SEVDA ORMANI BÖLÜM 4: ​YILDIZLARI TOPLAYAN ÇOCUK VE FENERLİ KÖPRÜ

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

umut dediğin ötelerde, gökte değil, Yeryüzünde, samimi bir kalbin attığı yerdedir. 

23 Eylül 2026 - 06:13
23 Eylül 2026 - 06:13 ⏱ 2 dk Okuma Süresi
 0  2
SEVDA ORMANI BÖLÜM 4: ​YILDIZLARI TOPLAYAN ÇOCUK VE FENERLİ KÖPRÜ

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde,

Zamandan bağımsız, derin bir nehir üstünde tahta bir köprü varmış.

O köprünün başında nöbet tutan yaşlı bir fenerci,

Elinde soluk ışıklı, pirinçten eski bir kandili...

Gelen geçene gülümser, yol gösterirmiş zifiri geceye,

Düşleri fısıldayarak dualarla her bir heceye.

​Bir gün küçük bir çocuk çıkagelmiş, dikilmiş karşıya,

Gözlerinde çocuksu bir merak, bakışları takılmış gökteki aya.

Sormuş fenerciye: "Amca, söyler misin bu ışıklar nedir?

Gökyüzü pek uzak, yürüdüğümüz yollar ise çetindir."

​Fenerci eğilmiş yavaşça, şefkatle dokunmuş çocuğun saçına:

"Evlat," demiş, "bu ışıklar sönmez hiçbir vakit asla!

Bunlar gökten süzülüp düşen yıldız taneleri,

Toplarım her gece, aydınlatırım bu karanlık dereleri."

​Çocuk anlamış ki umut dediğin ötelerde, gökte değil,

Yeryüzünde, samimi bir kalbin attığı yerdedir. 

O da almış eline küçük bir mum ışığı,

Düşmüş karanlık yollara, bulmak için o saklı aşığı.

​Yolculuk bu ya, genç yürekler de katılmış bu kutlu yola,

"Biz de arıyoruz o ışığı," demişler, "haydi ver elini kola!"

Hep birlikte adımlamışlar o tahta köprüden ileri,

Sevda Ormanı'nda birleşmiş nihayet hepsinin izleri...

​Gökten üç elma düşmüş;

Biri bu masalı yazana, biri okuyana,

Biri de kalbindeki o sönmeyen ışığı bulana...

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

İlkim MK Mısralarda huzur, hikâyelerde hakikat arayan; kalemini vicdanın ve özlemin emrine vermiş bir yazar. Geçmişin izlerini geleceğin satırlarına taşıma gayretinde bir edebiyatsever.