Sihirli Orman ve Mihriban

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Mihriban, kalbinin sesini pusula edinmiş, doğayla konuşabilen bir gezgin. Sihirli ormanın derinliklerine uzanan yolculuğunda kaybolan seslerin ve kuruyan bir nehrin ardındaki sırrı çözmeye çalışırken, iyiliğin ve cesaretin izinden ilerliyor.

21 Eylül 2026 - 14:55
21 Eylül 2026 - 14:55 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
 0  2
Sihirli Orman ve Mihriban

Sihirli Orman ve Mihriban

Uzun zaman önce, dünyanın en yeşil, en canlı ormanlarından birinin yanı başında, masalsı bir taş evde Mihriban yaşardı. Mihriban, sıradan bir kız çocuğu değildi. Adı gibi sevgi doluydu. (Mihriban, sevgi ve şefkat dolu kalp demekti.) En büyük özelliği ise doğayı dinlemeyi, kuşların şarkılarını ve çiçeklerin fısıltılarını anlamayı bilmesiydi. Belki de bu yüzden ormanın sihirli sakinleri onu çok severdi.

Mihriban’ın hayatı, o sabah kapağını gördüğümüz o an, yepyeni bir maceraya doğru adım attı. Sırtında her zaman yanında taşıdığı, içini sadece onun bilebileceği küçük hazinelerle dolu (belki de sihirli tohumlar?) çantası, üzerinde kendisinin diktiği, kendi çizdiği çiçek ve yıldız desenleriyle süslü zümrüt yeşili elbisesi, ayağında ise uzun yürüyüşler için rahat mı rahat sandaletleri vardı.

O gün, ormanın derinliklerinden rüzgârın getirdiği bir çağrı duymuştu. Bu çağrı onu, evinin hemen yanındaki köprüyü geçip hiç bilmediği bir yöne, güneşin altın ışıklarının dağların ardında kaybolduğu yere çağırıyordu.

Mihriban’ın Yoldaşları

Mihriban yalnız değildi. Çiçeklerle çevrili patikada yürürken ona ormanın küçük, neşeli dostları eşlik ediyordu:

Kuşlar: Biri sağ omzunda, diğeri havada uçuşan mavi kuşlar, ona yol boyunca neşeli şarkılar söylüyor, belki de yaklaşan maceraları fısıldıyorlardı.

Kelebekler: Adım attığı her yerde, sanki havada dans eden renkli ışıklar gibi etrafını saran turuncu ve mavi benekli kelebekler.

Mantarlar ve çiçekler: Patikanın iki yanında mor çan çiçekleri, kırmızı gelincikler ve minik pembe ormangülleri, sanki Mihriban’a “İyi yolculuklar.” dercesine başlarını eğiyorlardı. Hatta bazı mantarlar, minik ışık böcekleri gibi parlayarak onun yolunu aydınlatıyordu.

Kendine Has Gezgin”in Anlamı

Mihriban’a neden “Kendine Has Gezgin” deniyordu, biliyor musun? Çünkü o, diğer gezginler gibi haritalara ya da pusulalara ihtiyaç duymazdı. Onun pusulası kalbinin sesiydi. Yolunu çiçeklerin yönüne, rüzgârın estiği yere ve hayvan dostlarının işaretlerine göre bulurdu. Ayakları onu nereye götürüyorsa oraya gitmek, oradaki hikâyeyi dinlemek ve yardım etmek onun için bir maceraydı.

Mihriban, köydeki seslerin kaybolduğunu fark etti. Köylülerle sohbet edip sırrı öğrenince kalbinin sıcaklığıyla o sessizliği kırdı ve köyü eski neşeli günlerine döndürdü.

Tam bu zaferin ardından köyün yaşam kaynağı olan nehrin kuruduğunu fark etti. Suyun kaynağını bulmak için ormanın hiç gidilmemiş derinliklerine doğru cesur bir yolculuğa çıktı.

Yolculuğun sonunda aradığı mucize, toprağa huzur verecek özel bir tohumdu. Mihriban bu tohumu doğru yere dikerek kuraklığı sona erdirdi ve köyü sonsuz bahara kavuşturdu.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow