PATİ BEY'İN SINIR KOYMA REHBERİ

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
2 Mayıs 2025 - 14:34
2 Mayıs 2025 - 14:34 ⏱ 5 dk Okuma Süresi
 0  781
PATİ BEY'İN SINIR KOYMA REHBERİ

Herkese merhaba ben Pati Bey. Mahallenin en karizmatik kedisiydim, ta ki insanım beni mahallede görüp bana bayılıp beni eve kapatana kadar. Bayılınmayacak gibi değilim ki, beyazla karışık sapsarı tüylerimle parlıyordum adeta. Şimdi bu dört duvarın içinde, tek işim onun dramalarını dinlemek. Ne yapayım mecbur, Allah'tan karizmatik olduğum kadar görev bilinci yüksek olan bir kediyim.

Benim insanım, yani ‘’BAYAN DERİN DERİN İÇ ÇEKEN’’ hanımefendinin ciddi sorunları var. Mesela kişilerarası ilişkilerinde asla sınırlarını çizemiyor! Düşünün, birine "hayır" diyecek ama önce derin derin iç çekiyor, karnına ağrılar giriyor, kara kara düşünüyor, yüzünü buruşturup sonra da karşı tarafa "Tabi ki yaparım." diyor. Evde benim gibi sınırlarını net çizen bir kral varken yaptıklarına bakar mısınız? Tam bir felaket. Bakın bugün gene böyle bir olay oldu, artık dayanamayacağım. 

İnsanım, sabah kahvesini içerken, bir yandan da telefona bakıp homurdanıyordu. Hokka burnunun üzerine düşen şu uzun, kıvırcık, kumral saçlarını çok seviyorum ama kendini üzdüğünde hepsini kalkıp tek tek kemiresim geliyor. Neyse, anladığım kadarıyla yine birine iyilik yapmış ama karşılığı "sinir harbi" olmuş. Kafasını masaya koydu, bir "off" çekti ki apartmanın dış cephesinde çatlak oluştu sandım. Karşı apartmandaki kediler de duyup Pati Bey hayırdır inşallah diye miyavlıyorlar. Hiç umrumda değil sorgulamaları, benim için önemli olan insanımın artık hayır diyebilmesi ve bundan dolayı vicdan azabı duymaması. 

Yanına yanaştım, göğsüne çıkıp oturdum. "Yeter artık, ben buradayım. Bana anlat." Tabii ki, insanca konuşamıyorum. Onun yerine üst üste anlamlı miyavlı naralar fırlattım.

"Oof Pati Bey, keşke sen konuşabilsen," dedi.

Keşke de konuşsam! İki pati tokat atar, aklını başına getirirdim senin. 

Yumuşak bir miyavlamayla devam ettim. Biraz anlayışlı olmalıydım. "Senin derdin ne insanım, anlat bakalım, yaş mamasız mı kaldın?"

"Sınır çizemiyorum, kimseye hayır diyemiyorum! İş yerinden biri fazla iş yapmamı mı istedi yapıyorum, o gün yorgunum ama yakın arkadaşım buluşmaya mı çağırıyor gidiyorum, hep kalp kırmamak için ama gün sonunda çok mutsuz ve yorgunum." dedi, saçlarını çekiştirerek. "Herkes bir şey istiyor, hep bir şeyler bekliyor. İtiraz edince de sanki suç işlemişim gibi hissediyorum!"

O an, içimdeki bilge kedi uyandı. Hemen gözlüklerimi gözlerime geçirdim ki daha ciddi olayım. Bir de karizmama karizma katıyor. Neyse, gözlerimi kıstım, kuyruğumu yüzüne vurdum. Artık ciddiyet! "Bunu benden öğreneceksin, seni eğiteceğim."

Önüne oturdum, burnumu havaya kaldırdım ve en önemli kedi derslerimi verdim:

1. Bir şeyi istemiyorsan, sadece kısık gözlerle bak. Eğer mama kabına konulan mama kötü kokuyorsa hiç şikâyet ettiğimi gördün mü? Dokunmam bile, arkamı dönüp giderim. Mesaj alınır. İnsanlar da böyle yapmalı. Eğer biri sinir bozucu bir istekle, açıklamalarda bulunmana rağmen defalarca gelirse, sadece bak ve sessizce uzaklaş. 

2. Sevilmek istediğin zamanları sen seç. Sevilmek istediğimde gelir insanların yanlarına kıvrılırım, eğer fazla mıncıklanırsam da kuyruğumu toplar dolabın üzerine çıkarım ya da koltuğun altına girerim. Eğer biri seni de sürekli sıkıyorsa, duygularını bastırma. Sana yük olur. Kendini mecbur hissetme. Kuyruğunu topla, git bir dolabın üstüne çık. Bırak seni özlesinler.

3. Sınırlarını patinle çiz. Biri fazla üstüme gelirse, patimi kaldırır biraz sert miyavlarım. Hafif, nazik ama anlamlı bir hareketle kişisel sınırlarımı ihlal ediyorsun derim. Sen de bunu yapmalısın!

4. Hayır demenin en tatlı yolu ise mırıldama stratejisidir. Karşı tarafı seviyorsun kırmak istemiyorsun ama kendini de kırmak istemediğin noktada, esnek olmayı ve denge kurmayı öğren. 

Arkadaşın seni çağırıyor ama yorgunsun. "Çoook isterdim ama şu an pofuduk bir battaniyenin içinde kayboluyorum."

İş yerinde fazla iş mi verdiler? "Ah, şu an elimdeki dosyaya bakıyorum ama sonra belki bakabilirim." Belki! Belirsiz.

İnsanım biraz düşündü. Sonra gözlerini kıstı. "Pati, sen bir dâhisin!"

Bunu zaten biliyordum ama duymak hoşuma gitti.

Akşam oldu, telefon çaldı. O sinir bozucu kişi yine bir şeyler istiyordu. İnsanım bana baktı. Ben, kuyruğumu kıvırıp önüne oturdum. Gözlerimle “Beni örnek al.” dedim. Heyecanlı gözlerle ona baktım. Yapacaktı.

O gene deriiin bir nefes aldı ve bu sefer dedi ki:

"Üzgünüm, yapamam."

Zafer buydu işte!

Telefonu kapattığında ona hafifçe patimle çak yapmak istedim. Artık eve gelip içini kemirmek yoktu. Bir insan için büyük, benim için küçük ama anlamlı bir adımdı ama sonra baktım, insanım hala düşünceli. Muhtemelen hala biraz suçluluk duyuyordu. 

Eğilip kulağına fısıldadım:

"Bir de sabah beşte kapıyı açıp bana mama koymayı öğrenirsen, o zaman gerçekten aydınlanmış olacaksın."

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Gökçem Elif Yolcu 1997 yılında Ankara'da doğdum. Psikolojik danışmanım. Şuan aktif olarak seans yapmanın yanı sıra bir çocuk kitabına sahibim. Adı "Hayal Kırıklıkları Tamir Dükkânı", daha öncesinde de psikolojiye dair yazılarım, şiirlerim, öykülerim farklı dergilerde yayınlandı. Psikolojiyi, yazmayı ve seyahat etmeyi çok seviyorum.