<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>Yazarlar &amp;amp; Paylaşım Platformu &amp; İnci Çilsal</title>
<link>https://fikirizleri.com/rss/author/incii</link>
<description>Yazarlar &amp;amp; Paylaşım Platformu &amp; İnci Çilsal</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>Bu web sitesinin telif hakları © Fikir İzleri &amp;apos;ne (veya belirtilen kişiler hak sahibi olanlara) aittir ve ilgili mülkiyet, telif hakkı, ticari marka, kültür sanat, patent veya diğer kanunlar kapsamında korunmaktadır. © 2025 Fikir İzleri — Tüm hakları saklıdır. | Her Kalem Bir Söz, Her Fikir Bir İz Bırakır</dc:rights>

<item>
<title>Zambakların Bildiği</title>
<link>https://fikirizleri.com/zambaklarin-bildigi</link>
<guid>https://fikirizleri.com/zambaklarin-bildigi</guid>
<description><![CDATA[ Kendi toprağından koparılan her şey bir süre daha güzel görünür ama asıl güzellik, kimseye ait olmadan kendi sessizliğinde açabilmektedir. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202609/image_870x580_6a9e9298e0592.webp" length="27616" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Sep 2026 14:30:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>İnci Çilsal</dc:creator>
<media:keywords>Aşk, şiir, ikişkiler, kendinisev</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Zambaklar gece açar mı,</p>
<p>bilmiyorum.</p>
<p>Ama bazı çiçeklerin gündüzden sakladığı</p>
<p>bir tarafı olduğuna inanıyorum.</p>
<p>​Ay ışığı düştüğünde</p>
<p>bahçenin en sessiz köşesinde bir zambak beliriyor.</p>
<p>Beyazlığı, ışığın ona verdiği bir renk değil;</p>
<p>sanki karanlığın içinden</p>
<p>kendine ayırdığı son parça.</p>
<p>​Kokusu ağır.</p>
<p>Bir zamanlar unutulduğu sanılan</p>
<p>yaz akşamlarını geri getiriyor.</p>
<p>​İnsan da bir çiçek gibi</p>
<p>köklerinden sökülünce</p>
<p>hemen ölmüyor.</p>
<p>Bir süre daha güzel görünüyor.</p>
<p>Vazoda duruyor,</p>
<p>suya bırakılıyor,</p>
<p>hatta seviliyor bile.</p>
<p>​Ama köksüz.</p>
<p>Bunu dışarıdan kimse anlamıyor.</p>
<p>​Belki bazı çiçekler bu yüzden</p>
<p>koparılmayı reddediyor.</p>
<p>Çünkü güzellik,</p>
<p>birinin avucunda taşınmak değil;</p>
<p>kendi toprağında,</p>
<p>kendi sessizliğinde,</p>
<p>kimseye ait olmadan açabilmek.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bir Suret Bin Ders</title>
<link>https://fikirizleri.com/bir-suret-bin-ders</link>
<guid>https://fikirizleri.com/bir-suret-bin-ders</guid>
<description><![CDATA[ ​&quot;Bazı aşklar ölmez; sadece insanın içinde zehirli bir çiçek gibi açmayı bırakır.&quot;
Bırakılan bir aşkın, sökülen adların ve geceyle denizin şahitliğinde kendi küllerinden yeniden doğan bir kadının sessiz vedası. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202608/image_870x580_6a9183e1dde1f.webp" length="13094" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 28 Aug 2026 20:50:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>İnci Çilsal</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>​Gece, odama ağır bir mürekkep gibi sızdı.</p>
<p>​Perdelerin arasından ay baktı bana;</p>
<p>Yüzü, yıllardır açılmamış bir mektubun</p>
<p>Solgun mührü gibiydi sanki...</p>
<p>​Masada bir sigara yanıyordu yaktığım.</p>
<p>Bir, iki, üç sayamadım dün gece...</p>
<p>Deniz, siyah bir ipek gibi</p>
<p>Ayaklarımın altında çözülüyor sanki bu gece.</p>
<p>​İskelede bekliyor kalbim.</p>
<p>Bir sigara yakıyorum, bekle bir tanem.</p>
<p>Dumanı, söyleyemediğim cümlelerin</p>
<p>Ruhuna benziyor sanki;</p>
<p>Yükseliyor, dağılıyor,</p>
<p>Sonra hiçbir şey olmamış gibi</p>
<p>Geceye karışıyor.</p>
<p>​Seni düşünmüyorum.</p>
<p>En azından artık</p>
<p>Adın kalbimi sıkıştırmıyor.</p>
<p>Ama deniz biliyor.</p>
<p>Her dalga kıyıya vurduğunda</p>
<p>İçimde gömülü bir şeyi</p>
<p>Yeniden çıkarıyor.</p>
<p>​Şimdi ayın altında</p>
<p>Kendimi yeniden topluyorum.</p>
<p>Bir parçam denizde.</p>
<p>Bir parçam gökyüzünde.</p>
<p>Bir parçam hâlâ</p>
<p>Senin bıraktığın yerde.</p>
<p>​Ve biliyorum;</p>
<p>İnsan bazen birini sevdiği için değil,</p>
<p>Kendinden çok fazla verdiği için</p>
<p>Yorgun düşüyor.</p>
<p>​Bu gece seni suya bırakıyorum.</p>
<p>Adını değil yalnızca,</p>
<p>Sana inanmış o kadını da.</p>
<p>Deniz alsın.</p>
<p>Karanlık örtsün.</p>
<p>Ay görmesin.</p>
<p>​Çünkü bazı aşklar</p>
<p>Ölmez.</p>
<p>Sadece insanın içinde</p>
<p>Artık çiçek açamayacakları</p>
<p>Bir yere gömülür.</p>
<p>​Ben bu gece</p>
<p>O mezarın başında değilim.</p>
<p>İskeledeyim.</p>
<p>​Sigaram yanıyor.</p>
<p>Deniz nefes alıyor.</p>
<p>Ve ayın karanlık yüzünde ilk kez</p>
<p>Kendimi görüyorum.</p>
<p>​Dumanı tavana yükselirken</p>
<p>Ben, içimde çoktan yanmış bir evin</p>
<p>Enkazını seyrediyordum.</p>
<p>Bazı insanlar giderken kapıyı değil,</p>
<p>Evin içindeki bütün pencereleri kapatıyor.</p>
<p>Sonra insan,</p>
<p>Gökyüzüne bakmayı bile</p>
<p>bir ihanet gibi öğreniyor.</p>
<p>​Ay ışığı omuzlarıma düştü.</p>
<p>Sanki Tanrı,</p>
<p>Karanlığın içinden ince bir bıçak uzatıp</p>
<p>"Bak," dedi,</p>
<p>"Hâlâ buradasın."</p>
<p>​Buradaydım.</p>
<p>Biraz kül,</p>
<p>biraz kadın,</p>
<p>biraz da artık kimsenin</p>
<p>Yakamayacağı bir orman.</p>
<p>​Seni unutmadım.</p>
<p>Sadece adını</p>
<p>Kalbimin mezar taşından söktüm.</p>
<p>​Şimdi geceleri</p>
<p>Sigaramın dumanına bakıyorum.</p>
<p>Her halka, gökyüzünde biraz daha büyüyor.</p>
<p>Ve ben anlıyorum:</p>
<p>Bazı aşklar bitmez.</p>
<p>Sadece insanın içinde</p>
<p>Zehirli bir çiçek gibi açmayı bırakır.</p>
<p>​Sabah olduğunda</p>
<p>Külünü pencere kenarından silerim.</p>
<p>Ay gider.</p>
<p>Ben kalırım.</p>
<p>Ve belki ilk kez</p>
<p>Bunun bir terk edilmek değil,</p>
<p>Kendime geri dönmek olduğunu anlarım.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kötülüğün Sureti</title>
<link>https://fikirizleri.com/koetulugun-sureti</link>
<guid>https://fikirizleri.com/koetulugun-sureti</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202608/image_870x580_6a8c536a4d848.webp" length="15976" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 24 Aug 2026 19:08:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>İnci Çilsal</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="isSelectedEnd"><span>Kötülük, kapıyı kırarak girmez her zaman.</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>Bazen kapının önünde çiçeklerle bekler.</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>Üzerinde güzel bir gömlek, dilinde yumuşak kelimeler, yüzünde insanın güvenmek isteyeceği bir gülümseme vardır. İçeri davet edersin. Sandalye çekersin. Çay koyarsın.</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>Sonra fark edersin ki bazı insanlar evine misafir olarak girip, odalarının duvarlarına kendi karanlıklarını asarlar.</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>Kötülüğün en maharetli tarafı budur belki:</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>Kendini kötülük gibi göstermemek.</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>Çünkü karanlık, çoğu zaman siyah değildir.</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>Bazen beyaz bir gömleğin yakasında saklanır ya da büyük bir bedende kendini yüce sanar.</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>Bazen sevgi sözcüklerinin arasına gizlenir.</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>Bazen bir çift gözün içindeki merhamet taklidiyle yaklaşır.</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>Ve insan, kendisine uzatılan her eli sıcak sanır.</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>Oysa bazı eller elini tutmak için değil, nabzını ölçmek için uzanır.</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>Bazı insanlar yarana merhem olmak için eğilmez üzerine.</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>Yaranın ne kadar derin olduğunu görmek için eğilir.</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>Sonra sen kanarken, onlar ellerindeki kırmızıya bakıp şaşırmış gibi yaparlar.</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>“Ben bunu yapmak istemedim,” derler.</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>Oysa bazı bıçakların niyeti yoktur;</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>saplandıkları yer vardır.</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>İnsan, kötülüğün kendisinden çok maskesiyle savaşır.</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>Çünkü maskeli kötülük sana kendini sorgulatır.</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>“Acaba ben mi yanlış anladım?”</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>“Belki de fazla hassasım.”</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>“Belki gerçekten seviyordu.”</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>Böylece suç, sahibinden ayrılıp senin omuzlarına yerleşir.</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>Ve bir gün aynaya baktığında, yüzünde sana ait olmayan bir suçluluk görürsün.</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>İşte kötülük tam da o anda kazanmış olur.</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>Çünkü seni yalnızca incitmemiştir.</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>Kendi yarana bile şüpheyle bakmayı öğretmiştir.</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>Fakat hiçbir maske sonsuza kadar yüze yapışmaz.</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>Zaman, insanın en acımasız aynasıdır.</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>Bir gün boya dökülür.</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>Bir gün ses değişir. Elbet bir gün...</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>Bir gün gözlerin, kelimelerin söylemediğini anlatır.</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>Ve sen anlarsın:</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>Bazı insanların yüzü güzel değildir aslında;</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>maskeleri güzeldir.</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>Maskeyi çıkardıklarında geriye ne kaldığına bakarsın.</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>Bazen koskoca bir boşluk.</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>Bazen açlık.</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>Bazen yalnızca başkasının ışığını söndürerek kendi karanlığını görünmez kılmaya çalışan bir insan.</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>Ve o gün, onlardan nefret etmekten bile vazgeçersin.</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>Çünkü nefret de bir bağdır.</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>Sen yalnızca maskeyi yere bırakırsın.</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>Arkanı dönersin.</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>Ve ilk kez anlarsın:</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>Kötülüğün en büyük yenilgisi,</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>senin onun yüzünü gördükten sonra</span></p>
<p><span>artık ona inanmamandır.</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Simli Kürem</title>
<link>https://fikirizleri.com/simli-kurem</link>
<guid>https://fikirizleri.com/simli-kurem</guid>
<description><![CDATA[ Sarı, yorgun ve biraz gecikmiş gibi bana sanki özel dans ediyorlar bu gece. Arkada çalan müzik kutumun sesi bana eşlik ediyor, bakıyorum yağmurdan ıslanan kaldırımda ahenkle dans eden o titrek sarı ışıklara. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202608/image_870x580_6a7443670a274.webp" length="18746" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 14 Aug 2026 07:44:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>İnci Çilsal</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Titrek sokak lambalarının ışığı pencereme vuruyor. Sarı, yorgun ve biraz gecikmiş gibi bana sanki özel dans ediyorlar bu gece. Arkada çalan müzik kutumun sesi bana eşlik ediyor, bakıyorum yağmurdan ıslanan kaldırımda ahenkle dans eden o titrek sarı ışıklara. Şehir suskun; duvarlar dinliyor, zaman kendini unuttuğu bir yerde durmuş sanki öylece sessiz bir halde solan bitenleri izleyen bir köşesine çekilmiş sigarısının dumanının üflemiş, zaman burkulmuş sanki seninle izliyoruz geceleri ey zaman. Her şey yavaş, her şey sakin. Pervazların arasından akan yağmur tanelerinin yere düşüşlerine şahit oluyor gözlerim, dökülmüş sıvazlara bakıyorum kirlenmiş bacalara çatılara bu gece.. Pencerenin altından bir sokak kedisi geçiyor. Islak patileri sessiz, kuyruğu hafifçe yere değiyor. Kimseye ait değil ama geceye ait olduğu belli. Sokaklar onu o sokakları biliyor ah diyorum içimden sen neler gördün duydun belki kim bilir sessiz bir melek, yürüyor bu gri dünyanın içinde ürkek bir halde neler demek isterdin kim bilir. Kısa bir an durup yukarı bakıyor; göz göze gelmiyoruz belki ama yalnız olmadığımı hatırlatmaya yetiyor. Ay her zamanki gibi orada. Benim sırdaşım simli büyük kürem. Sormuyor, hesaplamıyor, geçmişi önüme koyup beni sınamıyor. Sadece var. Her gece olduğu gibi aynı yerinde, aynı sabırla duruyor masmavi ışığıyla penceremden tenime değil sanki ruhuma değiyor, ilmek ilmek işliyor gümüş ışığını kalbime, tenime, yaralarıma. Bu bile insana iyi geliyor belki diyorum bu gece belki. Gökyüzü bu gece elmas taneleriyle dolu, irili ufaklı elmas taneleri parlak ama keskin değiller ışığı incitmeden dağılıyor. Uzakta ağaçların yaprakları kımıldıyor. Yağmur taneleri, acele etmeden, birbirine çarpmadan düşüyor. Çıkardıkları sesleri duymalıyım.. Penceremi açıyorum kokuları, sesleri içime çekiyorum usulca; hafifçe ciğerlerime dolan soğuk buz gibi hava yakıyor genzimi ama olsun.. Yağmurla karışık rüzgar saçlarımı savuruyor yüzüm ıslanırken hafiften…Yaşıyorum diyorum yaşıyorum…</p>
<p>Toprağın kokusu yükseliyor. Islak, ağır, gerçek en çok bu kokuyu sevdiğimi fark ediyorum bu gece. Ne de olsa ten geçici ruh baki sözü aklıma düşüveriyor; nedensizce bir an gözlerim doluyor. Biliyorum.. Unutulmuş bir şey gibi değil;</p>
<p>tam tersine, her şeyi yerli yerine koyan bir koku özümü hatırlatıyor biraz da bu dünyanın faniliğini. Sevgili dostum, sırdaşım Ay, üstüme bu gece de simli battaniyesini örtmek istiyor bu sefer soğuktan değil; hayattan koruyor beni. Gürültüden, aceleden, insanın kendine yüklenmesinden. Pencerem açık; gece içeri giriyor ama korkutmuyor artık. Sessizce, izin ister gibi doluyor odama.</p>
<p>Sokak lambaları hala titrek, bir görünüp kaybolan küçük nazlı bir çocuk gibi benimle saklambaç oynuyor sanki bu gece. Ama ben değilim saklanmıyorum; bir zamanlar saklanırken korkan, "Artık varlığımla sesimle titrememeyi öğrenmişim" diyorum, "Ne garip büyüdüm mü ben?" diyorum Sırdaşıma… Bazı geceler insanı ayakta tutan şey ışığın gücü değil, sanki bunu fark ediyorum orada oluşudur. Ay ışığı tenime değil, ruhuma değiyor. İz bırakıyor belki ama yara gibi değil; daha çok bir yol gibi.</p>
<p>Sokak kedisi çoktan kaybolmuş oluyor. Yağmur devam ediyor. Yapraklar susmuyor. Dünya kendi ritminde akıyor ve ilk kez, buna yetişmem gerekmiyormuş gibi hissediyorum. Bu gece uyku gelmese de olur. Uyanık olmak yük sayılmıyor artık. Yalnızlık da eski adını taşımıyor. Gökyüzü üzerimde, ay yanımda. Simli battaniyem sıkıca sarılı.</p>
<p>Ve içimde küçük ama inatçı bir his var: Sabah mutlaka gelecek.</p>
<p>Toprak yine kokacak.</p>
<p>Kedi yine geçecek.</p>
<p>Işık değişecek. Ama bu gece, Sen ve Ben, Sırdaşım birbirimize sarılıcağız. AY</p>
<p>İlk kez buna gerçekten inanıyorum</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BAZI EKSİLMELER SESSİZDİR OYSA</title>
<link>https://fikirizleri.com/bazi-eksilmeler-sessizdir-oysa</link>
<guid>https://fikirizleri.com/bazi-eksilmeler-sessizdir-oysa</guid>
<description><![CDATA[ Belki de mesele eksilmemek değildir. Eksildiğimiz yerlerden yeniden ışık almayı öğrenmektir. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202608/image_870x580_6a759d81b7abe.webp" length="13816" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 12 Aug 2026 08:56:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>İnci Çilsal</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bazı eksilmeler sessiz olur. Kimse fark etmez. Aynı saatte uyanır, aynı yoldan yürür, aynı cümlelerle konuşursun. Gülersin de. Fakat insanın içindeki odalardan biri artık boş kalmıştır. O odanın kapısını yalnızca geceleri duyarsın; rüzgâr vurdukça hafifçe aralanır.</p>
<p>Büyümek, bana eskiden çoğalmak gibi görünürdü. Daha çok insan tanımak, daha çok şehir görmek, daha çok anı biriktirmek...</p>
<p>Oysa zaman geçtikçe anladım ki; büyümek bazen eksilmeyi öğrenmektir. Her yıl kendinden bir parçayı geride bırakıyorsun. Bir inancı, bir umudu, bir çocukluk alışkanlığını ya da seni sen yapan masumiyetlerden birini...</p>
<p>İnsan en çok da kimseye anlatamadığı şeylerin ağırlığını taşırken yoruluyor. Çünkü söylenmeyen cümleler, zamanla insanın içinde yaşayan başka bir dile dönüşüyor. Kimsenin bilmediği bir alfabe oluşuyor kalbinde.</p>
<p>Belki de bu yüzden bazı insanlar sessizdir. Söyleyecek sözleri olmadığı için değil; kelimeler artık yük taşımaktan yorulduğu için...</p>
<p>Hayatın en tuhaf yanı ise hiçbir şeyin tamamen bitmemesi. Unuttuğunu sandığın bir koku, eski bir şarkı ya da akşamüstü gökyüzündeki solgun bir renk, yıllardır dokunmadığın duyguları yeniden uyandırabiliyor. Meğer hafıza, sandığımız kadar adil değilmiş. Bize en çok acıtan anları, en canlı renkleriyle saklıyormuş.</p>
<p>Yine de insan yaşamaya devam ediyor. Çünkü umut, bazen büyük hayaller değildir. Sabah camı açıp içeri dolan serinliktir. Yol kenarında açmış yabani bir çiçektir. Tanımadığın birinin gülümsemesidir. Dünyanın hâlâ tamamen kararmadığına dair küçük kanıtlardır.</p>
<p>Belki de mesele eksilmemek değildir. Eksildiğimiz yerlerden yeniden ışık almayı öğrenmektir. Çatlaklarından güneşi içeri buyur edebilen insanlar, kusursuz olanlardan daha çok hatırlanır.</p>
<p>Çünkü insanı tamamlayan şey, hiç kırılmamış olması değil; kırıldığı yerleri inkâr etmeden yürümeye devam edebilmesidir. Belki de hayat, tam da bunu fısıldıyordur: Eksilerek de bütün kalınabilir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Olabilir</title>
<link>https://fikirizleri.com/olabilir</link>
<guid>https://fikirizleri.com/olabilir</guid>
<description><![CDATA[ Hayatın geçiciliğini, yalnızlığı ve kabullenişi bir kadının iç sesi üzerinden zarifçe işleyen bu yazı boyunca tekrarlanan &#039;Olabilir...&#039; vurgusu, yaşanabileceklere ve imkânsızlıklara karşı gösterilen olgun bir rıza göstergesi. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202608/image_870x580_6a722f44304d7.webp" length="10796" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 10 Aug 2026 10:45:22 +0300</pubDate>
<dc:creator>İnci Çilsal</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Olabilir… Ay bu gece de denize eğilir. Ben kıyıda dururum. Gece saçlarıma dolar, deniz ayaklarıma değmeden geri çekilir. Ben bazı şeyleri hep böyle öğrendim: Yaklaşan, bir süre içimde kalan, sonra kendi karanlığına dönen şeylerden.</p>
<p>​Olabilir… Belki aşk, gece yarısı açık kalmış eski bir otelin ışığıdır. Kimsenin neden yandığını bilmediği ama uzaktan bakınca içinde bir hayat olduğunu düşündüren o sarı ışık… Ben hep o ışıklara baktım. Şehir uyurken bir yerlerde hâlâ birinin uyanık olduğunu bilmek bana tuhaf bir huzur verdi. Belki bir kadın penceresinin önünde saçlarını topluyordur. Belki biri mutfakta yalnız başına su içiyordur. Belki bir adam uyuyamıyordur. Belki biri benim gibi gökyüzüne bakıyordur. Ben bazen aynı anda bilmediğim insanlarla aynı yalnızlığın içinde olduğumu düşünüyorum.</p>
<p>​Olabilir… Ben geceleri buğulu camlara ismimi yazıyorum, parmağımın ucuyla, yavaşça: İnci. Bir harf, sonra bir harf daha… Sanki ismimi yazmazsam gece beni de unutacakmış gibi. Dışarıda ay, daha ötede deniz… Şehrin ışıkları suyun üzerinde kırılmış yıldızlar gibi. Ben cama kendi ismimi yazarken dışarıdaki dünyaya küçücük bir iz bırakıyorum. Sonra nefesim çekiliyor, ismim siliniyor. Önce bir harfi, sonra diğerini, sonra bütün ismim… Ben bunu izliyorum. Ve nedense bir şeyin silinmesine değil, bir süreliğine var olmuş olmasına bakıyorum.</p>
<p>​Olabilir… Belki bazı şeylerin kalması gerekmiyordur. Belki ben de hayatım boyunca bazı şeyleri tutmaya çalışarak yoruldum: Bir mevsimi, bir sesi, bir kokuyu, bir ihtimali, bir insanı… Oysa çiçekler bile en güzel açtıkları gün solmaya başlıyor. Ben bunu kendi çiçeklerime bakarken anlıyorum. Sabah açmış bir çiçek görüyorum, akşam biraz eğilmiş, ertesi gün yapraklarından biri toprağın üzerine düşmüş. Ben üzülüyorum. Sonra yeni bir tomurcuk görüyorum ve anlıyorum: Hayat hiçbir çiçeğe sonsuz kalacağına dair söz vermiyor. Yine de açıyor.</p>
<p>​Olabilir… Ben de açarım bir gün. Belki uzun bir kıştan sonra, belki kimsenin fark etmediği bir sabah, belki kendime bile haber vermeden… Bir yerimden yeniden ışık sızar. Ben yine gülerim, yine bir şarkıyı baştan sona dinlerim, yine kaldırımlarda yürürken gökyüzünün rengine bakarım, yine akşam ışıkları yanarken şehir bana güzel gelir. Ve belki o zaman kendime şunu söylerim: "Bak, hâlâ buradasın."</p>
<p>​Olabilir… Bir arabanın camından geceyi izlemek, kırmızı ışıkta durup gökyüzünün rengini fark etmektir belki hayat. Aşk; denizin üzerinde ayın kırılmış hâline bakmak sessizce, birinin elini tutmak ve o küçücük anda dünyanın biraz daha yavaş döndüğüne inanmak… Ben bazı anların kısalığından korkmuyorum artık. Çünkü bazı şeyler uzun sürdüğü için güzel değil, güzel olduğu için uzun hatırlanıyor.</p>
<p>​Olabilir… Belki aşk bir yangın değildir her zaman. Ben artık yangından çok ev istiyorum: Kapısı olan, penceresi olan, sabahı olan, içinde sessizce oturabileceğim bir yer… Kalbimi bırakınca kaçmayacak bir yer. Ben aşkın beni yakmasını değil, içimi ısıtmasını istiyorum.</p>
<p>​Ama olmazsa da… Ben yine denize bakarım. Ay yine denizin üzerinde kırılır. Kaldırımlar yine binlerce yabancının adımını taşır. Sokak lambaları akşam olunca birer birer yanar. Çiçeklerim bazı günler açar, bazı günler solar. Gökyüzü her gün başka bir renge dönüşür ve ben bütün bunların içinde değişmeye devam ederim.</p>
<p>​Olabilir… Belki hayatın benden istediği kalıcı olmam değildir, belki yalnızca gerçek olmamdır. Bir gece boyunca, bir mevsim boyunca, bir insanın hafızasında kısa bir ışık kadar… Ben de bazen birilerinin gecesinde küçük bir ışık olurum, bazen kendi gecemde.</p>
<p>​Olabilir… Bir gün yine severim. Belki bu kez kalbimi bir yangına değil, bir eve bırakırım. Belki biri gelir ve ben onun yanında kendimi kaybetmek yerine kendimi bulurum. Belki de gelmez, ben yine yaşarım. Çünkü ben artık hayatımı birinin gelişine bağlamak istemiyorum.</p>
<p>​Ben sabahları çiçeklerime bakmak istiyorum, akşamları kaldırımlarda yürümek, yağmurdan sonra toprağın kokusunu içime çekmek, gökyüzünün gün boyunca renk değiştirmesini izlemek, gece olduğunda pencereden ayı bulmak ve bazen… Yine cama ismimi yazmak: İnci. Sonra beklemek… İsmimin silinmesini, ayın denizde kırılmasını, sabahın gelmesini…</p>
<p>​Ve ben, her şeyin geçici olduğunu bilerek yine de hayata bakıp sessizce söylemek istiyorum: Olabilir… Belki yarın çiçeklerim yeniden açar. Belki gökyüzü bugünden daha güzel bir renge döner. Belki kaldırımda yürürken hiç beklemediğim bir ışık yüzüme vurur. Belki bir şarkı hiç tanımadığım bir geleceği hatırlatır bana. Belki aşk gelir, belki gelmez… Ama ben yine burada olurum. Kendi gecemde, kendi ışığımda, kendi ismimin altında.</p>
<p>​Ve belki bazı güzellikler sonsuz olmak için değil, bir gece boyunca kalbime değip bana hâlâ yaşayabildiğimi hatırlatmak içindir.</p>
<p>​Olabilir…</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bir Yaz Akşamı</title>
<link>https://fikirizleri.com/bir-yaz-aksami</link>
<guid>https://fikirizleri.com/bir-yaz-aksami</guid>
<description><![CDATA[ Yasemen ve sümbül kokuları hala etrafımı sarıyor, saçlarıma rüzgarlar eşlik ediyor ve sen oradasın. Uzakta; güzelsin ama burada değil . Artık sadece bir hatıra belki de hiç varolmayan. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202608/image_870x580_6a72240269bc3.webp" length="15802" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 07 Aug 2026 13:45:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>İnci Çilsal</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bir yaz akşamıydı, güneş denizin ardında ağır ağır kaybolurken gökyüzü pembenin ve morun en tuhaf tonlarına boyanmıştı. Denizin üstünde milyonlarca ışık kırıntısı dans ediyordu; belki de adımı anımsıyor, bana bir şölen düzenliyordu. "İnci bak" der gibi. Ellerimde topladığım minik istiridye kabukları, kırık bir ritimle yürüyordu kumda. Rüzgar hafif ama keskindi; saçlarımı karıştırıyor, tenime tuzlu bir iz bırakıyordu.</p>
<p>Vanilyalı ve limonlu dondurmalar elimizde en sevdiğim, gülüşlerimiz dalgalarla birleşiyordu; bir yerlerden yasemen ve sümbül kokuları yükseliyor, başımı döndüren bir hüzün gibi etrafımı sarıyordu. İkimizi çevreleyen kokular vardı. Cırcır böceklerinin sesleri etrafta yankılanıyordu; bize şarkılar söylüyorlardı sanki. Üstümde hafif, uçuşan beyaz bir elbise, saçlarım dalgalı ve çillenmiş yüzüm… Güneş değildi tenlerimizi ısıtan biliyordum ve sen yanımdaydın. Bronzlaşmış tenin, dalgalı saçların, uzaklardan gelen ahşap bir kulübe… Her şey hayalimde öylesine gerçek ki…</p>
<p>Ama sabah gözlerimi açtığımda fark ettim bu sadece bir rüya. Gözlerim titriyordu; gerçek mi, değil mi ayıramıyordum. Zihnim tamamlanmamış bir şeyi canlandırıyordu; ne garip değil mi? Kumsal serin, çıplak ayaklarımın altında kumlar seninle karışıyor, ayak izlerin benimkilerle birleşiyordu. Her adım, her nefes, ritmik bir şarkı gibi zarif…</p>
<p>“Gitme… kal,” demiştim , fısıltım sessiz ama içimde fırtına vardı orada. Ne şiir gibi söyledim ne de güçlü görünmeye çalıştım. Sadece içimden düştüğü gibi çıktı… Biliyorum.. Öyleydi işte sessiz titrek bir inançla. İnsan bazen iki kelimeyle bütün kalbini masanın üzerine bırakabiliyor. Ben de öyle yaptım. O an; sevmenin birini durdurabileceğine, birinin kalmasının dünyayı yerinde tutacağına inanan o kırılgan inançla duruyordum karşında. Gururum da oradaydı, korkum da. Ama en çok umudum vardı. Bir insanın “kal” dediğinde gerçekten kalabileceğine dair o eski, çocukça umut. Hala içimdeydi safça… “Kalbim sana görmeden atıyor.” İnandım, saf ve kırılgan bir inançla. "Gözler ruhun aynası" derler bazı gözler tıpkı lunaparktaki aynalardı; sanki baktığında değişken sanki seni tammış gibi gösteren ama değilmiş sonradan anladığın. Her bakış, her kelime, her sessizlik başka bir evren yaratıyordu. Ama şimdi biliyorum ne acı, bilmek mi acıtır, bilmemek mi? İkisi arasında mekik dokuyorum. Olamazdı kalbim bu dünyada sen gibi… Denedim, yanıldım, büyüdüm… Bütün sahte sözlerin, bütün maskelerin, o sahilde bıraktığın izler gibi yavaşça siliniyor zihnimden. Ama hayal hala içimde o yaz akşamı, gün batımı, deniz… Gerçek olmayan o olamadığın halin. Belki bir yerde güzelsin ama burada yoksun bir ilüzyonsun biliyorum… Ayna tuttuğum yüzüne bir kaçak… Bilmeseydim bir kez de olsa yanılsaydım keşke… Neden tutmak zorundaydım ki o aynayı… Tutmadım mı sanıyorsun kendime.. Keşke… Nefes alıp vermek kadar kolay olamaz mıydı fani dünyada, ruhun önemi bende var olan... Saçlar grileşir ya da grileşmez, yüzler kırışır ya da kırışmadan gidilir hayatta…Görememen ne acı hazin ruhu sevmiş gibi yapan… Ve bu fani dünyada kim sahiciydi Tanrım, kim zalimdi biliyorsun nasılsa? Sözlerimle yaşayan ben…Büyütmek içindi belki de her şey beni… Bilmiyorum… Ya da biliyorum galiba değil mi?.. Sesim belki bu yüzden çıkıyor, gözlerim bu yüzden keskin ama kırık onurlu hala. Bir yerde zaman duruyor ben gülümserken buluyorum kendimi. Bir çiçek kokusunda, bir çocuğun gülümsemesinde kayboluyorum. Denize bakarken dalga seslerinde kayboluyorum, papatyaları hala seviyorum. Çocukken papatyadan fallara bakıp taç yapardım saçlarıma… Bazen pamuk şekeri yemeyi de seviyorum çoğu zaman.. Çayırlarda uzanmayı pembe, beyaz bulutların desenlerinden şekiller çıkarmayı, sen peki? Lunaparklara bakmak sevindirmeliydi artık, bakarken o aynalarda senin gözlerinin yanıltıcı oluşu aklıma düşüyor. Gerçeği geç fark ettiğim, geç değil dediğim sözün anlamını anladığım. Sen bedensel … Ben ruhtum ayna tutan aynalayan… Varsın körler sağırlar ülkesinde ben yazayım sesim çıksın…</p>
<p>Günbatımı zihnimde denizle birleşiyor, titrek bir parıltı bırakıyor o an zihnimde. Işıklar, seni değil, beni aydınlatıyor artık buradasın işte inci hala buradayım. Sen yok ama ben varım.. Tutmanı beni isterdim..* Tutmanı diyen cılız sesim, sana karışmış havada yankılanan bir ses olmuş. Rüzgarlar alıp götürmüş gibi oysa ki derinlerimden haykıran bir sesti. Ben seni tutarım sahi tuttun mu? İstemek çirkinlikleri silmiyordu. Biliyorum, güveniyorum, inanıyorum, korkmuyorum sessiz sırdaşım yaradan çünkü… Şimdi nedense kendime en çok verdiğim bir şey bir de bu… Bana nedenleri bırakan yaldızlı ilüzyon ama içi boş olan dolu sandığım. Gözlerimi kapatıyorum şimdi… Büyümüşüm…</p>
<p>Sahildeki rüzgar saçlarımı hala karıştırıyor, tuzlu suları avuçlarıma alıp kokluyorum. Güneşin yaktığı kumların üstünde dalgalar bacaklarımı ıslatırken.. Gün batımında yürüyorum, olabildiğince var gücümle koşuyorum. Yalın ayaklarımla kumları eziyorum. Yasemen ve sümbül kokuları hala etrafımı sarıyor, saçlarıma rüzgarlar eşlik ediyor ve sen oradasın. Uzakta; güzelsin ama burada değil. Artık sadece bir hatıra belki de hiç varolmayan.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BEN YAPABİLİRİM</title>
<link>https://fikirizleri.com/ben-yapabilirim</link>
<guid>https://fikirizleri.com/ben-yapabilirim</guid>
<description><![CDATA[ &quot;Çünkü acı beni yok etmedi. Beni daha net yazdı.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202608/image_870x580_6a7222d47ed95.webp" length="48618" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 05 Aug 2026 08:36:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>İnci Çilsal</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Ben Yapabilirim</p>
<p>Bunu ilk ne zaman söyledim, hatırlamıyorum.</p>
<p>Belki bir banyoda, aynanın buğusuna adımı yazarken; oraya minik bir kalp çizerken… Belki güneş, bulutların arasından doğarken… Ya da hâlâ papatyaları saçlarıma dizerken, kaldırımda yürüyüp sümbül kokularını içime çekerken…</p>
<p>Belki de kimsenin kalmadığı loş bir odada uzanırken, gözyaşlarımın arasından bulutların ardından çıkan o yıldızı görünce…</p>
<p>Sandalyelerin bile sırtını döndüğü bir akşamda.</p>
<p>Ben yapabilirim.</p>
<p>Bu cümle önce bana yabancıydı.</p>
<p>Dilimle boğazım arasında asılı kaldı. Boğazımda taş gibi bir yumru vardı. Belkiler ve nasıllar zihnime kılıç çekmişti. Ben, düşmekle doğmak arasında sıkışıp kalmıştım.</p>
<p>Kimse inanmıyorken söyledim bunu; kısık, titrek bir sesle.</p>
<p>İnanç kalabalık bir şeydir.</p>
<p>Ben ise o sırada yalnızdım.</p>
<p>Saçlarım dağınıktı, düşüncelerim daha da dağınık.</p>
<p>İçimde bir şey sürekli kapanıp açılıyordu; bozuk bir kapı gibi.</p>
<p>Güneş tenine değince ne hissedersin? Yağmur, soğuk, rüzgâr… Peki şehirlerin üzerine bombalar yağarken insan kendi düşüncelerinin içinde nasıl bu kadar sessiz kalabilir?</p>
<p>Beden yaşar.</p>
<p>Ruh unutmaz.</p>
<p>Bazen bir kafede oturuyorum.</p>
<p>Camın arkasındayım.</p>
<p>İçerisi sıcak, kahve acı. Zaman, masanın kenarından yavaşça akıyor.</p>
<p>Camın öbür tarafında senin siluetin var.</p>
<p>Net değil.</p>
<p>Sabit değil.</p>
<p>Biraz daha baksam dağılacak gibi.</p>
<p>Cam aramızda.</p>
<p>Şeffaf bir engel...</p>
<p>İnsanı en çok şeffaf şeyler kandırır.</p>
<p>Elimi uzatsam dokunabileceğimi sanıyorum.</p>
<p>Oysa cam, dokunma fikrinden daha soğuk.</p>
<p>Sonra bir an geliyor.</p>
<p>Bir ses.</p>
<p>Bir çatlak.</p>
<p>Cam kırılıyor.</p>
<p>Ve sen artık yoksun.</p>
<p>Siluet dağılmış.</p>
<p>Işık yerini değiştirmiş.</p>
<p>Kırıkların arasında sana ait hiçbir şey kalmamış.</p>
<p>Ben hâlâ buradayım.</p>
<p>Camın bu tarafında.</p>
<p>Ellerim kesilmedi.</p>
<p>Ama içim çizik.</p>
<p>Garip…</p>
<p>Neden gözlerimden yaş gelmiyor?</p>
<p>Beni kurtaracak bir el beklemedim.</p>
<p>Beklemek, bedenimi daha da ağırlaştırıyordu.</p>
<p>Omuzlarımda başkalarının umutsuzlukları, yalanları ve ikiyüzlülükleri vardı.</p>
<p>Fark etmeden onları da ben taşıyordum.</p>
<p>Sonra öğrendim:</p>
<p>Kimse kimseyi kurtarmıyor.</p>
<p>Herkes sadece tanık oluyor.</p>
<p>Yaralarımı kendim sardım.</p>
<p>Bazılarını gizledim.</p>
<p>Bazılarını ise bilerek açık bıraktım.</p>
<p>Hava alsın diye.</p>
<p>Çünkü acı, kapalı kalınca çürüyordu.</p>
<p>Sevilirken değil,</p>
<p>Gidilirken büyüdüm.</p>
<p>Kapılar kapandığında içimde başka bir ses konuşmaya başladı.</p>
<p>Daha sakin.</p>
<p>Daha kararlı.</p>
<p>Daha az yalvaran.</p>
<p>Kırıldım.</p>
<p>Ama kırılmak sandığım şey, meğer şekil değiştirmekmiş.</p>
<p>Cam gibi oldum:</p>
<p>Keskin,</p>
<p>Şeffaf</p>
<p>Ve tehlikeli.</p>
<p>"Fazla," dediler.</p>
<p>Ben fazlalık olmadım.</p>
<p>Taşan bir şey oldum.</p>
<p>Yanlış sokaklarda yürüdüm.</p>
<p>Bazı geceler eve dönerken kendi adımı bile tanıyamadım.</p>
<p>Yanlış insanlara güvendim.</p>
<p>Dosta...</p>
<p>Aşka...</p>
<p>Çünkü doğru olanlar çok uzaktaydı.</p>
<p>Ama kendimi bırakmadım.</p>
<p>Bunu kimse görmedi.</p>
<p>Ama ben biliyorum.</p>
<p>Ben yapabilirim.</p>
<p>Çünkü bana başka bir yol gösterilmedi.</p>
<p>Çünkü düşmek, nereden kalkacağımı öğretti.</p>
<p>Çünkü acı beni yok etmedi.</p>
<p>Beni daha net yazdı.</p>
<p>Şimdi buradayım.</p>
<p>Sesim hâlâ titriyor belki.</p>
<p>Ama susmuyor.</p>
<p>Yorgunum, evet.</p>
<p>Ama bu yorgunluk bir son değil.</p>
<p>Bir kanıt.</p>
<p>Bunu bağırmıyorum.</p>
<p>Çünkü bazen bağırmak zayıflatır.</p>
<p>Ben bunu kendime söylüyorum.</p>
<p>İçimde...</p>
<p>Camın artık hiçbir şeyi ayırmadığı bir yerde.</p>
<p>Ben yapabilirim.</p>
<p><!--/data/user/0/com.samsung.android.app.notes/files/clipdata/clipdata_bodytext_260804_203341_011.sdocx--></p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>