ve ben onun yanında kendimi kaybetmek yerine kendimi bulurum. Belki de gelmez, ben yine yaşarım. Çünkü ben artık hayatımı birinin gelişine bağlamak istemiyorum.

​Ben sabahları çiçeklerime bakmak istiyorum, akşamları kaldırımlarda yürümek, yağmurdan sonra toprağın kokusunu içime çekmek, gökyüzünün gün boyunca renk değiştirmesini izlemek, gece olduğunda pencereden ayı bulmak ve bazen… Yine cama ismimi yazmak: İnci. Sonra beklemek… İsmimin silinmesini, ayın denizde kırılmasını, sabahın gelmesini…

​Ve ben, her şeyin geçici olduğunu bilerek yine de hayata bakıp sessizce söylemek istiyorum: Olabilir… Belki yarın çiçeklerim yeniden açar. Belki gökyüzü bugünden daha güzel bir renge döner. Belki kaldırımda yürürken hiç beklemediğim bir ışık yüzüme vurur. Belki bir şarkı hiç tanımadığım bir geleceği hatırlatır bana. Belki aşk gelir, belki gelmez… Ama ben yine burada olurum. Kendi gecemde, kendi ışığımda, kendi ismimin altında.

​Ve belki bazı güzellikler sonsuz olmak için değil, bir gece boyunca kalbime değip bana hâlâ yaşayabildiğimi hatırlatmak içindir.

​Olabilir…

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

İnci Çilsal Maltepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunuyum. Amatör bir yazarım; şiir, öykü ve denemeler kaleme alıyorum. Yazılarımda insanın iç dünyasını, gündelik hayatı ve farklı duygu hâllerini edebî bir dille ele alıyorum. Daha önce Senfoni Dergisi'nde çeşitli çalışmalarım yayımlandı. Yazarlık yolculuğumu farklı edebiyat mecralarında sürdürmeye devam ediyorum.