ALMANYA TRENİ 49.CU BÖLÜM - ŞAKİRE’NİN DOĞUMU

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

“Burada yat.” “Sesini çıkarma.”

25 Eylül 2026 - 12:37
 0  0
ALMANYA TRENİ 49.CU BÖLÜM - ŞAKİRE’NİN DOĞUMU

49.CU BÖLÜM ŞAKİRE’NİN DOĞUMU

İkindi vaktiydi.

Evde dokuma kilimler geriliydi. Günün sıradan sessizliği, Şakire’nin sancılanmasıyla bir anda değişti.

Şakire’nin doğum sancıları başlamıştı.

Sancı geldikçe yüzü değişiyor, kendini toparlamaya çalışıyordu. Evde bulunan iki kadın hemen onun yanına geldi. Birbirlerine bakıp ne yapacaklarını biliyorlardı. O günlerde doğum için hastane yolu her zaman mümkün değildi. Kadınlar birbirlerine yardım eder, bir canın dünyaya gelişine yine kadınların elleriyle eşlik ederlerdi.

Gülfem ise olup bitenleri anlamaya çalışıyordu.

Bir kadın onun yanına geldi.

“Gülfem, sen pencerenin önündeki mindere yat.”

Gülfem söyleneni yaptı.

Kadın başına bir örtü örttü.

“Başını ört.”

Gülfem şaşkın şaşkın baktı.

“Görme. Sesini çıkarma. Sen burada yat, uyu.”

Gülfem, annesine bakmak istedi.

Ama dokuma kilimler gerilmişti.

Kilimlerin arkasında annesi vardı.

Gülfem örtünün altına girdiğinde dışarıdan gelen sesler daha da belirginleşti. Annesinin sancıyla çıkardığı sesleri duyuyordu.

İçi ürperdi.

Annesinin canı yanıyordu.

Yanına gitmek istiyordu ama kendisine söylenen sözleri hatırladı.

“Burada yat.”

“Sesini çıkarma.”

Gülfem sessizce mindere uzandı.

Örtünün altında gözlerini açmış, tavana bakıyordu.

Bir yandan annesini düşünüyordu.

Bir yandan da kilimlerin arkasında ne olduğunu merak ediyordu.

Şakire’nin sancıları sıklaştıkça evin içindeki hareketlilik de arttı.

Kadınlar onun yanındaydı.

Biri Şakire’ye yardımcı oluyor, diğeri doğum için gerekenlerle ilgileniyordu.

Şakire’nin sesi zaman zaman yükseliyor, sonra yeniden kısılıyordu.

Gülfem her sesi duyuyordu.

Küçük kalbi korkuyla çarpıyordu.

Annesine bir şey olmasından korkuyordu.

Ama ne olduğunu da bilmiyordu.

Sadece annesinin çok zorlandığını hissediyordu.

Kilimlerin arkasında hayatın en büyük mucizelerinden biri yaşanıyordu.

Şakire, sancıların arasında bir canı dünyaya getirmeye çalışıyordu.

Zaman sanki evin içinde durmuştu.

Gülfem için de öyleydi.

Ne dışarı çıkabiliyor ne annesinin yanına gidebiliyor ne de gördüklerinin anlamını anlayabiliyordu.

Sadece bekliyordu.

Sonra bir anda...

Şakire’nin sancılı seslerinin arasından başka bir ses yükseldi.

İncecik...

Titrek...

Yeni doğmuş bir bebeğin ilk ağlama sesi.

Gülfem bir anda doğruldu.

Örtünün altından başını kaldırdı.

Dinledi.

Bebek ağlıyordu.

Gülfem’in gözleri büyüdü.

O an, annesinin yanına bir bebeğin geldiğini anladı.

Bir kardeşi olmuştu.

Kilimlerin arkasında yeni bir hayat başlamıştı.

Şakire ise yorgunluğun içinde bebeğinin sesini duyuyordu.

Belki bütün sancıların, bütün yorgunluğun arasında duyduğu o ilk ağlama sesi, ona dünyanın en güzel sesiydi.

Bir süre önce canını yakan sancılar vardı.

Şimdi ise kucağına alacağı küçücük bir can vardı.

Gülfem hâlâ pencerenin önündeki minderdeydi.

Başındaki örtüyü tamamen kaldırmadı.

Sadece kardeşinin sesini dinledi.

O küçücük ağlama sesi evin içinde yankılanırken, Gülfem’in korkusu yavaş yavaş yerini meraka bıraktı.

Acaba kardeşi nasıl görünüyordu?

Acaba annesi onu ne zaman gösterecekti?

Ama o gün Gülfem kardeşini göremedi.

Doğum, dokuma kilimlerin arkasında gerçekleşmişti.

Gülfem ise annesinin yanına gelen yeni bebeği, önce gözleriyle değil, duyduğu o ilk ağlama sesiyle tanıdı.

Ve o gün evin içinde, bir annenin sancıları sona ererken bir bebeğin hayatı başladı.

Şakire artık bir çocuğun daha annesiydi.

Gülfem ise artık bir kardeş daha kazanmıştı.

Ev aynı evdi.

Kilimler aynı kilimlerdi.

Ama o evin içinde artık bir kişi daha vardı.

Devam edecek…

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

AYŞE KÜÇÜKIŞIK Ayşe Küçükışık Yazar • Şair • Editör “Her yazarın kaleminin ardında bir yaşam hikâyesi vardır. Ayşe Küçükışık’ın yazarlık yolculuğu da çocukluk yıllarında başlayan bir hayalin, engellere rağmen vazgeçmeyen bir azmin ve yıllar boyunca süren üretme tutkusunun hikâyesidir.” Ayşe Küçükışık, 05 Mayıs 1972 tarihinde Berlin’de çalışmak üzere Almanya’ya giden bir Türk işçi ailesinin çocuğu olarak doğdu. Altı yaşına kadar Berlin’de yaşadı. Daha sonra ailesiyle birlikte Türkiye’ye dönerek ilk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladı. İşitme güçlüğü nedeniyle eğitim hayatında çeşitli zorluklar yaşadı ve lise ikinci sınıfta örgün eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Ancak bu engeller, yazmaya olan ilgisini ve üretme azmini azaltmadı. Yazarlık yolculuğuna, ortaokul yıllarında katıldığı bir hikâye yarışmasıyla ilk adımını attı. Kaleme aldığı hikâye önce okul birincisi, ardından il birincisi seçildi. Öğretmenleri tarafından iller arası yarışmada temsil edilmesi için girişimlerde bulunulsa da ailesinin izin vermemesi nedeniyle bu önemli fırsata katılamadı. Yaşadığı hayal kırıklığı, onda vazgeçmek yerine yazmaya daha sıkı sarılma isteği uyandırdı. Bu süreçten sonra ailesinden gizli şiirler yazmaya başladı. Şiirleri 90’lı yıllarda “Eda Alaş” mahlasıyla Mersin’deki çeşitli radyolarda yayımlandı ve dinleyicilerden ilgi gördü. Bir radyo kanalından çalışma teklifi almasına rağmen ailesinin izin vermeyeceğini düşündüğü için bu teklifi değerlendiremedi. Buna rağmen yazmaktan hiç vazgeçmedi; yaşadığı her deneyimi kalemine taşıdı. Şiir, öykü, deneme ve roman türlerinde eserler veren Ayşe Küçükışık, insanın iç dünyasını, yaşamın izlerini ve toplumsal konuları içten bir anlatımla ele almaktadır. Yazdığı 100’e yakın şiirin bir kısmı Fikir İzleri Platformu’nda ve diğer dijital platformlarda yayımlanmıştır. Ayşe Küçükışık'ın kaleme aldığı "Almanya Treni" adlı roman, 2010'lu yılların başında TRT tarafından düzenlenen bir senaryo yarışmasına gönderildi. Eserin konusu ilgi görmesine rağmen, senaryo teknik formatına uygun hazırlanmadığı için değerlendirme sürecini tamamlayamadı. Daha sonra Wattpad'de yayımlanan roman, zamanla hesabına erişim sağlanamaması nedeniyle uzun süre okurlardan uzak kaldı. Ancak yazarın yıllar önce sakladığı çıktılar ve notları, bu hikâyenin yeniden hayat bulmasını sağladı. Aradan geçen yıllarda ilk Türk işçilerinin Almanya yolculuğuna ilişkin araştırmalarını derinleştiren Ayşe Küçükışık, tanıklıklardan, tarihî kaynaklardan ve aile anlatılarından yararlanarak romanını yeniden ele aldı. Bugün “Almanya Treni”, ilk hâlinden çok daha kapsamlı, belgesel yönü güçlendirilmiş yeni versiyonuyla Fikir İzleri Platformu’nda bölüm bölüm yayımlanmaktadır. Tamamladığı ARDA adlı romanı da gerçek hayattan esinlenerek yazılmış olup Fikir İzleri Platformu’nda okurlarla buluşmuştur. Hâlen Fikir İzleri Platformu’nda editör olarak görev yapmakta, eserleri kişisel blogunda ve çeşitli dijital platformlarda okurlarla buluşmaktadır. Yazıları; kişisel blogu, Wattpad, Pinterest ve sosyal medya hesapları aracılığıyla geniş bir okur kitlesine ulaşmaktadır. Roman, şiir ve öykü çalışmalarını sürdürmekte; yaşanmış hayatları edebiyatın gücüyle geleceğe taşımayı amaçlayan eserler üretmeye devam etmektedir.