TENİNİN KOKUSU 'YAŞAMAK' GİBİ OLAN BİR KADIN

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
7 Kasım 2025 - 14:23
7 Kasım 2025 - 14:23 ⏱ 4 dk Okuma Süresi
 1  29
TENİNİN KOKUSU 'YAŞAMAK' GİBİ OLAN BİR KADIN

    Gökyüzündeki bulutlar tenefüs saatine çıkmış ilkokul çocukları gibiler... Güneş aralarda bir yerlerde. Ben ise kelimenin tam anlamıyla bölük pörçük ve bir o kadar da başı boş bir halde. Bir parçam dalgaların beyazımsı köpüklerini yüzüne çalıyor. Bir parçam ise koca koca binaların duvarlarına çarpıp duruyor. Bir parçam ağaçların dallarıyla haşır neşir, bir parçam ise sokak aralarında yerle bir... Ve bir parçam ki o parça bizzat benim, bir kadının tenindeyim. 
Bir kadın... Saçlarını gelişi güzel toplamış. Belli ki çok üzerine düşmemiş. Oysa ki Sonbahar'ın rengi çoktan o saçların üzerine düşmüş. Bakışlarında bir şey var. "Keder" mi yoksa "Keşke" mi diye emin olamadığım. Ya da bana öyle geliyordur. Belki de "Umut"tur o bakışlardaki şey. O an için bilemiyorum. Ama ona daha da yakın olmak istediğimi biliyorum. Diğer parçalarım sessiz şehrin herhangi bir yerindeler. Ama ben, kendim, onun yanındayım.


 Önce sol el bileğine dokunuyorum. Sıcak kanın kol gezdiği damarının atışını hissedebiliyorum. Hoşuma gidiyor bu. "Kalabilirim orada, süresiz, zamansız" diye kısa bir cümle yazasım geliyor. Kendisi kısa, anlamı ise sonsuz bir cümle... Ama onda  ve o anda olmak istediğim çok yeri var. Misâl boynu... Yana çevirdiği başıyla iyice ortaya çıkan ince boynu.  Sahi ya, bir  boyun kemiğinin dahi zarif olabileceğinin ispatı mı bu duruş? Daha önce herhangi bir yazar herhangi bir kitapta bir boyun kemiğinin zarifliğini anlatacak bir şey yazmış mıdır bilemem ama ben bunu o an yazabilirdim. Usulca, gram acele etmeden, emekleyen bir bebek gibi aşağıdan yukarıya takip ettim o zarifliği. Boynunda gezinmek değildi benimkisi. Nasıl desem, tavaf etmek gibiydi. Öylesine özel... Bir de teninin kokusu var tabi. Kelimelerimi tüketen, nasıl anlatacağımı, neye benzeteceğimi bilemediğim o koku. Durun bakayım, biraz zorlayayım kendimi. Yok yok, tarifi mümkün değil. Ya da belki şöyle bir şey olabilir; teninin kokusu YAŞAMAK gibi.. 


   Bir kadın... Yüzüne değmek istiyorum artık. Yüzüne, gözlerinin altındaki solgunluklara, dudağının kenarındaki benine, sebep olduğum serinlik yüzünden biraz sertleşmiş yanaklarına ve tabiki dudaklarına. Boynundan yüzüne geçiyorum. Olmayan kalbimin daha önce böylesine hiç şahit olmadığı bir heyecanla... Heyecandan sakarlık yapıyorum. Sonbahar renkli saçlarının önündeki dağınıklık benim bu sakarlığımdan oluyor. Kusuruma bakmaz umarım. Ama elimde değil. Yüzüyle aramda bir nefeslik mesafe var artık. Sağda solda fink atan diğer parçalarımın aksine, ben tam da olmak istediğim yerdeyim. Onun güzel yüzünün bir nefes karşısında. Bu arada, olmak istediğim yerin orası olduğunu da şimdi öğrenmiş olduğumu farkedip gülümsüyorum. O da bunu hissetmiş olmalı ki dudakları hafifçe oynuyor. Dudağının kenarındaki ben de öyle. Bir kadın... 

   Teninin kokusu "YAŞAMAK" gibi olan bir kadın orada, öylece duruyor. Ve ben, yani rüzgar, parçalarım başka başka yerlerdeyken, ilk defa bir insana şöyle sıkıca, sanki hiç ayrılmamacasına sarılacak kollarım olmadığı için buruluyorum. 

CEYHAN HAN ATAÇ

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow