MEVSİMLER DEĞİŞİRKEN

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Toprağın altında uyuyan tohumlar yavaş yavaş kıpırdanıyor, ince kökler karanlığın içinden birbirlerine haber taşıyordu.

26 Mayıs 2026 - 21:45
26 Mayıs 2026 - 21:45 ⏱ 4 dk Okuma Süresi
 4  39
MEVSİMLER DEĞİŞİRKEN

MEVSİMLER DEĞİŞİRKEN

Kış bitmeye yüz tutmuştu. Dağların doruklarında hâlâ karlar vardı ama eskisi kadar sert görünmüyorlardı artık. Geceleri ayaz hâlâ toprağın üstüne ince bir örtü gibi seriliyordu, fakat gündüzleri güneş biraz daha uzun kalmaya başlamıştı gökyüzünde. Ağaç dalları sessiz toprak suskundu. Ama derinlerde bir yerde, görünmeyen bir şey uyanıyordu. Toprağın altında uyuyan tohumlar yavaş yavaş kıpırdanıyor, ince kökler karanlığın içinden birbirlerine haber taşıyordu.  “Zaman geliyor…”      İşte tam o günlerde Kış bunu hissetti. Gökyüzünün en uzak köşesinde, gri bulutlarının arasından dünyaya baktı.    Bir şey değişiyordu.  Ve Kış bundan hoşlanmadı.  Soğuk nefesini vadilere bıraktı.  Rüzgârlar yükseldi. Ağaçlar sallandı. Sonra göğe doğru bakıp yüksek sesle “Ben gitmeyeceğim.” diye gürlerken sesi dağlardan yankılanıp geri döndü. “Ben daha bitmedim.” Tam o sırada ufkun ötesinden yumuşak bir sıcaklık yükseldi.  Henüz tam görünmeyen ama yaklaşan bir mevsimin sessiz varlığıydı bu. Yaz… Sesi sert değildi.  Rüzgâr gibi bağırmıyordu. Bir dere suyu kadar sakindi. “Her mevsimin bir zamanı vardır Kış,” dedi usulca. “Şimdi sıra değişiyor.” Kış öfkeyle bulutlarını topladı. Gökyüzü koyulaştı. “Hayır!” diye gürledi. “Bu dünya hâlâ benim!” O an Bahar sessizce ortaya çıktı. Kimse onun gelişini görmemişti.  Sessiz sakin toprağın yanına diz çöktü. Parmaklarını kahverengi toprağa dokundurarak fısıldadı: “Uyanma vakti…” Önce ağaç dallarının ucunda küçücük tomurcuklar belirdi. Sonra kuru görünen çalılıkların arasında minicik yeşiller yükseldi. Toprak, uzun uykusundan gözlerini açıyordu. Bunu gören Kış’ın içi sıkıştı.  Çünkü her tomurcuk, onun biraz daha uzaklaşması demekti. Rüzgârını çağırarak yeri göğü bir birine kattı. Dağlardan inen soğuk hava dalları eğdi. Tomurcuklar titredi. Ama düşmediler.Kış bu kez bulutlarını topladı. Gökyüzü ağırlaştı. Bir anda yağmur başladı. Önce ince damlalar düştü. Ardından sertleşti. Rüzgâr yağmuru savurdu. Toprak çamura döndü. Kış öfkeyle bağırdı: “Tohumlar dökülsün!” Bir yıldırım uzakta parladı. “Çiçekler açmasın!” Yağmur biraz daha şiddetlendi. “Ben gitmeyeceğim!” Ama toprağın altında başka bir güç vardı. Sessiz, sabırlı ve inatçı… Tohumlar birbirlerine sarılmış gibiydi. Yağmura rağmen bırakmadılar toprağı. Bahar yeniden eğildi. Yağmur saçlarına düşerken  o sadece gülümsedi. “Biraz daha dayanın…” O gece uzun geçti. Rüzgâr bütün vadileri dolaştı. Yağmur çatılara vurdu. Ağaçlar karanlıkta sessizce bekledi.Ve sonra…Sabah oldu. Güneş, bulutların arasından yavaşça yükselirken ilk ışık dağın yamacına vurdu. Sonra ovaya indi oradan ağaçların dallarına…Ve Kış durdu. Çünkü dün çıplak olan dallar şimdi çiçeklerle doluydu. Bembeyaz…Pembe…İncecik yapraklar sabah ışığında parlıyordu. Yağmurun yıkamadığı, rüzgârın koparamadığı çiçekler vardı. Toprak kazanmıştı. Bahar kazanmıştı. Ve ardından gelen Yaz sessizce yürüdü. Onun gelişi fırtına gibi değildi. Bir serçenin dönüşü gibiydi. Bir tarlanın yeşermesi gibi… Bir çocuğun çıplak ayakla çimlere basması gibi… Geçtiği yerde hava ısındı. Kuşlar geri döndü. Dere suları şarkı söylemeye başladı. Uzak tarlalarda başaklar hafif bir meltemle sallandı.Kış bütün bunları izledi. Öfkesi yavaş yavaş dindi. Mevsimler birbirini yenmek için gelmiyordu. Birbirini tamamlamak için geliyordu. Sessizce geri çekildi. Dağların beyaz tepelerine doğru yürüdü. Gitmeden önce son kez dönüp baktı.Çiçek açmış ağaçlara…Yeşeren toprağa… Gökyüzündeki sıcak ışığa… Ve “Seneye geri döneceğim” diyerek uzaklaştı.  Yaz bütün ışıltısıyla gülümseyerek “Biliyorum” dedi. Bahar da ekledi: “Biz de seni bekleyeceğiz.” Ve dünya dönmeye devam etti. Çünkü bazen gitmek de kalmak kadar gerekliydi.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow