Görünmez Kahraman

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
13 Mayıs 2026 - 13:27
13 Mayıs 2026 - 13:27 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
 6  85
Görünmez Kahraman

Belki de yaşamları boyunca en sorumsuz oldukları dönemde gönüllerince eğlenen çocukların cıvıltıları tüm parkı etkisi altına aldı. Renkli kaydıraklardan birbiri ardınca kayan, mavi gök yüzüne ulaşma çabasıyla salıncaklarda kuş misali süzülen, tahterevallide birbirine üstünlük kurmaya çalışan, parkın içerisindeki yeşil çimlerde özgürce koşuşturan çocukların neşeleri görülmeye değerdi. 

Çocuklarını eğlendirme bahanesine sığınarak kendi gönüllerini hoş etmek isteyen anneler ise parkın bir köşesinde konumlandırılan, güneş ve yağmura karşı üzeri kapatılan ancak diğer bölümleri açık olması sebebiyle esen rüzgar sayesinde oturmak için gayet havadar bir yer olan çardaklarda toplanmışlardı. Evden getirdikleri kek, börek, kurabiye ve içecekleri ortaya çıkarıp bir önceki günden bu yana geçen zamandan ne değişmiş olabileceğine aldırmadan konuşacak bir gündem oluşturmuşlardı. Bir yandan yiyip içiyor diğer yandan aralarında tartışan ve yanlış hareketlerde bulunan çocuklarını uyarıyorlardı.

İster çocuklar için isterse yetişkinler için olsun, çocuk parkları yapılma amaçlarını fazlasıyla karşılıyordu. Burada bulunan herkes dertlerini bir kenara bırakıp zamanı umursamadan geçip giden hayat seline kendilerini bırakmıştı. 

Tüm bu cıvıldaşan hayatlar içerisinde zamanı önemseyen tek bir kişi vardı. O, bu çocuk parkına eğlenmek için değil kendisine yüklenen görevi yerine getirmek için gelmişti. Eline aldığı çalı süpürgesi ile etrafa saçılan çöpleri diğer elinde bulunan kovaya doldurma telaşıyla parkın her yerini tek tek dolaşan park bekçisi, solunmak için durup saatine baktığında mesaisinin bittiğini fark etti. Parktan topladığı çöpleri cadde üzerinde bulunan çöp konteynerine atmak için hareketlendiğinde bacaklarındaki yorgunluğu da anlamış oldu. Yavaş hareketlerle giderek topladığı tüm çöpleri boşalttıktan sonra park içerisinde kendisi için ayrılmış kulübeye doğru yorgun adımlarla yürümeye başladı. 

Yaşadıkları dünyadan tamamen soyutlanarak kendi yarattıkları hayal dünyasında oyun oynayan çocukların arasından geçerek yürümeye başladı. Çocukların kendisini umursamadan oyun oynamalarına alışmıştı. Her gün onlarca çocuğun ve velinin geldiği bu kalabalık parkta görünmez bir varlık misali üzerine vazife olan görevimi eda ediyordu. İlk başlarda bu umursamazlıklar garibine gitmişti ancak aradan geçen zaman içerisinde alışmış hatta bu durum giderek hoşuna bile gitmeye başlamıştı. 

Kulübenin önüne geldiğinde elindeki çalı süpürgesi ve kovasını kapının yanına bırakarak alnında biriken terleri sağ elinin tersiyle bir hışımda sildi. Üzerindeki yorgunluğu parkta bırakıp gitme zamanı gelmişti. Gönlünce oynayan çocuklara son bir bakış attıktan sonra elini kapıya uzattı.

Kapının kulpunu yavaşça kavrayıp açtığında gördüğü manzara karşısında önce şaşırsa da sonrasında dudaklarının kenarına küçük bir gülümseme oturdu. Masasının üzerinde, genişçe bir tabak içerisinde yer alan kek, poğaça ve kurabiyeyi görmek günün bütün yorgunluğunu almasına yetmişti.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow