NEREDE O ESKİ FENOMENLER?

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Nerede o eski fenomenler? Muhtemelen onlar da bizi izliyordur.

24 Ağustos 2026 - 11:12
24 Ağustos 2026 - 11:12 ⏱ 4 dk Okuma Süresi
 10  34
NEREDE O ESKİ FENOMENLER?

Bir zamanlar fenomen olmak öyle kolay değildi. Şimdi telefonun kamerasını açıp kaşı biraz kaldırıp dudağı hafif büzerek: “Arkadaşlar bugün size çok önemli bir şey anlatacağım…” deyince insan kendini kamuoyu açıklaması yapıyor sanıyor.

​Oysa eski fenomenler başka türlüydü. Onlar bir fotoğraf paylaşırdı, millet üç gün onu konuşurdu. Şimdi biri kahvaltıda yumurtanın sarısını fazla pişirse hemen: “Bunu neden yaptığımı birazdan anlatacağım.” diye 17 bölümlük hikâye başlatıyor.

​Eskiden fenomenin takipçisi olurdu, şimdi fenomenin fenomeni var. Biri çıkıyor: “Bana çok sordunuz…” Kim sordu? Kimse. Ama ısrarla “Çok sordunuz.” diyor. İnsan merak ediyor: Kim sordu kardeşim, Nüfus Müdürlüğü mü?

​Eski fenomenler ürün tanıtırdı: “Arkadaşlar bunu aldım, çok memnunum.” Bitti. Şimdi ürün tanıtımı yapılacağı zaman önce üç saat gizem yaratılıyor: “Bir süredir hayatımda çok büyük bir değişiklik var…”, “Bunu paylaşmaya hazır değildim…”, “Bazı şeyleri artık saklayamıyorum…” Sonra kamera dönüyor: Çamaşır deterjanı! Allah’ım; insan bir an boşanma, miras, mafya, aile kavgası bekliyor; karşısına 3 litrelik deterjan çıkıyor.

​Bir de eski fenomenlerin dramı vardı, gerçek dram… Şimdi fenomenin morali bozuluyor: “Bugün kendimi hiç iyi hissetmiyorum.” Altında 14 tane marka etiketli hikâye. İnsan düşünüyor: Bu kadar kötüysen neden ışığın ring light’tan geliyor kardeşim?

​Eskiden fenomenler doğal görünürdü. Şimdi doğallık için bile ekip kuruluyor: Makyaj sanatçısı, fotoğrafçı, ışıkçı, video editörü, sosyal medya uzmanı… Sonra: “Ben çok doğal bir insanım.” Tabii canım, doğallığın yanında altı kişilik prodüksiyon ekibi var.

​Bir de eski fenomenlerin meşhur sözü vardı: “Ben takipçilerimi ailem gibi görüyorum.” Sonra takipçi sayısı artınca aile büyüdü… Ama mirastan kimseye pay çıkmadı.

​Şimdiki fenomenlik ise ayrı bir sanat dalı. Sabah kahve, öğlen kahve, akşam kahve. Gece: “Bugün çok yoğundum.” Ne yaptın? Kahve içtin. Ama öyle sıradan kahve değil; kahvenin yanında mermer masa, keten peçete, orkide ve hayatın anlamını sorgulayan bir mum var.

​Eskiden fenomenler takipçi kazanırdı. Şimdi “Takipçi nasıl kazanılır?” diye fenomenler birbirine kurs satıyor: “Ben 30 günde 500 bin takipçi yaptım.” E nasıl? “Bunun eğitimini hazırladım.” Yani takipçi kazanmanın sırrı: Takipçi kazanmayı öğreterek para kazanmak! Bu işin sonunda kim fenomen, kim öğrenci, kim müşteri belli değil.

​Ama bir gerçek var… Eski fenomenlerin tadı başkaydı çünkü onlar daha samimiydi. Bir fotoğraf çekilir, paylaşır, hayatına devam ederdi. Şimdi insan bir hikâye atıyor, ardından basın toplantısı düzenliyor: “Bu hikâyem yanlış anlaşıldı.” Ardından açıklama: “Kimseyi hedef almadım.” Ardından özür: “Üzülenlerden özür dilerim.” Ardından yeni hikâye: “Bazı insanların gerçek yüzünü görmüş oldum.” Ardından canlı yayın… Sonra kitap… Sonra podcast… Sonra belgesel… Yahu sen sadece dün kahve paylaşmıştın!

​Nerede o eski fenomenler? Bilmiyorum. Belki hâlâ bir yerlerde filtresiz bir fotoğraf çekip paylaşmayı bekliyorlardır. Belki de onlar çoktan emekli oldu. Çünkü bugünün fenomenlik şartlarını görünce: “Bizim zamanımızda bir insan ünlü olurdu, şimdi ünlülük insanı buluyor.” deyip telefonu kapatmışlardır.

​Ve bence en güzeli de şu: Eski fenomenler fenomen olmak için uğraşmazdı. Biz onları severdik, onlar fenomen olurdu. Şimdi herkes fenomen olmaya çalışıyor… Biz de oturup kimin gerçekten insan kaldığını anlamaya çalışıyoruz.

​Velhasıl… Nerede o eski fenomenler? Muhtemelen onlar da bizi izliyordur. Ama merak etmeyin… Henüz “Beni çok sordunuz, neden ortadan kayboldum?” diye hikâye atmadılar. Atarlarsa da bilin ki… Eski fenomen geri dönmüştür.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Zeynep Kıvanç 1986 Bartın doğumluyum. İstanbul da yaşıyorum. Ben konuşamasam da kalemim konuşur; içimde sakladıklarımı kâğıda döker, yükümü hafifletir.