KUŞLAR GİBİ UÇMAYI BEKLERKEN

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Gerçek haksızlıkların ortasında hayatı gökyüzüne açılma hayaliyle bekleyişe dönüşen genç öğretmen İdil ve ailesinin dar bir kasabada geçen umut dolu mücadelesi anlatılıyor

24 Eylül 2026 - 12:13
24 Eylül 2026 - 12:13 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
 0  3
KUŞLAR GİBİ UÇMAYI BEKLERKEN
Gün batımında dağların arasına kurulmuş eski ve sessiz bir Anadolu kasabasının toprak yolunda duran genç bir kadın, altın sarısı akşam ışığında gökyüzünde süzülen kuşları umutla izliyor.

Kuşlar Gibi Uçmayı Beklerken

 İdil, yeni mezun olmuş genç bir sınıf öğretmeniydi. Ataması hemen çıkmadığı için zamanını dağ arasındaki Akçapınar kasabasında geçiriyordu. Burası, herkesin birbirini çekiştirdiği, kimin ne yaptığını konuştuğu dar bir yerdi. Özellikle esnaf Halil, kahveci Rıza ve boş gezen Emine gibi kasabalılar, başkalarının hayatını izlemeyi iş edinmişti. İdil için bu kasaba büyük bir hapishane gibiydi. O, çocuklara ders anlatacağı günlerin hayalini kurar, buralardan bir kuş gibi uçup gitmenin yollarını arardı.

Ailesinin kimseye bir zararı yoktu. Babası Selim, küçük dükkânında marangozluk yapan dürüst bir adamdı. Annesi Meryem evde el işi yaparak geçime yardım ederdi. Kardeşi Doruk ise lisede okuyor, okulu bitirip bu dar yerden kurtulmayı hayal ediyordu.

Yıllar önce, kasabada hırsızlık olmuştu. Suçluyu saklamak için, o sırada dürüstlüğüyle bilinen Selim'in üzerine iftira attılar. Suçsuz oldukları hâlde kasabalılar bu aileyi dışladı, yıllarını çaldı. Babası bu haksızlık karşısında sessizce ezildi, annesi üzüntüden eridi, kardeşi okulda bile dışlandı. 

İdil bu durumu İcarus hikâyesine benzetirdi. Mitolojide İcarus ile babası, kapalı kaldıkları yerden kurtulmak ve gerçek özgürlüğe ulaşmak için kanat yapıp gökyüzüne uçmuştu. Ama İcarus özgürlüğün tadını alınca güneşe yaklaşmış ve düşmüştü. Kasabalılar da o güneşten daha acımasızdı; dilleriyle insanı yaralıyorlardı. Aile bu durumdan kurtulmak için çok uğraştı ama kasabanın dar kafası yüzünden hep aynı yerde kaldı.

Yine de inançlarını yitirmediler. Biliyorlardı ki hiçbir insanın hatası bir başkasına yüklenemezdi. Herkes kendi yaptıklarından sorumluydu. Kasabalıların sözleri onları kirletemezdi. Hem her zorlukla beraber bir kolaylık vardır.

 Bir akşamüstü, güneş batarken İdil bahçede gökyüzüne baktı, uçup giden kuşları izledi. Annesi yanına geldi, babası ve kardeşi de katıldı. Hâlâ aynı kasabadaydılar, dışarıdan hiçbir şey değişmemişti. Ama İdil inancını hiç kaybetmedi. İcarus düşmüştü ama gökyüzünü bir kez gören ruh karanlığa razı olmazdı. Başını göğe çevirip kuşlar gibi uçmayı beklerken, bir gün bu tozlu yollardan gideceklerini ve gerçekten özgür olacaklarını çok iyi biliyorlardı.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Umran Tezcan Ümran Tezcan:Yazar ve öğretmen .2015 yılında Uşak Üniversitesi-Fen Edebiyat Fakültesi-Matematik bölümünü bitirdi.Şuan öğretmenlik yapıyor. Çocukluğundan beri yazmayı seviyor.Cocuk kitapları öyküler romanlar her yaş grubundan yazmaya çalışıyor.Çocuk romani ,roman ,öykü ,hikaye yazmaya devam ediyor.