ALMANYA TRENİ 17. Cİ BÖLÜM – SESSİZCE BÜYÜYEN UMUT

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Memduh yalnız bugünü değil, ailesinin yarınlarını da kurmaya çalışıyordu.

12 Ağustos 2026 - 19:08
12 Ağustos 2026 - 19:08 ⏱ 4 dk Okuma Süresi
 3  41
ALMANYA TRENİ  17. Cİ BÖLÜM – SESSİZCE BÜYÜYEN UMUT

ALMANYA TRENİ

17. Cİ BÖLÜM – SESSİZCE BÜYÜYEN UMUT

Komşu köyde geçen ilk aylar, Memduh ile Şakire için yeni bir hayatın alışma günleri olmuştu.

Sabah güneş doğmadan uyanıyorlardı.

Memduh dükkânının kepengini açıyor, deri kokusunun sindiği küçük atölyesinde gün boyu çalışıyordu. Eski çizmelerin sökülen tabanlarını değiştiriyor, yırtılmış ayakkabıları yeniden dikiyor, kimi zaman da çocuklara ilk bayram ayakkabılarını hazırlıyordu.

İnsanlar onun dürüstlüğünü kısa zamanda konuşmaya başlamıştı.

“Memduh Usta’nın elinden çıkan ayakkabı bir yıl daha giyilir.”

Bu söz kulaktan kulağa yayıldıkça dükkânın önü her geçen gün biraz daha kalabalıklaşıyordu.

Akşam olunca kazandığı parayı dikkatlice sayıyor, birkaç kuruşunu ev ihtiyaçları için ayırıyor, kalanını küçük bir teneke kutuda biriktiriyordu.

Şakire bunu görünce gülümsüyordu.

“Yine mi para saklıyorsun?”

Memduh kutunun kapağını kapattı.

“Bugünümüz kadar yarınımız da var.”

“İnsan çalışırken geleceğini de düşünmeli.”

Şakire onun bu hâlini seviyordu.

Çünkü Memduh yalnız bugünü değil, ailesinin yarınlarını da kurmaya çalışıyordu.

Şakire ise yeni evlerini gerçek bir yuvaya dönüştürmüştü.

Sabah erkenden kalkıyor, oklava ve senitle yufkalarını açıyor, sacın üzerinde ekmeklerini pişiriyor, evi toparlıyor, ardından Memduh’a öğle yemeğini hazırlıyordu.

Komşu kadınlarla da yavaş yavaş tanışmıştı.

Kapı önlerinde kısa sohbetler ediliyor, biri yoğurt mayası isterken diğeri un ödünç alıyordu.

Şakire artık bu köyde yabancı değildi.

Fakat son günlerde kendinde anlayamadığı bir hâl vardı.

Sabahları midesi bulanıyor…

Eskisinden daha çabuk yoruluyordu.

Bazen hiçbir sebep yokken oturup dinlenmek istiyordu.

Bir akşam sofrayı toplarken başı hafifçe döndü.

Duvara tutunarak derin bir nefes aldı.

Memduh hemen yanına geldi.

“İyi misin?”

Şakire gülümsemeye çalıştı.

“Biraz halsizim.”

“Galiba son günlerde kendimi fazla yordum.”

Memduh endişeyle yüzüne baktı.

“Yarın işlerin bir kısmını ben yaparım.”

Şakire başını salladı.

“Geçer.”

“Biraz dinlenince geçer.”

Ama geçmiyordu.

Günler ilerledikçe aynı hâl devam etti.

Bir gece…

Ev sessizliğe bürünmüştü.

Dışarıdan yalnızca cırcır böceklerinin sesi geliyordu.

Memduh derin bir uykudaydı.

Şakire ise farkında olmadan yatağından kalktı.

Sessiz adımlarla kapıya yöneldi.

Kapının sürgüsünü açacakken Memduh gözlerini araladı.

Yatağın boş olduğunu görünce irkildi.

Hemen ayağa kalktı.

Şakire’nin kapının önünde, dalgın gözlerle ayakta durduğunu gördü.

Usulca yanına yaklaştı.

“Şakire…”

Cevap vermedi.

Gözleri açıktı ama sanki hiçbir şeyi görmüyordu.

Memduh onun omzuna hafifçe dokundu.

Şakire irkilerek gözlerini kırptı.

“Ben…”

“Buraya nasıl geldim?”

Memduh şaşkınlıkla baktı.

“Uyurgezerliğin yine başlamış.”

Şakire mahcup oldu.

“Çocukluğumda da olurmuş.”

“Annem anlatırdı.”

“Uzun zamandır hiç yaşamamıştım.”

Memduh sessizce kapıyı kapattı.

Elini eşinin omzuna koydu.

“Bundan sonra geceleri kapıyı ben kontrol ederim.”

“Sen hiçbir şeyi düşünme.”

Şakire ilk kez içini rahatlatan bir güven hissetti.

Bu adam yalnızca eşi değildi.

Sırtını yaslayabildiği en sağlam insandı.

Aradan birkaç hafta geçti.

Bir sabah Şakire avluda su doldururken yeniden başı döndü.

Bu kez yaşlı komşu kadınlardan biri onu dikkatle süzdü.

Gülümsedi.

“Kızım…”

“Senin yüzünde başka bir hâl var.”

Şakire şaşkınlıkla baktı.

“Nasıl yani?”

Kadın tebessüm etti.

“Allah hayırlısını versin…”

“Galiba evinize yeni bir misafir gelecek.”

Şakire hiçbir şey söyleyemedi.

Elini farkında olmadan karnının üzerine götürdü.

Yüreği hızla çarpmaya başlamıştı.

Henüz kesin bir şey bilmiyordu…

Ama içinde, tarifsiz bir umut filizlenmişti.

Belki de hayat…

Onlara yeni bir mutluluğu sessizce hazırlıyordu…

Devam edecek…

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

AYŞE KÜÇÜKIŞIK Ayşe Küçükışık Yazar • Şair • Editör “Her yazarın kaleminin ardında bir yaşam hikâyesi vardır. Ayşe Küçükışık’ın yazarlık yolculuğu da çocukluk yıllarında başlayan bir hayalin, engellere rağmen vazgeçmeyen bir azmin ve yıllar boyunca süren üretme tutkusunun hikâyesidir.” Ayşe Küçükışık, 05 Mayıs 1972 tarihinde Berlin’de çalışmak üzere Almanya’ya giden bir Türk işçi ailesinin çocuğu olarak doğdu. Altı yaşına kadar Berlin’de yaşadı. Daha sonra ailesiyle birlikte Türkiye’ye dönerek ilk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladı. İşitme güçlüğü nedeniyle eğitim hayatında çeşitli zorluklar yaşadı ve lise ikinci sınıfta örgün eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Ancak bu engeller, yazmaya olan ilgisini ve üretme azmini azaltmadı. Yazarlık yolculuğuna, ortaokul yıllarında katıldığı bir hikâye yarışmasıyla ilk adımını attı. Kaleme aldığı hikâye önce okul birincisi, ardından il birincisi seçildi. Öğretmenleri tarafından iller arası yarışmada temsil edilmesi için girişimlerde bulunulsa da ailesinin izin vermemesi nedeniyle bu önemli fırsata katılamadı. Yaşadığı hayal kırıklığı, onda vazgeçmek yerine yazmaya daha sıkı sarılma isteği uyandırdı. Bu süreçten sonra ailesinden gizli şiirler yazmaya başladı. Şiirleri 90’lı yıllarda “Eda Alaş” mahlasıyla Mersin’deki çeşitli radyolarda yayımlandı ve dinleyicilerden ilgi gördü. Bir radyo kanalından çalışma teklifi almasına rağmen ailesinin izin vermeyeceğini düşündüğü için bu teklifi değerlendiremedi. Buna rağmen yazmaktan hiç vazgeçmedi; yaşadığı her deneyimi kalemine taşıdı. Şiir, öykü, deneme ve roman türlerinde eserler veren Ayşe Küçükışık, insanın iç dünyasını, yaşamın izlerini ve toplumsal konuları içten bir anlatımla ele almaktadır. Yazdığı 100’e yakın şiirin bir kısmı Fikir İzleri Platformu’nda ve diğer dijital platformlarda yayımlanmıştır. Ayşe Küçükışık'ın kaleme aldığı "Almanya Treni" adlı roman, 2010'lu yılların başında TRT tarafından düzenlenen bir senaryo yarışmasına gönderildi. Eserin konusu ilgi görmesine rağmen, senaryo teknik formatına uygun hazırlanmadığı için değerlendirme sürecini tamamlayamadı. Daha sonra Wattpad'de yayımlanan roman, zamanla hesabına erişim sağlanamaması nedeniyle uzun süre okurlardan uzak kaldı. Ancak yazarın yıllar önce sakladığı çıktılar ve notları, bu hikâyenin yeniden hayat bulmasını sağladı. Aradan geçen yıllarda ilk Türk işçilerinin Almanya yolculuğuna ilişkin araştırmalarını derinleştiren Ayşe Küçükışık, tanıklıklardan, tarihî kaynaklardan ve aile anlatılarından yararlanarak romanını yeniden ele aldı. Bugün “Almanya Treni”, ilk hâlinden çok daha kapsamlı, belgesel yönü güçlendirilmiş yeni versiyonuyla Fikir İzleri Platformu’nda bölüm bölüm yayımlanmaktadır. Tamamladığı ARDA adlı romanı da gerçek hayattan esinlenerek yazılmış olup Fikir İzleri Platformu’nda okurlarla buluşmuştur. Hâlen Fikir İzleri Platformu’nda editör olarak görev yapmakta, eserleri kişisel blogunda ve çeşitli dijital platformlarda okurlarla buluşmaktadır. Yazıları; kişisel blogu, Wattpad, Pinterest ve sosyal medya hesapları aracılığıyla geniş bir okur kitlesine ulaşmaktadır. Roman, şiir ve öykü çalışmalarını sürdürmekte; yaşanmış hayatları edebiyatın gücüyle geleceğe taşımayı amaçlayan eserler üretmeye devam etmektedir.