ALMANYA TRENİ 26. CI BÖLÜM - GURBETE İLK ADIM

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Kimi Kayseri’dendi… Kimi Konya’dan… Kimi Sivas’tan… Kimi Erzurum’dan… Farklı şehirlerden gelen bu insanlar, aynı kaderin yolcuları olmuşlardı.

21 Ağustos 2026 - 21:45
 3  47
ALMANYA TRENİ 26. CI BÖLÜM - GURBETE İLK ADIM

26. Cİ BÖLÜM

GURBETE İLK ADIM

Kara tren üç gündür durmadan ilerliyordu.

Pencerelerin dışında gördükleri manzara, Memduh’un hayatında ilk kez gördüğü kadar farklıydı.

Geçtikleri şehirlerin isimlerini okuyamıyordu.

İstasyon tabelalarında yazan yabancı harfler ona hiçbir şey ifade etmiyordu.

Vagonun içindeki sessizlik de ilk güne göre değişmişti.

Artık herkes birbirini tanıyordu.

Kimi Kayseri’dendi…

Kimi Konya’dan…

Kimi Sivas’tan…

Kimi Erzurum’dan…

Farklı şehirlerden gelen bu insanlar, aynı kaderin yolcuları olmuşlardı.

Sohbet ettikçe birbirlerinin hikâyelerini öğreniyorlardı.

“Ben iki çocuğumu bırakıp geldim.”

“Ben borç ödemeye gidiyorum.”

“Babam hasta…”

“Bir ev yapacağım.”

Memduh sessizce dinliyordu.

Onun da söyleyecek çok şeyi vardı.

Ama boğazındaki düğüm bir türlü çözülmüyordu.

Üçüncü günün sabahı tren yavaşlamaya başladı.

Pencerelerden dışarı bakanlar birbirini dürttü.

“Galiba geldik…”

Lokomotif son kez uzun bir düdük çaldı.

Tren ağır ağır perona yanaştı.

Kapılar açıldı.

Görevliler yüksek sesle Almanca konuşuyordu.

Hiç kimse ne söylendiğini anlamıyordu.

Bir Türk tercüman kalabalığın önüne geçti.

“Kimse ayrılmasın.”

“Herkes bavulunu alsın.”

“Sırayla beni takip edin.”

İşçiler sessizce peşine düştü.

Garın içinde uzun koridorlardan geçtiler.

Her köşede üniformalı görevliler vardı.

Memduh ilk kez bu kadar düzenli çalışan bir kalabalık görüyordu.

Kimse bağırmıyor…

Kimse birbirini itmiyor…

Herkes görevini sessizce yapıyordu.

Bir salona alındılar.

Masaların arkasında Alman memurlar oturuyordu.

Pasaportlar tek tek toplandı.

Her işçiye bir numara verildi.

Memduh’un yakasına küçük bir kart iliştirildi.

Üzerinde yalnızca bir numara yazıyordu.

O an kendisini garip hissetti.

Sanki adı değil…

Numarası vardı artık.

Kayıt işlemlerinin ardından yeniden sağlık kontrolüne alındılar.

Doktorlar bir kez daha ciğerlerini dinledi.

Boğazlarına baktı.

Ellerini kontrol etti.

Ateşlerini ölçtü.

Tercüman yalnızca gerekli yerlerde konuşuyordu.

“Her şey normal.”

“Korkmayın.”

Muayene kısa sürdü.

Sonra yeniden sıraya dizildiler.

Bekleme salonunda saatler geçti.

Kimse nereye gideceğini bilmiyordu.

Bir ara yanındaki adam fısıldadı.

“Memduh…”

“Sence bizi nereye gönderecekler?”

Memduh hafifçe gülümsedi.

“Allah nereye nasip ederse…”

Tam o sırada görevli içeri girdi.

Elindeki listeyi açtı.

İsimler okunmaya başladı.

Her okunan isim başka bir fabrikanın, başka bir şehrin yolcusuydu.

“Volkswagen…”

“Ford…”

“Opel…”

İşçiler gruplar hâlinde ayrılıyordu.

Sıra Memduh’a geldi.

Görevli ismini okudu.

Ardından yanında duran tercümana dönerek birkaç cümle söyledi.

Tercüman gülümseyerek Memduh’a baktı.

“Sen otomobil fabrikasında çalışacaksın.”

Memduh’un yüzünde hafif bir tebessüm belirdi.

Ayakkabı tamircisiydi…

Şimdi ise hayatında ilk kez otomobil üreten bir fabrikaya gidecekti.

Bunun nasıl bir iş olduğunu bile bilmiyordu.

Akşamüstüne doğru küçük otobüsler garın önüne yanaştı.

Görevliler işçileri gruplar hâlinde araçlara bindirmeye başladı.

Otobüs şehirden uzaklaştıkça yüksek bacalı fabrikalar görünmeye başladı.

Gökyüzüne yükselen dumanlar…

Hiç durmadan çalışan vinçler…

Demir yolları…

Ve kilometrelerce uzanan sanayi tesisleri…

Memduh başını cama yasladı.

İçinden yalnızca tek cümle geçti.

“Allah’ım… Bana güç ver.”

Çünkü artık gerçekten gurbetteydi.

Devam edecek…

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

AYŞE KÜÇÜKIŞIK Ayşe Küçükışık Yazar • Şair • Editör “Her yazarın kaleminin ardında bir yaşam hikâyesi vardır. Ayşe Küçükışık’ın yazarlık yolculuğu da çocukluk yıllarında başlayan bir hayalin, engellere rağmen vazgeçmeyen bir azmin ve yıllar boyunca süren üretme tutkusunun hikâyesidir.” Ayşe Küçükışık, 05 Mayıs 1972 tarihinde Berlin’de çalışmak üzere Almanya’ya giden bir Türk işçi ailesinin çocuğu olarak doğdu. Altı yaşına kadar Berlin’de yaşadı. Daha sonra ailesiyle birlikte Türkiye’ye dönerek ilk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladı. İşitme güçlüğü nedeniyle eğitim hayatında çeşitli zorluklar yaşadı ve lise ikinci sınıfta örgün eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Ancak bu engeller, yazmaya olan ilgisini ve üretme azmini azaltmadı. Yazarlık yolculuğuna, ortaokul yıllarında katıldığı bir hikâye yarışmasıyla ilk adımını attı. Kaleme aldığı hikâye önce okul birincisi, ardından il birincisi seçildi. Öğretmenleri tarafından iller arası yarışmada temsil edilmesi için girişimlerde bulunulsa da ailesinin izin vermemesi nedeniyle bu önemli fırsata katılamadı. Yaşadığı hayal kırıklığı, onda vazgeçmek yerine yazmaya daha sıkı sarılma isteği uyandırdı. Bu süreçten sonra ailesinden gizli şiirler yazmaya başladı. Şiirleri 90’lı yıllarda “Eda Alaş” mahlasıyla Mersin’deki çeşitli radyolarda yayımlandı ve dinleyicilerden ilgi gördü. Bir radyo kanalından çalışma teklifi almasına rağmen ailesinin izin vermeyeceğini düşündüğü için bu teklifi değerlendiremedi. Buna rağmen yazmaktan hiç vazgeçmedi; yaşadığı her deneyimi kalemine taşıdı. Şiir, öykü, deneme ve roman türlerinde eserler veren Ayşe Küçükışık, insanın iç dünyasını, yaşamın izlerini ve toplumsal konuları içten bir anlatımla ele almaktadır. Yazdığı 100’e yakın şiirin bir kısmı Fikir İzleri Platformu’nda ve diğer dijital platformlarda yayımlanmıştır. Ayşe Küçükışık'ın kaleme aldığı "Almanya Treni" adlı roman, 2010'lu yılların başında TRT tarafından düzenlenen bir senaryo yarışmasına gönderildi. Eserin konusu ilgi görmesine rağmen, senaryo teknik formatına uygun hazırlanmadığı için değerlendirme sürecini tamamlayamadı. Daha sonra Wattpad'de yayımlanan roman, zamanla hesabına erişim sağlanamaması nedeniyle uzun süre okurlardan uzak kaldı. Ancak yazarın yıllar önce sakladığı çıktılar ve notları, bu hikâyenin yeniden hayat bulmasını sağladı. Aradan geçen yıllarda ilk Türk işçilerinin Almanya yolculuğuna ilişkin araştırmalarını derinleştiren Ayşe Küçükışık, tanıklıklardan, tarihî kaynaklardan ve aile anlatılarından yararlanarak romanını yeniden ele aldı. Bugün “Almanya Treni”, ilk hâlinden çok daha kapsamlı, belgesel yönü güçlendirilmiş yeni versiyonuyla Fikir İzleri Platformu’nda bölüm bölüm yayımlanmaktadır. Tamamladığı ARDA adlı romanı da gerçek hayattan esinlenerek yazılmış olup Fikir İzleri Platformu’nda okurlarla buluşmuştur. Hâlen Fikir İzleri Platformu’nda editör olarak görev yapmakta, eserleri kişisel blogunda ve çeşitli dijital platformlarda okurlarla buluşmaktadır. Yazıları; kişisel blogu, Wattpad, Pinterest ve sosyal medya hesapları aracılığıyla geniş bir okur kitlesine ulaşmaktadır. Roman, şiir ve öykü çalışmalarını sürdürmekte; yaşanmış hayatları edebiyatın gücüyle geleceğe taşımayı amaçlayan eserler üretmeye devam etmektedir.