HAZAN 'IN SÜKUTU

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

İnsan en çok, kalbinde taşıdığı hazanın altında üşüyor.

24 Eylül 2026 - 12:36
24 Eylül 2026 - 12:36 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
 0  3
HAZAN 'IN SÜKUTU

         HAZAN 'IN SÜKUTU

​Eski ahşap konağın buğulu camına yaslanan Hazan, parmak ucunu soğuk cama bastırarak dışarıdaki sessizliğe dokunmak istedi. Dışarıda, tabiat yüzlerce yıllık yorgunluğunu üzerine örtmeye hazırlanıyordu. Gökyüzü, kurşuni ve melankolik bir tona bürünmüş, ağır bulutlar şehrin kiremit çatılarının hemen üzerine çökmüştü. Sanki birazdan bütün bu gri ağırlık, ince ve buzdan iplikler halinde toprağa damlayacaktı.

​Bahçenin ortasındaki ulu çınar, yaz boyu gururla taşıdığı zümrüt yeşili zırhını tamamen terk etmişti. Şimdi rüzgârın her esişinde çıplak kolları inliyor, dallarında inatla tutunmaya çalışan son birkaç sararmış yaprak, havada hışırtılı ve acıklı bir çığlık koparıyordu. Esen yel, kaldırım taşlarının arasına yığılmış geçmiş ayların kurumuş hatıralarını önünde sürükleyip götürüyordu. Yapraklar ise damarlarındaki incecik haritalarla birlikte sokak boyunca dalgalı bir nehir gibi akıyordu.

​Toprak, kavurucu yazın ardından kavuştuğu ilk serin damlalarla derin bir ‘ah’ çekmişti. O taze, nemli ve ot kokulu toprak esintisi, aralık bıraktığı pencereden içeri süzülüp odanın ahşap tavanına kadar sindi. Yağmurun her damlası pencere pervazına çarptıkça zamansız bir metronom gibi odadaki sessizliği dövüyor, insana gaipten gelen derin bir yalnızlık hissi bahşediyordu.

​Hazan, gözlerini karşı tepedeki sis deniziyle örtülmüş koruluğa dikti. Ağaçlar birbirine sarılmış kederli silüetler gibi ufukta eriyor, doğa kendi sessiz veda törenini kutluyordu. İçindeki o sebepsiz gurbet duygusu, dışarıdaki bu görkemli hüznün en zarif yankısı gibi göğüs kafesini yavaşça daraltıyordu.

​Derin bir nefes alırken, camdaki buğunun yavaşça silindiğini fark etti, tıpkı hayatta tutunmaya çalıştığı, zamana yenik düşen anılar gibi. Kendi adını taşıyan bu mevsim, sanki ta içinden geçen bir nehir gibi ruhunu yıkıyordu. Biliyordu ki bazı ayrılıklar gidenler için değil, geride kalıp her sonbaharda biraz daha eksilenler içindi. Pencereden sızan son rüzgâr, saçlarına dokunup geçerken o da insan en çok, kalbinde taşıdığı hazanın altında üşüyor diye içinden geçirdi.

             DİLEK SARIKAYA 

Menajer :ilayda Can & Dilara sarıkaya 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow