GÖRÜNMEYEN EMEKLER

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Yorulan bir kalbin de dinlenmeye, anlaşılmaya ve sevildiğini hissetmeye ihtiyacı vardır.

6 Haziran 2026 - 02:27
6 Haziran 2026 - 02:27 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
 3  54
GÖRÜNMEYEN EMEKLER

GÖRÜNMEYEN EMEKLER

Evin içinde bazı insanlar vardır; sessizce çalışır, eksikleri tamamlar, herkes rahat etsin diye kendi yorgunluğunu erteler. Sabah erkenden kalkar, gece en son o uyur. Birinin unuttuğunu hatırlar, birinin yetiştiremediğini tamamlar, birinin ihtiyacını o söylemeden fark eder. Ama ne gariptir ki en çok emek verenin emeği, çoğu zaman en az görülen olur.

Bir evin düzeni kendiliğinden oluşmaz. Toplanan eşyaların, hazırlanan yemeklerin, temizlenen köşelerin, çözülen sorunların arkasında görünmeyen bir çaba vardır. Fakat insanlar alışınca, yapılanlar görev gibi görünmeye başlar. Teşekkür edilmez, fark edilmez, hatta bazen eksik görülen küçücük bir şey için sitem edilir.

Oysa insanın ihtiyacı büyük ödüller değildir. Bazen içten söylenmiş bir “Teşekkür ederim” cümlesi, günlerce süren yorgunluğu hafifletebilir. Bazen samimi bir gülümseme, bütün kırgınlıkları unutturabilir. Çünkü insan yaptığı işlerin sayılmasını değil, değer verilmesini ister.

Sürekli başkalarının ihtiyaçlarını düşünmek, zamanla kişinin kendisini unutmasına neden olur. Herkese yetişmeye çalışırken kendi hayallerini, dinlenme ihtiyacını, hatta bazen mutluluğunu bile erteler. Sonra bir gün aynaya baktığında yorgun gözlerinin içinde aynı soruyu görür:

“Ben ne zaman kendime sıra vereceğim?”

Kimsenin görmediği emek de emektir. Kimsenin duymadığı yorgunluk da gerçektir. Her şeyi sessizce üstlenmek güçlü olmak demek değildir; bazen sadece yükün çok ağır olması demektir.

Belki de en çok ihtiyacımız olan şey, birbirimizi anlamaya çalışmaktır. Çünkü bazen bir insanın taşıdığı yükü hafifleten şey yardım etmekten önce onu fark etmektir.

Eğer evin içinde en çok koşan, en çok yorulan, en çok fedakârlık yapan kişiyseniz bilin ki verdiğiniz emek değersiz değildir. Görülmese de, söylenmese de, o emek bir hayatın düzenini ayakta tutuyordur. Ancak unutulmaması gereken bir şey vardır: Başkalarına ayırdığınız zaman kadar, kendinize de zaman ayırmaya hakkınız var. Çünkü yorulan bir kalbin de dinlenmeye, anlaşılmaya ve sevildiğini hissetmeye ihtiyacı vardır.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

AYŞE KÜÇÜKIŞIK Ayşe Küçükışık Yazar • Şair • Editör “Her yazarın kaleminin ardında bir yaşam hikâyesi vardır. Ayşe Küçükışık’ın yazarlık yolculuğu da çocukluk yıllarında başlayan bir hayalin, engellere rağmen vazgeçmeyen bir azmin ve yıllar boyunca süren üretme tutkusunun hikâyesidir.” Ayşe Küçükışık, 05 Mayıs 1972 tarihinde Berlin’de çalışmak üzere Almanya’ya giden bir Türk işçi ailesinin çocuğu olarak doğdu. Altı yaşına kadar Berlin’de yaşadı. Daha sonra ailesiyle birlikte Türkiye’ye dönerek ilk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladı. İşitme güçlüğü nedeniyle eğitim hayatında çeşitli zorluklar yaşadı ve lise ikinci sınıfta örgün eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Ancak bu engeller, yazmaya olan ilgisini ve üretme azmini azaltmadı. Yazarlık yolculuğuna, ortaokul yıllarında katıldığı bir hikâye yarışmasıyla ilk adımını attı. Kaleme aldığı hikâye önce okul birincisi, ardından il birincisi seçildi. Öğretmenleri tarafından iller arası yarışmada temsil edilmesi için girişimlerde bulunulsa da ailesinin izin vermemesi nedeniyle bu önemli fırsata katılamadı. Yaşadığı hayal kırıklığı, onda vazgeçmek yerine yazmaya daha sıkı sarılma isteği uyandırdı. Bu süreçten sonra ailesinden gizli şiirler yazmaya başladı. Şiirleri 90’lı yıllarda “Eda Alaş” mahlasıyla Mersin’deki çeşitli radyolarda yayımlandı ve dinleyicilerden ilgi gördü. Bir radyo kanalından çalışma teklifi almasına rağmen ailesinin izin vermeyeceğini düşündüğü için bu teklifi değerlendiremedi. Buna rağmen yazmaktan hiç vazgeçmedi; yaşadığı her deneyimi kalemine taşıdı. Şiir, öykü, deneme ve roman türlerinde eserler veren Ayşe Küçükışık, insanın iç dünyasını, yaşamın izlerini ve toplumsal konuları içten bir anlatımla ele almaktadır. Yazdığı 100’e yakın şiirin bir kısmı Fikir İzleri Platformu’nda ve diğer dijital platformlarda yayımlanmıştır. Ayşe Küçükışık'ın kaleme aldığı "Almanya Treni" adlı roman, 2010'lu yılların başında TRT tarafından düzenlenen bir senaryo yarışmasına gönderildi. Eserin konusu ilgi görmesine rağmen, senaryo teknik formatına uygun hazırlanmadığı için değerlendirme sürecini tamamlayamadı. Daha sonra Wattpad'de yayımlanan roman, zamanla hesabına erişim sağlanamaması nedeniyle uzun süre okurlardan uzak kaldı. Ancak yazarın yıllar önce sakladığı çıktılar ve notları, bu hikâyenin yeniden hayat bulmasını sağladı. Aradan geçen yıllarda ilk Türk işçilerinin Almanya yolculuğuna ilişkin araştırmalarını derinleştiren Ayşe Küçükışık, tanıklıklardan, tarihî kaynaklardan ve aile anlatılarından yararlanarak romanını yeniden ele aldı. Bugün “Almanya Treni”, ilk hâlinden çok daha kapsamlı, belgesel yönü güçlendirilmiş yeni versiyonuyla Fikir İzleri Platformu’nda bölüm bölüm yayımlanmaktadır. Tamamladığı ARDA adlı romanı da gerçek hayattan esinlenerek yazılmış olup Fikir İzleri Platformu’nda okurlarla buluşmuştur. Hâlen Fikir İzleri Platformu’nda editör olarak görev yapmakta, eserleri kişisel blogunda ve çeşitli dijital platformlarda okurlarla buluşmaktadır. Yazıları; kişisel blogu, Wattpad, Pinterest ve sosyal medya hesapları aracılığıyla geniş bir okur kitlesine ulaşmaktadır. Roman, şiir ve öykü çalışmalarını sürdürmekte; yaşanmış hayatları edebiyatın gücüyle geleceğe taşımayı amaçlayan eserler üretmeye devam etmektedir.