LAL

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
10 Mayıs 2026 - 10:59
10 Mayıs 2026 - 10:59 ⏱ 4 dk Okuma Süresi
 4  39
LAL

Lal o sabah erkenden uyandı. Kafasını sağa çevirdi; eşi yoktu, çoktan işe gitmişti. Sol taraftaki beşiğe doğru eğildi. Henüz 3 aylık olan bebeği mışıl mışıl uyuyordu. Yerdeki yatağa baktığında ise çok sevdiği oğlunun da hâlâ uyuduğunu gördü.

“Fırsat bu fırsat, biraz daha uyuyayım. Nasıl olsa çocuklar uyuyor,” diye düşündü. Gece bebeğin saat başı uyanmasından ve emzirmek zorunda olduğundan asla uykusunu alamıyordu. En iyisi biraz daha uyumaktı… Tam yeniden uykuya dalacakken aklına evde yapılması gereken işler geldi. Suratını ekşiterek kafasını yastığa gömdü.

On saniye geçmedi ki bebeğin agulama sesini duydu. Hemen başını yastıktan kaldırdı.
“Günaydın prensesim… Ne çok uyudun yahuu,” dedi yorgun bir gülümsemeyle, göz altı torbalarıyla birlikte.

Bebeği beşiğinden aldı; altını değiştirdi, emzirdi, giydirdi. Pusetini de alıp sessizce mutfağa geçti, kahvaltı hazırlamaya başladı. Henüz 7 yaşındaki oğlu uyanana kadar bir yandan kahvaltı hazırladı, bir yandan bebeğiyle ilgilendi. Bebeği pusetle yere koydu; tek ayağıyla puseti sallıyor, bir yandan da mutfak tezgâhını siliyordu.

Oğlu uyandı. Birlikte kahvaltı ettiler. Okul saati yaklaşıyordu. Hızlıca okul çantasını ve beslenmesini hazırladı, oğlunu giydirdi.
“Anne, saçlarıma jöle de sürer misin?” dedi çocuk.
Annesi oğlunun yanaklarını sevgiyle öptü, saçlarını da şekillendirdi.

Okul saati gelmişti bile. Lal, eşofmanının üstüne uzun bir hırka giydi. Aynaya bile bakmadan bebeği de kucağına alıp çıktı. Oğlunun okulu 15 dakika yürüme mesafesindeydi. Okula bıraktıktan sonra eve döndü.

Akşamdan kalan bulaşıklar, yıkanması gereken çamaşırlar, akşam yemeği, evi süpürme ve silme… Tüm bunları yaparken bir yandan da bebekle ilgileniyordu. Bebeği anakucağıyla göğsüne bağladı ve bütün işleri yine robot gibi halletti.

Okul çıkış saati geldi. Oğlunu okuldan aldı, eve geldiler. Eşi de o sırada işten gelmişti. Bebeği iki sevip okşamış, sonra da koltuğa uzanmıştı.
“Çok yoruldum, yemekte ne var?” diye sordu.

Lal, “Taze fasulye, pilav ve cacık yapabildim,” dedi.
Kocası yarım ağızla, “Sen de hep aynı yemeği yapıyorsun,” dedi.
Lal, “Evde bunlar vardı, ne yapabilirim… Buna da şükür,” diye karşılık verdi.

Bebek bir yandan ağlıyor, küçük çocuk ise “Anne, ödevimi yapamıyorum, yardım et,” diye sesleniyordu. Eşi de koltuktan söylenmeye devam ediyordu:
“Yemek hâlâ hazır değil mi? Bütün gün dışarıyla uğraşıyorum, iş güç… Evde de sizin sesinizden rahat uzanamıyorum ya…”

Lal tüm bunların ortasında koridordan geçerken gözü aynaya takıldı. Aynada ona bakan suret sanki o değildi. Günlerdir vakit bulup tarayamadığı dağınık topuz saçları, uykusuzluktan şişmiş gözleri, üzerinde bebeğin kustuğu tişört ve eski bir eşofman altı…

Sanki o an birden tüm dünya sessizleşti. Hiçbir ses gelmiyordu kulağına. Ne çocuklar,ne eşi, ne televizyon… Hiçbir şey.

Aynaya bakarken birden yüksek sesle kahkaha atmaya başladı. Gittikçe şiddetlenen bir tonla, daha yüksek, daha da yüksek kahkaha atmaya devam ediyordu. Birden dizleri onu taşıyamadı. Olduğu yere, dizlerinin üstüne çöktü. Gülmekten gözlerinden yaşlar geliyordu.

Dakikalarca güldü… güldü… güldü…
Sonra bayıldı.

Gözlerini açtığında hastane odasındaydı. Doktor ve hemşire başındaydı.
“İyi misiniz Lal Hanım? Bizi duyuyor musunuz?” diye soruyorlardı.

Lal “Evet” dercesine başını salladı. Doktor kısaca bir özet geçti:
“Kan değerleriniz çok düşük. Vitamin değerleriniz olması gerekenden çok daha az. Verdiğimiz vitamin iğnelerini ve diğer ilaçları düzenli kullanmalısınız. Ayrıca bir de psikoloğa gitmenizi öneriyoruz. Psikiyatrik ilaçlar daha rahat uyumanızı sağlayacaktır,” dedi.

Lal bu defa gülmedi.
“Ben psikoloğa gidemem,” dedi.
“Ben daha rahat uyumak için ilaç da içemem. Bana vereceğiniz uyku yapan herhangi bir ilacı da kullanamam… Bana ihtiyacı olan evlatlarım var. Ben kendim için bir şey yapamam.”

Lal gibi kadınlar, en son kendileri için yaşardı.
Çoğu zaman, artık yaşayacak güçleri kalmayana kadar kimse bunu fark etmezdi.

“Ben kendim için bir şey yapamam,” dedi.

Ama aslında en çok kendisine ihtiyacı olduğunu kimse fark etmedi.

 

 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Burçak Sorhun Kaldırımda Açan Çiçek ve Sevgiyle Değişen Dünya adlı kitapların Yazarı...