Bizi Ayak'ta Tutan Değerlerimizdir!

Değerlerimiz

Mart 28, 2026 - 02:26
Mart 28, 2026 - 17:39
 0  23
Bizi Ayak'ta Tutan Değerlerimizdir!

Değerlerinizi hiçe sayarak değer kazanamazsınız,aksine;değerlerini değersizleştirmeye azmedenleri zaman,kültür ve tarih değersizleştirir,geçmişin karanlık ve kokuşmuş çöplüğüne atar.Tarih'te birçok örneği vardır bunların.Nice firâvunlar taçlarından,tahtları'ndan,şöhretleri'nden,konfor alanından uzaklaşmamak için mukâddes olan ne varsa ayaklar altına aldı.Kimi ben tanrıyım dedi kimi dünyanın hâkimi benim...Kimi de tanrının oğlu olduğunu iddiâ ederek insanları kendine hizmetçi,cariye,köle hâline getirdi.Sonra ne oldu? İbrâhim'in davetini kabul etmeyen Nemrut onu ateşe atarak hakikâtin sesini ve arkasından giden tebâsını susturmaya çalışırken;Allah Nemrut'un burnundan girip tüm vücuduna nüfuz eden küçücük bir sinekle onu öldürdü, saltanatını başına yıktı!.

Bıkmadan usanmadan yaptığı davet sebebiyle Firavun,Hz.Musa'yı ve ona tabi olan diğer müslümanları yok etmek için atlı birliklerle Kızıldeniz'i geçmeye çalışırken Allah o zalimi de ordusu'yla birlikte denizin dibine gömdü,saltanatına son verdi.Allah'a, peygamberlerine ve ahiret gününe inanmayanlar,ne kadar da âsi olmanın,inkâr etmenin,tabi olmamanın,inançsızlığın geçici rahatlığını yaşasalar da onları hem dünya'da hem de ahiret'te çetin azaplar beklemektedir.21.yüzyıl'da Kur'an,hâdis,namaz,hac,oruç,baş örtüsü vs değerlerimize saldıran zihinlerin tarih'te birçok emsâli olan ataları'nın izinden gittiği gayet açık.

Kur-an'a orta çağ karanlığı! diyen,Peygâmber'e fütursuzca hakâret eden,Namaza eski bir bedevî geleneği,Hâdislere uydurma diyen,farz olan Hacc ibadetine de İngilizleri finanse eden küresel ortaklık diyenlerin yanında sünnet olan sakal'a,sarık ve cübbe'ye de saldırmak,hakâret etmek adet hâline geldi.Vatanını,bayrağını,milletini sevenlerin beslendiği kaynak inançlarıdır.Değerlerimize saldırma'yı özgürlük kapsamında gören bir düşünce yapısıyla karşı karşıya kalmak ne kadar acınası vâhim bir durumdur.İnsan varlığını borçlu olduğu değerleriyle neden barışık yaşa(ya)maz!?

Gençliğim bu zor sorunun cevabını arayı'şla geçti,zira benim de gururuma dokunan bir inanç düşmanlığı söz konusu! Aile içindeki yanlış insanlar,düşünceler ve konuşmalar.Yanlış veya çok yetersiz bir eğitim sistemi.Yanlış arkadaş seçimi...Sebeb-sonuç ilişkisine baktığımızda değerlerine düşman bireylerin türemesinde ilk sırayı ebeveynler alır,zira hayat'taki ilk eğitim aile'de alınır.Uzmanların şunu kanıtladığını duymuşsunuzdur:"Bebek anne karnındayken öğrenmeye başlar,duyar-hisseder,onun için sadece sigara alkol kullanımı noktasında değil,konuşulanlara da dikkat etmek gerekir."

Bir insanı değersizleştiren de değerlerine düşman eden de anne babadır.Ebeveyn çocuğunu millî ve manevî değerlerine uygun bir şekilde yetiştirmemişse,yıllar sonra dizini dövmek hiçbir şey değiştirmez.Millî manevî değerlerine düşman insanları ya sokaklarda sarmaş dolaş görürsünüz ya içki sofralarında kadehlerini tokuştururken.Ya uyuşturucu operasyonları'yla elleri kolları bağlanırken ya da bıçaklı-silahlı bir eyleme kalkışırken.Ya ağzı dili olmayan hayvanlara eziyet ederken ya da bir kadına veya küçük bir çocuğa saldırırken!..Camilerimize,inancımıza saldıranların put veya putçuklar'ın önünde secde etmesi ne kadar da doğal karşılanır oldu,değil mi?Hergün haberlerini almaktan büyük üzüntü duyduğum şeylerin biri bitmeden biri başlıyor...Falancanın oğlu,filancanın kızı ya satanist ya ateist ya deist ya mecusî olmuş.Nerde?Okuduğu üniversite'de veya lise'de!Geçen gün kan donduran bir haberle karşılaştım,haberde birçok kedi'nin kuyruk ve bacakları koparılmıştı,bu insanlık dışı olayın sebebi daha da iğrenç,çünkü bunu yapanlar bu uzuvları düzenledikleri âyinler'de kullanıyormuş!

Bu tüyleri ürperten durum bile temelden sarsılan bir inancın nelere mâl olduğunu açık bir şekilde göstermiyor mu sizce?!

Bu örnekler bile değerleriyle,kutsalları'yla ezeli bir savaş içinde olanların ne kadar tehlikeli bir insana dönüştüklerini,toplumu ne kadar rahatsız edebilecekleri hakkında oldukça önemli mesajlar veriyor,tabi dinleyebilene,dert edinebilene,anlayabilene!

Değerleri'yle barışık olmadan varlıklarını sürdürebileceklerini sananlar çok acı tablolarla karşılaştı ve karşılaşıyor.

Değerlerimiz bilime,teknoji'ye,felsefe'ye,matematiğe,

astronomi'ye düşmanmış gibi lânse edildi yıllarca.Bu safsata'ya inananlar da otomatikman değerlerimize düşman oldular ve kendilerini tatmin edici yollara başvurdular,bunun içinde ne din vardı ne iman ne de ahlâkî normlar ve etik kurallar!

Böylelikle sadece yaşadıkları gibi inanmaya başlayan yığınlar oluştu zamanla.Nefislerini tatmin etmek ve günü kurtarmak için yaşayan bir nesil!

Hırsızlığın,arsızlığın,güven ortamının yok olmasının,ticaret ahlâkı'nın bozulmasının ve aile kurumunun giderek çöküntüye uğramasının,hem yerden hem gök'ten rahmetin kesilmesinin,helâl haram dengesinin bozulmasının esâs sebeplerinden biri de değersizleştirilen değerlerimizdir.

Hristiyan ve Yahudiler değerleri için dünyayı kasıp kavurmaya devam ederken bizdeki bu değerlerimize karşı düşmanlığın sebepleri üzerinde düşünmemiz, analizler yapmamız, birtakım önlemler almamız gerekmiyor mu sizce?

Değerlerimiz bir binanın yapı taşları gibidir.Herbir parçası binanın ayak'ta kalabilmesini sağlar.Değerlerimizle oynamak isteyenlerin bu temelin altına dinamit yerleştirmesine müsaade edilmemelidir,aksi takdirde hepimiz bu binanın enkâzı altında can çekişiriz.

~Şiir Yürekli Roman Yazarı ✍?

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Abdulaziz ADAKAN Yazar,1985'te,hayatı gibi çetin geçen bir Şubat ayı'nda Van'ın Gevaş ilçesine bağlı Kızıltaş mahallesi'nde gözlerini dünyaya açtı. İlk ve orta okulu Gevaş ilçesinde,lise eğitimini de Van'da Yabancı dil (ingilizce) bölümü'nden mezun olarak tamamladı. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Turizm Rehberlik bölümü'nden mezun olan yazar,Tasavvuf mektebi'nde çeşitli dersler aldı,farklı bölümlerden eğitim sertifikâları aldı,ancak yaşadığı hastalıklar nedeniyle eğitim hayatına uzun süre ara vermek zorunda kaldı.Zekâsıyla hayran bırakan yazar,okulun ilk haftasında 7 yaşında (1992) iki hafta yoğun bakımda kalıp hayat mücâdelesi verdiği feci bir trafik kazası geçirdi!İlk ve orta okulu ardı arkası kesilmeyen hastalıklar nedeniyle zor şartlarda bitirdi.Lise'ye hazırlandığı sırada aniden ve ömrü boyunca kendisine eşlik edecek sol kulak total işitme kaybı yaşadı,hiçbir ameliyat ve cihazın iyileştiremediği bu kayıp yüzünden 3 yıl tedavi görmek zorunda kaldı,lise eğitimine ara verdi.Duymayan kulakları yüzünden uzun yıllar süren psikolojik tedaviler gördü.Hastalığıyla barışık yaşamak istedi,ancak sosyal hayatı'nda ve eğitim hayatı'nda hiç huzur yüzü görmedi.Tüm zorluklara rağmen lise'yi bitirdikten sonra 2005'te girdiği ilk sınav'da çok sevdiği İlahiyat Fakültesini kazandı,ailesi'nin endişeleri ve maddî manevî zorluklar nedeniyle bu bölümü okuyamadı.Ailesinin hayallerini sekteye uğrattığı bu olaydan sonra özgüven eksikliği ve bunalımlar yaşadı,hastalıklar silsilesine yenileri eklendi.Kullanmak zorunda kaldığı ilaçlar hem zihninde hem de bedeninde ciddi hasarlar oluşturdu,tüm zorluklara rağmen yaşama umudunu ve mücâdele ruhunu yitirmedi.Camii, mescit,dergâh,medrese ve hastane kapıları'nda şifâsını aradı durdu.Ancak alnına yazılan bir kader vardı,kaybettikleri bir daha geri gelmeyecekti. O;zorluklarla sınanan bir çocuk,hayalleri elinden alınmış bir genç olarak hafızâlara kazınacaktı. Tüm zorluklara rağmen;ayak'ta ve hayat'ta kalma mücadelesi'nden asla vaz geçmedi,en karanlık dehlizler'de bile bir ışık huzmesi aradı durdu.Şu anda inşaat sektörü'nde çalışan yazar,elinden hiç bırakmadığı kalemi'yle ilhâm olmaya devam ediyor... Zorlu bir çocukluk,gençlik, eğitim ve evlilik hayatından sonra kendini tamamen edebiyata veren yazar,kuru kalabalıklar içinde yok olup gitmektense yalnızlığa sarılmıştır.Olağanüstü yaşam mücâdelesini,acı tatlı deneyimlerini kaleme aldığı Uzun Bir Hikâye ile edebiyat dünyasına adım atan yazarın; Hayalleri'nin Peşi'nden Koş ve Erenler'in Sofrası'nda Yeşeren Ümitler adlı iki kitabı daha vardır.Sevgi,umut ve iyilik'le yazdığı eserlerle 2025'te Manevî Edebiyata Katkı Ödülü'ne lâyık görülen yazarın üzerinde çalıştığı eserler şunlardır: ~Gül ve Nâr, ~Acı Tatlı Duygularımız'ın Tercümânı Şiirler'im, ~Uzun Bir Hikâye 2:Kaderin Ördüğü Ağlar, ~Pusula. Yazar,asla pes etmediği ayak'ta ve hayat'ta kalma mücâdelesini vermeye devam etmektedir. Yazarın son sözü: "İnan-sev-çalış-başar!felsefesini benimsemiş bir yazar olarak hayalleriniz 'in peşinden koşmak'tan asla vaz geçmeyin!diyorum.Sevgi, umut ve iyilik daima yoldaşınız olsun." ~Şiir Yürekli Roman Yazarı ✍?