<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>Yazarlar &amp;amp; Paylaşım Platformu &amp; Gökçem Elif Yolcu</title>
<link>https://fikirizleri.com/rss/author/goekcem-elif</link>
<description>Yazarlar &amp;amp; Paylaşım Platformu &amp; Gökçem Elif Yolcu</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>Bu web sitesinin telif hakları © Fikir İzleri &amp;apos;ne (veya belirtilen kişiler hak sahibi olanlara) aittir ve ilgili mülkiyet, telif hakkı, ticari marka, kültür sanat, patent veya diğer kanunlar kapsamında korunmaktadır. © 2025 Fikir İzleri — Tüm hakları saklıdır. | Her Kalem Bir Söz, Her Fikir Bir İz Bırakır</dc:rights>

<item>
<title>PATİ BEY&amp;apos;İN SINIR KOYMA REHBERİ</title>
<link>https://fikirizleri.com/pati-beyin-sinir-koyma-rehberi</link>
<guid>https://fikirizleri.com/pati-beyin-sinir-koyma-rehberi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202505/image_870x580_6814ad9450255.webp" length="49544" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 02 May 2025 14:34:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>Gökçem Elif Yolcu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Herkese merhaba ben Pati Bey. Mahallenin en karizmatik kedisiydim, ta ki insanım beni mahallede görüp bana bayılıp beni eve kapatana kadar. Bayılınmayacak gibi değilim ki, beyazla karışık sapsarı tüylerimle parlıyordum adeta. Şimdi bu dört duvarın içinde, tek işim onun dramalarını dinlemek. Ne yapayım mecbur, Allah'tan karizmatik olduğum kadar görev bilinci yüksek olan bir kediyim.</p>
<p>Benim insanım, yani ‘’BAYAN DERİN DERİN İÇ ÇEKEN’’ hanımefendinin ciddi sorunları var. Mesela kişilerarası ilişkilerinde asla sınırlarını çizemiyor! Düşünün, birine "hayır" diyecek ama önce derin derin iç çekiyor, karnına ağrılar giriyor, kara kara düşünüyor, yüzünü buruşturup sonra da karşı tarafa "Tabi ki yaparım." diyor. Evde benim gibi sınırlarını net çizen bir kral varken yaptıklarına bakar mısınız? Tam bir felaket. Bakın bugün gene böyle bir olay oldu, artık dayanamayacağım. </p>
<p>İnsanım, sabah kahvesini içerken, bir yandan da telefona bakıp homurdanıyordu. Hokka burnunun üzerine düşen şu uzun, kıvırcık, kumral saçlarını çok seviyorum ama kendini üzdüğünde hepsini kalkıp tek tek kemiresim geliyor. Neyse, anladığım kadarıyla yine birine iyilik yapmış ama karşılığı "sinir harbi" olmuş. Kafasını masaya koydu, bir "off" çekti ki apartmanın dış cephesinde çatlak oluştu sandım. Karşı apartmandaki kediler de duyup Pati Bey hayırdır inşallah diye miyavlıyorlar. Hiç umrumda değil sorgulamaları, benim için önemli olan insanımın artık hayır diyebilmesi ve bundan dolayı vicdan azabı duymaması. </p>
<p>Yanına yanaştım, göğsüne çıkıp oturdum. "Yeter artık, ben buradayım. Bana anlat." Tabii ki, insanca konuşamıyorum. Onun yerine üst üste anlamlı miyavlı naralar fırlattım.</p>
<p>"Oof Pati Bey, keşke sen konuşabilsen," dedi.</p>
<p>Keşke de konuşsam! İki pati tokat atar, aklını başına getirirdim senin. </p>
<p>Yumuşak bir miyavlamayla devam ettim. Biraz anlayışlı olmalıydım. "Senin derdin ne insanım, anlat bakalım, yaş mamasız mı kaldın?"</p>
<p>"Sınır çizemiyorum, kimseye hayır diyemiyorum! İş yerinden biri fazla iş yapmamı mı istedi yapıyorum, o gün yorgunum ama yakın arkadaşım buluşmaya mı çağırıyor gidiyorum, hep kalp kırmamak için ama gün sonunda çok mutsuz ve yorgunum." dedi, saçlarını çekiştirerek. "Herkes bir şey istiyor, hep bir şeyler bekliyor. İtiraz edince de sanki suç işlemişim gibi hissediyorum!"</p>
<p>O an, içimdeki bilge kedi uyandı. Hemen gözlüklerimi gözlerime geçirdim ki daha ciddi olayım. Bir de karizmama karizma katıyor. Neyse, gözlerimi kıstım, kuyruğumu yüzüne vurdum. Artık ciddiyet! "Bunu benden öğreneceksin, seni eğiteceğim."</p>
<p>Önüne oturdum, burnumu havaya kaldırdım ve en önemli kedi derslerimi verdim:</p>
<p>1. Bir şeyi istemiyorsan, sadece kısık gözlerle bak. Eğer mama kabına konulan mama kötü kokuyorsa hiç şikâyet ettiğimi gördün mü? Dokunmam bile, arkamı dönüp giderim. Mesaj alınır. İnsanlar da böyle yapmalı. Eğer biri sinir bozucu bir istekle, açıklamalarda bulunmana rağmen defalarca gelirse, sadece bak ve sessizce uzaklaş. </p>
<p>2. Sevilmek istediğin zamanları sen seç. Sevilmek istediğimde gelir insanların yanlarına kıvrılırım, eğer fazla mıncıklanırsam da kuyruğumu toplar dolabın üzerine çıkarım ya da koltuğun altına girerim. Eğer biri seni de sürekli sıkıyorsa, duygularını bastırma. Sana yük olur. Kendini mecbur hissetme. Kuyruğunu topla, git bir dolabın üstüne çık. Bırak seni özlesinler.</p>
<p>3. Sınırlarını patinle çiz. Biri fazla üstüme gelirse, patimi kaldırır biraz sert miyavlarım. Hafif, nazik ama anlamlı bir hareketle kişisel sınırlarımı ihlal ediyorsun derim. Sen de bunu yapmalısın!</p>
<p></p>
<p>4. Hayır demenin en tatlı yolu ise mırıldama stratejisidir. Karşı tarafı seviyorsun kırmak istemiyorsun ama kendini de kırmak istemediğin noktada, esnek olmayı ve denge kurmayı öğren. </p>
<p>Arkadaşın seni çağırıyor ama yorgunsun. "Çoook isterdim ama şu an pofuduk bir battaniyenin içinde kayboluyorum."</p>
<p>İş yerinde fazla iş mi verdiler? "Ah, şu an elimdeki dosyaya bakıyorum ama sonra belki bakabilirim." Belki! Belirsiz.</p>
<p>İnsanım biraz düşündü. Sonra gözlerini kıstı. "Pati, sen bir dâhisin!"</p>
<p>Bunu zaten biliyordum ama duymak hoşuma gitti.</p>
<p>Akşam oldu, telefon çaldı. O sinir bozucu kişi yine bir şeyler istiyordu. İnsanım bana baktı. Ben, kuyruğumu kıvırıp önüne oturdum. Gözlerimle “Beni örnek al.” dedim. Heyecanlı gözlerle ona baktım. Yapacaktı.</p>
<p>O gene deriiin bir nefes aldı ve bu sefer dedi ki:</p>
<p>"Üzgünüm, yapamam."</p>
<p>Zafer buydu işte!</p>
<p>Telefonu kapattığında ona hafifçe patimle çak yapmak istedim. Artık eve gelip içini kemirmek yoktu. Bir insan için büyük, benim için küçük ama anlamlı bir adımdı ama sonra baktım, insanım hala düşünceli. Muhtemelen hala biraz suçluluk duyuyordu. </p>
<p>Eğilip kulağına fısıldadım:</p>
<p>"Bir de sabah beşte kapıyı açıp bana mama koymayı öğrenirsen, o zaman gerçekten aydınlanmış olacaksın."</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>HAYATI DANSA KALDIRMAK</title>
<link>https://fikirizleri.com/hayati-dansa-kaldirmak</link>
<guid>https://fikirizleri.com/hayati-dansa-kaldirmak</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202504/image_870x580_67f918591eb50.webp" length="51652" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 11 Apr 2025 16:29:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>Gökçem Elif Yolcu</dc:creator>
<media:keywords>Pozitif, hayat, aşk, enerji, mutlu, huzur</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bazen bir sabah uyanırsın ve nefesin bile heyecan verir sana. Kalbin sanki yeni birine değil de, bizzat yaşamanın kendisine tutulmuştur. Güneşin pencerene düşüşü, zeytin ağacının hafif sallanan yaprakları, kahve kokusu, yürürken yüzüne çarpan deniz kokulu rüzgar bile birer şiir gibi gelir.</p>
<p>Hayata aşık olmak… Bu, hiçbir şeye sahip olmadan da mutlu olabilmektir; çünkü içinde taşıdığın umut, dışarıda gördüğün tüm mucizeleri anlamlı kılar.</p>
<p>Bazen uzun süredir beklediğin iyi bir haberle, bazen tatlı bir tebessümle başlar bu aşk. Bazen çok derin bir korkudan, bazen bir bebek ağlamasından…</p>
<p>Kalbinin içi kıpır kıpırdır; bir şey olacak gibi hissedersin ama ne olduğunu bilemezsin.</p>
<p>İşte o, hayata aşık olmanın en güzel anıdır.</p>
<p>Planların olur, hayallerin uçuşur kafanda. Hepsini gerçekleştiremesen bile, ihtimal yetmez mi zaten?</p>
<p>Bir dağın yamacında yeni bir ev, sevdiğinle içtiğin çay, adını koymadığın bir yolculuk...</p>
<p>Bazen ise sadece dostunun "İyiyim." haberiyle, dünya yeniden renklenir.</p>
<p>Hayata aşık olmak, sadece güzel şeylere değil, her şeye kucak açmaktır.</p>
<p>Endişelerine, telaşlarına, gözyaşına da…</p>
<p>Çünkü bilirsin, yaşamak budur: Hissetmek.</p>
<p>Derin, sarsıcı ve sonsuz bir aşkla…</p>
<p>Bazen sadece kalbinin tatlı renkli çırpınışında şunu fark edersin:</p>
<p>Sen yaşama değil, yaşam sana aşık olmuştur.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>GERÇEK &amp;quot;KRAL&amp;quot; KİM?</title>
<link>https://fikirizleri.com/gercek-kral-kim</link>
<guid>https://fikirizleri.com/gercek-kral-kim</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202503/image_870x580_67c77bee8f612.webp" length="27840" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 05 Mar 2025 01:17:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>Gökçem Elif Yolcu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p></p>
<p>Son dönemlerde popüler olan Kral Kaybederse dizisinin ana kahramanı olan Kenan Baran'ın sözde "kral"lığını sorgulamadan geçemeyeceğim. Güçlü, çekici, manipülatif, grandiyöz (büyüklük hissi) narsistik yapıya sahip bir karakter kendisi. Kenan Baran gibi karakterler, kadınların gözünde ya da model alma çağlarında olan erkek ergenlerin gözünde ulaşılamaz, çok güçlü ve büyüleyici olarak lanse edilmektedir. Ama asıl kral, insanları ezerek değil, onları yükselterek güçlü hissettiren kişidir. Bir adam, karşısındaki insanı aşağı çekerek ya da kendi hatalarını kabul etmeyip üzerine partnerinin duygularını manipüle ederek "kral" olamaz. Gerçek güç, duygularını saklamakta değil. Aksine, onları sağlıklı bir şekilde yönetebilmekte yatar. Sevmek, değer vermek ve sadakat göstermek güçsüzlük değil, asıl cesaret göstergesidir. Gerçek kral, başkalarının gözyaşları üzerine değil, sevgi ve saygı üzerine bir taht kurabilen kişidir. Kısacası Kenan Baran bir kral değil, yalnızca kendi boşluğunu başkalarının acılarıyla dolduran, maskeli bir karakterdir. Toplumda, medya ve sosyal medyanın gücü ile oluşan bu "karizmatik zorba" algısının sorgulanması gerektiğini düşündüm.</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>NARSİSTİK ANNE VE KIZ İLİŞKİSİ: FİRDEVS YÖREOĞLU VE BİHTER ZİYAGİL</title>
<link>https://fikirizleri.com/narsistik-anne-ve-kiz-iliskisi-firdevs-yoreoglu-ve-bihter-ziyagil</link>
<guid>https://fikirizleri.com/narsistik-anne-ve-kiz-iliskisi-firdevs-yoreoglu-ve-bihter-ziyagil</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202503/image_870x580_67c59ac87fde7.webp" length="17016" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 03 Mar 2025 15:05:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>Gökçem Elif Yolcu</dc:creator>
<media:keywords>narsist anne, aşkı memnu, Firdevs Yöreoğlu, Bihter Ziyagil, psikoloji, analiz, manipülasyon</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bihter Ziyagil’i omuzlarından tutarak aynaya karşı ‘’Aynı hırs, aynı öfke! Tıpkı benim gibi.’’ diyen Firdevs Yöreoğlu ve Bihter Ziyagil, Aşk-ı Memnu dizisinin ve romanının en dikkat çekici karakterleri olarak yıllar boyu replikleriyle hafızamıza kazınmıştır.</p>
<p> Firdevs Yöreoğlu, tipik bir narsistik anne özellikleri gösterir. Bu anneler genellikle:</p>
<p>Görünüşe ve statüye aşırı önem verir. Firdevs’in en büyük korkusu yaşlanmak, güzelliğini ve çekiciliğini kaybetmektir. Kendi gençliği ve cazibesi azalırken, kızlarını önce rakibi sonra ise onun hayatını rahata erdirecek birer yatırım aracı olarak görmeye başlar. Çocuklarını kendi isteklerine göre şekillendirmeye çalışır. Onların mutluluğunu değil, kendi sosyal statüsünü düşünür. Duygusal manipülasyon yapar. Hem sevgi vererek hem de bu sevgiden çocuklarını mahrum bırakarak bunu bir ceza ve kontrol mekanizması olarak çocuklarının üzerinde kullanır. Onay ve sevgiyi koşula bağlar. "Benim istediğim gibi biri olursan, statüsü yüksek biriyle birlikteysen değerlisin." mesajlarını bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde çocuklarına verir. Kendi başarısızlıklarını veya korkularını çocuk üzerinden telafi etmeye çalışır. </p>
<p></p>
<p>Narsistik Anne'nin Kızı Olmak: Bihter Ziyagil</p>
<p></p>
<p>Bihter, narsistik bir annenin kızı olmanın tüm yüklerini taşır. Bu tür annelerin kızları genellikle iki şekilde gelişir: Birincisi annenin gölgesinde kalıp ona boyun eğen bir kişilik geliştirir. Firdevs Hanım’ın diğer kızı olan Peyker, bu profile daha uygundur. İkincisi ise anneden onay almak için mücadele eder ama bir yandan da ona karşı öfke ve rekabet duyguları besler. Bihter’in dinamiği budur.</p>
<p>Bihter’in psikolojisini ele alırsak;</p>
<p>Sevgi Açlığı ve Onay Arayışı: Firdevs, Bihter’e annelik şefkati göstermek yerine onu sürekli eleştirir ve yönlendirir. Bihter, annesinden göremediği sevgiyi Adnan’da ve Behlül’de arar. Ancak bu sevgi arayışı sağlıksızdır çünkü temelde bir "onaylanma ihtiyacıdır".</p>
<p>Yetersizlik Hissi: Firdevs, Bihter’e sürekli evliliğinin nasıl olması gerektiği, evde diğerlerine karşı ağırlığını hissettirmesi ve nasıl davranması gerektiği yönündeki konuşmalarıyla Bihter’e kendini durmadan yetersiz hissettirir.</p>
<p>Rekabet ve Kıskançlık: Bihter, annesiyle rekabet halinde büyümüştür. Firdevs’in Adnan Bey’le ilgilenmesi, Bihter’in bu ilişkiye bir meydan okuma gibi yaklaşmasına sebep olur. Adnan’la evlenmesi, hem annesine karşı bir zafer hem de annesinden bağımsızlaşma çabasıdır.</p>
<p> Özgüven Sorunları: Firdevs, içindeki yetersizlik duygusunun yansımasını Bihter de görmektedir. Bu yüzden Bihter’i asla yeterince güzel, akıllı veya başarılı bulmaz. Bihter, dışarıdan güçlü görünse de içinde sürekli yetersizlik hisseder. Behlül’ün ilgisini kaybetme korkusu da bu güvensizlikten beslenir.</p>
<p>Toksik İlişkiler ve Bağımlılık: Narsistik bir anne tarafından yetiştirilen çocuklar, genellikle toksik ilişkiler kurmaya eğilimlidir. Bihter’in Behlül’e saplantılı şekilde bağlanması, annesiyle yaşadığı duygusal ihmalin bir yansımasıdır.</p>
<p>Bihter ve Firdevs’in ilişkisi tam anlamıyla ‘’duygusal manipülasyon’’ üzerine kuruludur. Firdevs, kızlarının güzelliğini ve gençliğini bir yatırım olarak görür. Peyker, Firdevs’in istediği gibi statüsü yüksek ve maddi durumu iyi biriyle evlenmediği için onu gözden çıkarmış ve Bihter’in böyle bir evliliği yapmasına odaklanmıştır. Bihter’in zengin ve güçlü bir adamla evlenmesi, Firdevs’in sosyal statüsünü korumasına yardımcı olacaktır. Bihter, annesinin gölgesinden kurtulmaya çalışır ama başaramaz. Annesine tepki olarak Adnan’la evlenmesine rağmen, ilişkilerinde annesinin etkisini taşımaya devam eder. Firdevs, Bihter’in ilişkilerini sabote eder. Kızının evliliğine destek olmaktan çok, onun mutsuzluğu üzerinden güç kazanır. Bihter, annesine duyduğu nefreti kendisine yöneltir. Behlül tarafından terk edilmek, Bihter için annesinin gözünde başarısız olmak anlamına gelir. Bu yüzden en büyük öfkesini kendine yöneltir ve trajik sona sürüklenir.</p>
<p>Narsistik anneler, kızlarını kendi devamları olarak görür ama bir yandan da onlarla rekabet ederler. Firdevs ve Bihter’in ilişkisi, tam da bu dinamiği gözler önüne serer. Sonuç olarak, Firdevs, Bihter’in hayatını yönlendiren ama ona asla gerçek sevgi vermeyen bir annedir. Bihter, annesinden kaçmaya çalışırken, onunla savaşırken duygusal olarak tükenmiştir ve annesinin yarattığı zehirli psikolojiden çıkamamıştır. Bu ilişki, narsistik ebeveynler tarafından yetiştirilen çocukların yaşadığı psikolojik zorlukları ve bunun uzun vadeli etkilerini gözler önüne serer. Firdevs ve Bihter’in hikâyesi, yalnızca bir anne-kız çekişmesi değil, toksik aile ilişkilerinin ve narsistik ebeveynliğin ne kadar yıkıcı olabileceğinin çarpıcı bir örneğidir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>POLLYANA&amp;apos;NIN KAOSU</title>
<link>https://fikirizleri.com/pollyananin-kaosu</link>
<guid>https://fikirizleri.com/pollyananin-kaosu</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202502/image_870x580_67bb9a1750f48.webp" length="98154" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 24 Feb 2025 00:59:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>Gökçem Elif Yolcu</dc:creator>
<media:keywords>Şiir, renkler, içsel</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kurutuyorum ruhumu, şiir kitaplarının arasında.</p>
<p>Ruhumu boyar gibi boyuyorum boyama kitaplarını, renklerden medet umuyorum.</p>
<p> Hangi renge elimi atsam sanki farklı bir sürpriz yapacak gibi bana.</p>
<p>Sarıya uzanıyorum,</p>
<p>Bir tarladayım, güneş elini uzatıyor güzel ve umutlu günler için.</p>
<p>Koyu gri bağırıyor bana kanma umuda sen, iç sesini kıs özünü sil karanlığa bırak kendini denize bırakır gibi...</p>
<p>Bırak ağırlıklarını, düş en derine, düşlerinden de derine.</p>
<p>Pembe gel diyor vazgeçme çocuğuz biz.</p>
<p>Ölene dek düşmanız yetiskinlige, al pamuk şekerini hayat bir lunapark. </p>
<p>Dön arabanla, bas kornasına dursun yetişkinliğin karmaşası, sorumlulukları..</p>
<p>Gel diyor kırmızı dinleme onları.</p>
<p> İçimden binbir duygu boşalıyor ay beni göğsünde dinlendiriyor, bense durmadan içimin yıldızlarını baştan çıkarıyorum.</p>
<p>Çileden çıkarıyorum yüzleşmediklerimi.</p>
<p>Yüzleşip masmavi oluyorum, okyanus oluyor temizleniyorum yetersizliklerimden.</p>
<p>Travmalarım önümde kırık bir merdiven, ben ise heyecanlı bir yolcu. </p>
<p>Ardıma baka baka ağlayan bir çocuk büyümeye direnen, içindeki ritmin kaosunu seven. </p>
<p>Çok renk var hepsi ruhunun çiçeği. </p>
<p>Hepsini istiyor ama hiçbiri de yetmiyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ERCİYES&amp;apos;İN FISILDADIĞI SIRLAR</title>
<link>https://fikirizleri.com/erciyesin-fisildadigi-sirlar</link>
<guid>https://fikirizleri.com/erciyesin-fisildadigi-sirlar</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202502/image_870x580_67aef88b69fea.webp" length="72484" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 14 Feb 2025 11:03:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>Gökçem Elif Yolcu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Erciyes, gökyüzüne uzanan bir ulu dağdır. Karlarla kaplı zirvesi, bulutları kucaklar; eteklerinde rüzgâr binlerce yılın hikâyelerini fısıldar. O, yalnızca bir dağ değildir. O, bir sığınak, bir bilge, bir zaman yolcusudur.</p>
<p>O gece Erciyes'in karanlığında bütün hayatını dağlara adamış biri vardı: Murat. </p>
<p>Everest, Alpler, Kafkaslar… Her dağa tırmanır, bundan çok keyif alırdı ama bu gece Erciyes'te içinde bir huzursuzluk hissetti. Sanki tuhaf bir şey olacak gibiydi. Rüzgâr, sıradan bir rüzgâr değildi. Kar, sanki bir şeyi saklıyordu. Uyumak için çadıra çekildiğinde uyuyamadı, nefesi daralınca kendini dışarı attı. Erciyes'i aydınlatan Dolunay'ın ışığında bembeyaz parlayan birbirine sarılmış iki silüet gördü. Bir kadın ve bir adam. Murat'ın kalbi hızla çarptı. Bu yükseklikte insan bulunması pek mümkün değildi ama onların varlığı başka bir şeydi.</p>
<p>Tam o anda, rüzgârın içinde bir ses duydu:</p>
<p>"Ne aileler, ne savaşlar, ne düşmanlıklar…</p>
<p>Yalnızca aşk, sonsuz kalır."</p>
<p>Murat'ın dünyası yavaşça bulanıklaştı. Gözleri yeniden net görmeye başlayınca her yerin değiştiğini fark etti. Yıl 1800’lerin başlarıydı.</p>
<p>Kışın sert rüzgârları, dağın yamaçlarında yankılanırken, vadilerde eski çağların fısıltıları hâlâ duyulurdu. </p>
<p>İşte o vadilerde, asırlardır anlatılan bir hikâye vardı. İki düşman ailenin çocukları, Kemal ve Dilruba'nın esrarengiz hikâyesi...</p>
<p>Vaktiyle, Erciyes’in eteklerinde iki büyük oba yaşardı:Alpkanlı ve Kızılhanlılar.Bir zamanlar kardeş gibi yaşayan bu iki halk, zamanla kin ve nefretle ayrıldı. Sular paylaşılmadı, topraklar bölüşülmedi, her doğan çocuk, diğer obaya düşman olarak yetiştirildi.Alpkanlıların oğlu Kemal, gözleri gecenin derinliği gibi karanlık, yüreği ateş gibi sıcak bir gençti. Kızılhanlıların kızı Dilruba ise narin mi narin, gözleri bahar yeşili, saçları vadilere yayılan buğday tarlaları gibi altın sarısıydı.Bir kış günü, kader onları Erciyes’in kucağında bir araya getirdi. Kemal, yaralı bir ceylanı takip ederken onu vadinin kuytusunda buldu. Ceylan, nazlı bir nefes alırken başında eğilen Dilruba'yı gördü. Kızın parmakları ceylanın başını okşuyor, sesi rüzgârdan bile daha yumuşak çıkıyordu."Sen de mi ceylanlar gibi korkuyorsun?” diye fısıldadı Kemal.Dilruba, başını hafifçe kaldırdı, gözleri onun gözlerinde kilitlendi. Bu, düşman belletilen bir yüz değil, kalbine işlenen bir yazgıydı."Korkmuyorum ama biliyorum ki biz hiçbir zaman bir arada olamayız.”</p>
<p>Ancak gönüller, yazgıyı dinler miydi? Onlar, Erciyes’in koynunda gizli gizli buluştular. Vadilerde aşklarını rüzgâra fısıldadılar, serçelerin şarkılarına sığındılar, yıldızları şahit tuttular. Ne var ki, Erciyes’in karı bile ateşten bir aşkı gizleyemezdi.</p>
<p>Bir gece, karanlık çöktüğünde, aileleri onların sır gibi sakladığı sevdalarını öğrendi. Öfkeleri, Erciyes’in fırtınaları gibi keskindi. Alpkanlılar kılıçlarını bileyledi, Kızılhanlılar mızraklarını kuşandı. İki oba, birbirine düşman olan iki dağ gibi çarpışmaya hazırlanıyordu.</p>
<p>Kemal ve Dilruba, son kez buluşmak için Erciyes’in doruklarına tırmandılar. Aşağıda, ateşler yanıyor, çığlıklar yükseliyordu.</p>
<p>“Gidip her şeyi anlatacağım,” dedi Kemal. “Ailelerimizi ikna edebiliriz. Eğer bu dağ asırlardır ayakta durabiliyorsa, biz de aşkımızı ayakta tutabiliriz.” Dilruba, üzgün bir ifadeyle başını iki yana salladı. “Onların gözünü düşmanlık bürümüş, duymak ve görmek istemezler ama belki, rüzgâr duyar. Belki, yıldızlar dileğimizi göğe taşır. Belki de Erciyes, bizden yana olur.”</p>
<p>Ve tam o anda, gökyüzü şiddetli bir gürültü ile yarıldı. Erciyes’in doruklarında bir fırtına koptu. Kar, öfke dolu rüzgârlarla savruldu, yıldırımlar göğe kazındı. Aşağıdaki obalar, bir lanetin üzerlerine çöktüğünü düşündü ve korkuyla geri çekildiler.</p>
<p>Fırtına dindiğinde, Kemal ve Dilruba'dan geriye sadece buzla kaplanmış kayalar kalmıştı. Ne bir ayak izi, ne bir ses… İkisi de Erciyes’in göğsüne karışmıştı.O günden sonra, Erciyes’in dorukları hiç erimeyen bir karla örtüldü. </p>
<p>Derler ki, bulutlar dağın zirvesini sarınca, Kemal ve Dilruba'nın ruhları birbirine kavuşurmuş. Serçeler hâlâ onların şarkısını söyler, ceylanlar hâlâ doruklara bakarak iç çeker. Rüzgâr, her kış Erciyes’in doruklarında dolaşırken, eski bir fısıltıyı taşır durur: </p>
<p>“Ne aileler, ne savaşlar, ne düşmanlıklar...</p>
<p>Yalnızca aşk, sonsuz kalır.”</p>
<p>Murat, bu sözü mırıldanarak gözlerini heyecanla açtı. Çadırındaydı. Bunlar bir rüya mıydı? Neler yaşamıştı böyle, kalbi çok büyük hüzünle kaplandı ve bir süre daha uzanarak gördüklerini düşündü. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>AY KUNDAKTA, AŞK RUHUMDA</title>
<link>https://fikirizleri.com/ay-kundakta-ask-ruhumda</link>
<guid>https://fikirizleri.com/ay-kundakta-ask-ruhumda</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202502/image_870x580_67aa183d19d55.jpg" length="418559" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 10 Feb 2025 18:16:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>Gökçem Elif Yolcu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Aşk cüceleri yalın ayak salıncak kurmuşlar kalbime,</p>
<p>Üzerlerinde gecenin hafif esintisi.</p>
<p>Cücelerin her birinde yıldız tozu,</p>
<p>İlham perisi üfledikçe, ruhumun en nadide odalarını berrak bi su gibi ışıldatır.</p>
<p>Ve ay, bir bebek gibi dağların üzerine kundaklanır.</p>
<p>Gözlerin lacivert geceye müptela, iki elmas gibi gecemi aydınlatır. </p>
<p>Ve kayboluş uzaklardan, güneşin doğuşuna yakın.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>DEĞERİN BAŞARIYLA ÖLÇÜLMEZ</title>
<link>https://fikirizleri.com/degerin-basariyla-olculmez</link>
<guid>https://fikirizleri.com/degerin-basariyla-olculmez</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202502/image_870x580_67a5f6221b4df.jpg" length="126087" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 07 Feb 2025 15:04:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>Gökçem Elif Yolcu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Gözde, küçüklüğünden beri ailesinin biricik akıllı kızı ve göz bebeğiydi. Annesi ve babası, onun mükemmel bir öğrenci olması gerektiğini vurguluyordu. “En iyisini yapmalısın, sen çok yetenekli bir kızsın ve yeteneklerini boşa harcayamazsın Gözde!” cümleleri, adeta zihnine bir mıh gibi çakılmıştı. Ailesinin de sözleriyle Gözde, ilkokuldan başlayarak sınıfta, hatta sonrasında okulda hep en yüksek notları almaya, en başarılı olmaya çabaladı. Sınıfta birinci olsa ailesi ‘’Okulda neden olmayasın?’’ diyerek Gözde’yi başarılı olmaya yönelik motive ettiklerini düşünüyorlardı. Gözde, okulda başarılı olunca çita, şehirdeki okullarla rekabete geliyordu. Başarı çitasının bir sonu yoktu sanırım. Tüm bu çalkantılar arasında Gözde, üniversite sınavında derece yaptı ve başarılı bir bölüm kazandı. Mezun olur olmaz ise herkesin girmek isteyebileceği büyük ve kaliteli bir şirkette işe girdi. Çocukluğundan beri içinde yankılanan ‘’Yeteneklerini boşa harcayamazsın.’’ sesi ile öyle çok çalışıyordu ki, kısa sürede iş yerinde yükselmeye başladı. Arkadaşlarıyla akşam kahve içmeye çıksa, gece eve dönünce pişman oluyordu. O süreyi kayıptan zannediyor ve eğlence hep işler bitince olmalı gibi geliyordu. Maalesef işler bitmeyen bir kara delik gibiydi ve sonu asla gelmiyordu. Gene de Gözde, başarılıydı ve işinde kısa zamanda bir sürü başarı kazanıyordu ancak bu başarıların ona mutluluk getirdiği söylenemezdi. Zaten başarı varken mutluluk ve huzur hiçbir zaman önceliği olmamıştı ki.</p>
<p></p>
<p>Gözde, mükemmel sunumlar hazırlamaya devam ediyor, daha iyisi olabilmek için sürekli sorumluluk alıyor, sorumlulukları tamamlamak içinse iş yerinde sürekli gece geç saatlere kadar çalışmaya mecbur hissediyordu. Sorumluluğu fazla oldukça hata yapma korkusu da artıyordu, sürekli ‘’Ya bir şeyleri yanlış yaparsam?’’ diye kaygı duyuyor, hata yapmak onu çok başarısız bir insan dolayısıyla değersiz biri yaparmış gibi hissediyordu. Gene bir proje sabahı, bedeni ve zihni bu yoğun tempo ve kaygıya dayanamadı, panik atak yaşadı. Sürekli kalbi sıkışıyordu, geceleri uyuyamıyor, sabahları karnı ağrıyordu, sürekli yorgun hissedip, baş ağrıları çekiyordu. Üstelik başarıları onu tatmin ve mutlu etmiyordu. Gözde, artık daha fazla dayanamadı ve bir psikolojik danışmanla görüşmeye karar verdi. Şiddetli stres kaynaklı tükenmişlik yaşıyordu. Hayatını bir hırs yönetiyordu ama bu hiç sağlıklı bir hırs değildi. Psikolojik danışmanla seanslarında öğrendi ki onu bu denli çalışmaya iten içindeki talepkâr ebeveyn moduydu. O en iyisi olmalıydı, yeteneklerini harcamamalıydı, en iyisi olmazsa başarısız olurdu, başarısızlık ise değersizlik ve sevilmeyen biri olmasına neden olurdu. Ailesi Gözde’yi bu yolla motive ettiklerini düşünüyorlardı ve aslında kızlarının iyi olmasını istedikleri için söyledikleri bu sözleri ile Gözde’nin zihninde çocukluğundan beri ‘’talepkâr ebeveyn modu’’ şeması oluşturduklarının ne kadar farkındaydılar? Ailesi farkında olmasa da artık Gözde farkındaydı. Tüm iyileşmeler önce farkındalıkla başlardı. Gözde, artık hayatta onu motive eden sağlıklı hırs ile talepkâr ebeveyn modu arasındaki farkı biliyordu. Artık çalıştığı kadar eğlenmeye ve dinlenmeye de vakit ayırmalı, hepsini dengede tutmayı öğrenmeliydi. Gözde, sağlıklı hırsı keşfetmeye başlayınca kendi değerinin sadece başarıya bağlı olmadığını öğrendi. Fazla sorumluluk almadı, iş yerinde sınır koyabildi. Hobiler edindi, kendine zaman ayırınca suçlu hissetmeyi bıraktı. Kendi iç sesiyle konuşurken “Daha iyisini yapmalısın!” yerine “Elimden geleni yapıyorum ve bu yeterli.” demeye başladı. Hırs yapmak artık bir zorunluluk olmaktan çıktı, başarı için bir motivasyon kaynağına dönüştü. Gözde için artık başarılar da hayat kadar keyifliydi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KENDİMDEN KAÇIŞ</title>
<link>https://fikirizleri.com/kendimden-kacis</link>
<guid>https://fikirizleri.com/kendimden-kacis</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202502/image_870x580_67a35588bcec4.jpg" length="457461" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 05 Feb 2025 15:13:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>Gökçem Elif Yolcu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Her yağmur damlası bir peri tozu.</p>
<p>İlhamlarını yağdırıp minik avuç içlerime,</p>
<p>Bir çırpıda uçuşan şeffaf kelimeler…</p>
<p>Hayallerim var diyorum,</p>
<p>Yorgun ay ışıkları altında dizlerimde salladığım.</p>
<p>Yalnızlıktan üşüyen, uyanırlar diye üstünü örtemediğim kelimelerim.</p>
<p>Acılarımdan kundakladığım mor çocuklarım.</p>
<p>Patlamış mısır gibi patlayıp evimin her yanını kokutan sırlarım.</p>
<p>Artık hissedemediğim kalp sancılarım.</p>
<p>Cesaret edemediğim yollar.</p>
<p>Tek celsede kaybettiğim varoluşsal davalar.</p>
<p>Bir de her şeyin ötesinde parlak şekerleme kâğıtlarından yapılma bir aşkım.</p>
<p>Beni çocukluğumdan tutup kaldıran, turkuaz ağzıyla minik buseler armağan eden.</p>
<p>Tek aydınlığım, masumiyetim, sevdiğim. </p>
<p>                                                               </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>SOSYAL MEDYADA ERKEKLİK KAVRAMI VE FENOMEN BABALAR</title>
<link>https://fikirizleri.com/sosyal-medyada-erkeklik-kavrami-ve-fenomen-babalar-183</link>
<guid>https://fikirizleri.com/sosyal-medyada-erkeklik-kavrami-ve-fenomen-babalar-183</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202501/image_870x580_679c8fc587a63.jpg" length="53106" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 31 Jan 2025 12:40:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>Gökçem Elif Yolcu</dc:creator>
<media:keywords>Erkeklik, fenomenlik, fenomen baba, sosyal medya</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal medya, artık günlük hayatımızın önemli ve vazgeçilmez bir parçası, kişilerin kendilerini diğer insanlara profilleri aracılığıyla diledikleri gibi tanıtabildikleri bir ortam olmuştur. Bazen bu platformlarda insanlar kendilerini olmak istedikleri ideal kimlikleriyle tanıtmak için ortam bularak kendilerini tatmin etmişlerdir bazen de kendi fikirlerine yakın insanlarla tanışarak kendilerini bir sosyal gruba ait hissetmek istemişlerdir. Bu sosyal grupta yaşanan etkileşimler kişilerin kimlik oluşumuna, fikirlerinin olumlu ya da olumsuz yönde değişmesine katkıda bulunmuştur. Paylaşılan gönderilere yönelik alınan beğenilerle kişi kimliğinin onaylandığını, beğenildiğini hissetmektedir. Kişiler hep en iyi beğeniyi alabilmek için çabalamaktadır. Bu çabalar kişilerde kendini sürekli başkalarıyla kıyaslamaya, bulunduğu konumu beğenmemeye, kıskançlığa, doyumsuzluğa, az beğeni aldığında değersiz hissetmeye yol açmaktadır. İnsanları diğerlerinden onay almaya bağımlı hale getirmektedir. </p>
<p>Erkeklik kavramı sürekli kanıtlanması gereken bir kavramdır. Kanıtlama durumu sadece gerçek dünyada değil sanal dünyada da oldukça yaygındır. İnstagram’da erkeklikle özdeşleştirilen şeylerin başında güçlü olmak gelmektedir. Bu güç kavramı cinsel, toplumsal, fiziksel ve duygusal güç olarak ele alınmaktadır. Erkekler özellikle İnstagram’da kaslı fotoğraflarını, spor salonundan çekindiği hikâyeleri paylaşarak cinsel açıdan güçlü olduğunu, sportif, yakışıklı olduğunu diğer insanlara ispatlamaya çalışmaktadır. Duygusal açıdan güçlü, yıkılmaz, yenilmez olduklarını; toplumsal açıdan ise lüks yerlerde yapılan iş toplantılarından fotoğraflar paylaşarak güçlü ve başarılı olduklarını göstermeye çalışmaktadırlar. Toplumda erkek gibi erkek olmak sadakatli, esprili, bakımlı, yeri geldiğinde ciddi, kadını sahiplenen, koruyan, onu kimseye muhtaç etmeyen, siyasetten anlayan, yeri geldiğinde kavgacı, cesur, vatansever, yiğit, gururlu, et seven, dozunda küfür eden, bazen maço, iyi bir işi olan, para kazanan, kontrolcü, duygularını saklayan, saygılı, dindar, efendi, cinsel açıdan güçlü, tek eşli, aile reisi olmakla tanımlanmaktadır. Toplumda tanımlanan tüm bu sıfatlar aslında İnstagram’da da kendini göstermektedir. Erkeklikle özdeşleşmiş bıyık, kirli sakal, silah, lüks araba, tesbih gibi nesnelerle paylaşılan fotoğraflar oldukça yaygındır. Erkeklerin profillerine bakıldığında erkeklikle özdeşleştirilen nargile, sigara gibi fotoğrafların altında bazen erkekliği övücü sözler paylaşılmaktadır.</p>
<p>Genelde erkekler, geleneksel ailede kendilerini evin reisi olarak görmektedirler. Erkeğin görevinin sadece eve para getirmek, eşine yardım etmeden dinlenmek için tv karşısına geçmek olduğunu, çocuğuyla fazla yüz göz olmadan sert bir baba olması gerektiğini savunmaktaydılar. Günümüzde ise kadının iş hayatına girmesi ile birlikte aile içi rollerde değişimler meydana gelmektedir. Son yıllarda, teknoloji konusunda uzman olmaya çabalayan, bilgisayara hâkim olan erkek daha donanımlı görülmektedir. Ailesine daha çok zaman ayıran, çocuklarıyla daha çok ilgilenen, ev işlerine yardım eden, çocuğunun iyi yetişmesi için sosyal medyayı aktif kullanan baba kavramı ile yeni bir erkeklik düşünce alanı gelişmiştir. Bu yeni gelişen erkeklik düşüncesi geleneksel babalık ve erkeklik kalıp yargılarına zıt bir düşüncededir. Erkek rollerindeki bu değişmeler fenomen annelik kadar fenomen babalık kavramını da popüler hale getirmektedir. Fenomen babalar, çocuklarıyla geçirdikleri kaliteli zamanları, oynadıkları oyunları, çocuklarına yaptıkları yemekleri paylaşarak bunları kendilerini takip eden kitleye sunmaktan oldukça büyük zevk almaktadırlar. Paylaşılan fotoğraflar ve altına yazılan yazılarda toplumsal olarak değişen babalık rollerine vurgu yapılmakta ve geleneksel babalık rolleri mizahi bir dille eleştirilmektedir. Böylece takipçilerin bilinçlendirilmesi ve toplumsal duyarlılık yaratma amaçlanmaktadır. Fenomen babaların takipçilerinin erkeklerden daha çok kadınların ve annelerin olması ise geleneksel babalık kavramının özellikle medya ve dijital ortamlar vasıtasıyla modern babalık kavramına dönüştüğünü göstermekte fakat bu dönüşümün toplumun her kesiminde yayılmadığını gözler önüne sermektedir. Fenomen babalık kavramının sadece maddi olarak gelir getirdiği ve popüler olmayı beraberinde getirdiği için mi yaygınlaşmaya başladığı yoksa gerçekten aile içi geleneksel erkek rollerinin modern babalığa doğru değiştiğini mi göstermekte cevapları tartışmaya açık olmaktadır.</p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>