Karanlıkta Yanan Kamp Ateşi

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Hiç kendi iç yangınızla başkalarını yaşatmaya çalıştınız mı? Vicdanınız başınıza bela oldu mu? Özür dileyen, ama en çok yanan siz oldunuz mu?

15 Nisan 2025 - 08:36
15 Nisan 2025 - 08:36 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
 2  736
Karanlıkta Yanan Kamp Ateşi

Karanlıkta Yanan Kamp Ateşi

(Salih’in Hikâyesi)

Burası bir kamp yeri değildi.
Bir sınav yeri,
bir yanılgı meydanıydı.
Ve Salih,
sırtında sadece kendi yükünü değil,
başkalarının da taşımadığı vicdanlarını taşıyarak gelmişti.
İlk geldiğinde herkes ona “biz buradayız” dedi.
Ateş etrafında oturdular.
Gülüştüler.
Paylaştılar.
Ama kamp büyüdükçe,
ateş küçüldü.
Ve insanların yüzündeki gülümsemelerin ardında,
karanlık gölgeler uzamaya başladı.


Salih bir gün,
boğazına düğüm olan kelimeleri biriyle paylaştı.
Ne yargıladı kimseyi,
ne de zarar vermek istedi.
Sadece:
“Ben tehdit edildim,” dedi.
“Ailemle, eşimle, çocuklarımla...”
Ve sesi titreyerek:
“Bunu da içime atarsam yanarım.”
Ama yandı yine de.
Çünkü duyulmadı.
Ya da duyulmak istenmedi.


Kampın içindeki fısıltılar yayıldı.
Kimi “dedikodu” dedi,
kimi “bu konular bizi ilgilendirmez.”
Ama dönüp aynı kişiler,
“Sana ne dokunuyor bu kadar?” diyerek
ateşi onun altına sürdü.
Salih sustu.
Çünkü o, yakan değil,
yaşatan olmaya gelmişti.


Kampın diğer ucunda,
güçsüz, yorgun, hastalıklı ruhlar vardı.
Kimse ilgilenmiyordu onlarla.
Kimse,
kendi derdinden başka bir şeye bakamıyordu.
Ama Salih...
Tıpkı bir annenin,
ölmek üzere olan bir yabancıya
kendi göğsünden süt vermesi gibi…
Kendi iç yangınına rağmen,
başkalarını yaşatmak için
kendinden veriyordu.
İnciniyordu.
Ama incitmemeye devam ediyordu.
Yanıyordu.
Ama kimseyi yakmamaya yeminliydi.


Ve sonra bir mesaj geldi.
Yıkıcı.
Soğuk.
Zalimce.
Ama o,
yine özür diledi.
Çünkü hala en çok o inciniyordu.
“Benim kalbim bu kadar incinirken,
hâlâ en çok ben dikkat ediyorum kimse kırılmasın diye…”


Kampta herkes yorgundu.
Ama en yorgun olan,
Salih’ti.
Çünkü o, sadece bedeniyle değil,
vicdanıyla savaşıyordu.
Ama gitmedi.
Çünkü kamp onların değildi.
Vicdan hâlâ bir yerlerde varsa,
orada kalmak gerekiyordu.

Hiç kendi iç yangınızla başkalarını yaşatmaya çalıştınız mı?
Vicdanınız başınıza bela oldu mu?
Özür dileyen, ama en çok yanan siz oldunuz mu?

 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Ramazan Turhan Yazar | Oyuncu | İçerik Üreticisi “Gerçekten Ne İstediğini Biliyor Musun?” kitabının yazarı Instagram üzerinden kitap ve düşünce içerikleri üreticisi Okuma kültürü ve bireysel gelişim üzerine çalışmalar yapan biri Tiyatro Oyuncusu 1994 doğumluyum, evli ve 3 çocuk babasıyım. Denizli’de yaşıyorum. Radyo Televizyon Programcılığı okudum, bir dönem medya sektöründe çalıştım ama hayat beni başka yerlere de götürdü. Bazen elimde kamera vardı, bazen çekiç. Kimi zaman masa başında, kimi zaman beden gücüyle çalıştım. Ama içimde hep bir şeyler yazma isteği vardı. Yazmak bana iyi geliyor… İlk kitabımı yazdım, şimdi yeni cümlelerin peşindeyim. Burada hissettiklerimi, düşündüklerimi, içimden geçenleri paylaşmak istiyorum. Kimi zaman bir deneme, kimi zaman bir hikâye, bazen de sadece bir cümle… Okursan ne mutlu, okurken kendinden bir şey bulursan daha da güzel. Ben yazarken iyileşiyorum, belki sen de okurken rahat bir nefes alırsın. İLGİ ALANLARIM * Kitap ve edebiyat * Yazarlık ve düşünce üretimi * Kültür ve insan psikolojisi * Tiyatro ve sahne çalışmaları