Düğünden Düğüme

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

O gün bir düğünle başladı. Gelinliğin bembeyaz ışıltısı, havada uçuşan konfeti, gülümsemelerin arasına karışmış “bir ömür boyu” dilekleriyle. Hayat, ipini çözmüş bir uçurtma gibi yükseğe çıkmıştı. İnsan o anlarda, gökyüzünün hep açık kalacağını sanıyor. Oysa sonra bir haber geldi. Telaşla fısıldandı kulağa. Sesi çıkmadan bağıran bir haberdir bazıları (sen duymazsın ama duymaktan da kaçamazsın. Düğünden çıkıp düğüme gittik. Kına kokusunun yerini dezenfektan, gülüşlerin yerini içe çöken bir suskunluk aldı. Bir adam, hastane kapısının ardında yaşamla ölüm arasında asılıydı. Ve biz, onu yaşarken yavaşça gömen kelimelerin eşiğine vardık.

15 Nisan 2025 - 08:21
15 Nisan 2025 - 08:21 ⏱ 4 dk Okuma Süresi
 2  756
Düğünden Düğüme

Düğünden Düğüme

O gün bir düğünle başladı. Gelinliğin bembeyaz ışıltısı, havada uçuşan konfeti, gülümsemelerin arasına karışmış “bir ömür boyu” dilekleriyle. Hayat, ipini çözmüş bir uçurtma gibi yükseğe çıkmıştı. İnsan o anlarda, gökyüzünün hep açık kalacağını sanıyor. Oysa sonra bir haber geldi. Telaşla fısıldandı kulağa. Sesi çıkmadan bağıran bir haberdir bazıları (sen duymazsın ama duymaktan da kaçamazsın. Düğünden çıkıp düğüme gittik. Kına kokusunun yerini dezenfektan, gülüşlerin yerini içe çöken bir suskunluk aldı. Bir adam, hastane kapısının ardında yaşamla ölüm arasında asılıydı. Ve biz, onu yaşarken yavaşça gömen kelimelerin eşiğine vardık.

Kapının ardında bir adam yatıyordu. Henüz ölmemişti. Gözlerini açmıyordu belki, ama oradaydı. Kanın içinde hâlâ bir nabız vardı. Kalbin içinde hala bir kıpırtı. Bilincin altında bir yerlerde, belki çocukluğunun bir sesi dolanıyordu hâlâ.

Ama dışarıda —kapının hemen ötesinde— insanlar toplanmıştı. Doktor görmemişti kimse, ama herkes ne olduğunu biliyordu. Bilmekti aslolan, konuşmaktı. Herkes bir şekilde acının dilini kullanıyor, ama acının kendisini taşımıyordu.

İşte burada mesele buydu.

Ziyaret dedikleri şey, bir tür gösteriye dönüşmüştü. Yüzlerde zoraki bir hüzün, cümlelerde ölü doğmuş varsayımlar. Sanki adam çoktan göçmüş de, herkes vedasını sunuyordu. Ama o içeride hala yaşıyordu. Ve bu insanların ona gönderdiği tek şey vardı, yük. Boş lafın ağırlığı, kötü kuruntuların soğukluğu, korkunun elektriği. O yatakta canla başla tutunan bedene buhar olup çöküyordu hepsi. Sözlerin ateşiyle değil, içindeki boşlukla yakıyordu insanı.

Çünkü mücadele, sadece doktorla değil, sadece ilaçla değil, çevredeki havayla da yapılırdı. Bir hasta yalnızca mikropla değil, insanın ihmaliyle, sesiyle, sözüyle de savaşırdı. Ve o savaş bazen sadece kötü niyetten değil, bilinçsizlikten kaybedilirdi.

Ben bir köşeye çekildim. İçimde bir Yasin mırıldandım. Öylece durdum. Sessizdim. Ama kulaklarım açılmıştı bir kere. Ne kadar boş şey konuşuyordu insanlar. İnsan olan, bazen konuşmaz. Konuşmaz çünkü bilir ki kelimeler de birer virüstür. Havaya karışır, adamın üstüne çöker, ruhunun üstüne ağırlık yapar.

O gece şunu düşündüm:
Bir hastanın başucuna gitmek, ölü bir bedenle vedalaşmak değil; hâlâ yaşayan birine “buradayız, sessizce yanındayız” demektir. Ama kimse orada değildi. Herkes kendini bir hikâyenin yan karakteri gibi kurgulamıştı. Herkes, kendi yasını önceden yaşamaya gelmişti.
Ve adam, tüm bunların ortasında hala nefes alıyordu. Tüm bu cehaletin, panik enerjisinin, kurgunun ve manasızlığın ortasında, hala savaşıyordu.
Ama kimse ona savaş hakkını bırakmamıştı.
Herkes, çoktan onun mezar taşını yazmaya başlamıştı bile.

 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Ramazan Turhan Yazar | Oyuncu | İçerik Üreticisi “Gerçekten Ne İstediğini Biliyor Musun?” kitabının yazarı Instagram üzerinden kitap ve düşünce içerikleri üreticisi Okuma kültürü ve bireysel gelişim üzerine çalışmalar yapan biri Tiyatro Oyuncusu 1994 doğumluyum, evli ve 3 çocuk babasıyım. Denizli’de yaşıyorum. Radyo Televizyon Programcılığı okudum, bir dönem medya sektöründe çalıştım ama hayat beni başka yerlere de götürdü. Bazen elimde kamera vardı, bazen çekiç. Kimi zaman masa başında, kimi zaman beden gücüyle çalıştım. Ama içimde hep bir şeyler yazma isteği vardı. Yazmak bana iyi geliyor… İlk kitabımı yazdım, şimdi yeni cümlelerin peşindeyim. Burada hissettiklerimi, düşündüklerimi, içimden geçenleri paylaşmak istiyorum. Kimi zaman bir deneme, kimi zaman bir hikâye, bazen de sadece bir cümle… Okursan ne mutlu, okurken kendinden bir şey bulursan daha da güzel. Ben yazarken iyileşiyorum, belki sen de okurken rahat bir nefes alırsın. İLGİ ALANLARIM * Kitap ve edebiyat * Yazarlık ve düşünce üretimi * Kültür ve insan psikolojisi * Tiyatro ve sahne çalışmaları