ÖZLEM

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Kalabalıkların ortasında kendi sessizliğine çekilen, geçmişin tatlı sızısını ve tamamlanmamış özlemleri bir umuda dönüştüren samimi bir iç döküş. Yaşamın gürültüsünden uzaklaşıp sevdiğinle paylaşılan o dingin anların, kabullenişin ve pes etmeyen küçücük bir umudun hikâyesi...

28 Eylül 2026 - 10:23
28 Eylül 2026 - 10:23 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
 0  2
ÖZLEM

Günler geçiyor, şehirler değişiyor, yüzler birbirine karışıyor ama insan akşam olduğunda yine kendi sessizliğine dönüyor. İnsan o zaman anlıyor bazı boşlukların kalabalıkla kapanmadığını.

​Ben kendimi bildim bileli içimde yarım kalmış bir şey taşıyorum. Nereye gitsem benimle geliyor. Bir şarkıda, bir kokuda, akşamın sessizliğinde ansızın karşıma çıkıyor. Bazen neyi özlediğimi bile bilmeden özlediğimi fark ediyorum. Çünkü bazı duyguların adı konulamıyor. Anlatsan eksik kalıyor, sustuğunda daha da büyüyor.

​Susmak...

​Artık büyük mutlulukların peşinde değilim. Yaş aldıkça daha iyi anlıyorum. Şimdilerde bir akşamın huzurlu geçmesi yeter bana. Yanımda sevdiğim insan olsun, dışarıda dünya kendi telaşına devam etsin; biz hiçbir yere yetişmek zorunda kalmayalım. Konuşmak zorunda olmadan aynı sessizliği paylaşabilelim. Çünkü insan, yanında kendisi gibi susabildiği birini bulduğunda dünyanın gürültüsü biraz olsun uzaklaşıyor.

​Susmak... Sevdiğinle anlam buluyor.

​Özlediğim herhangi bir şeyi düşündüğümde aklıma yalnızca o şey gelmiyor. Önce bir his geliyor. Tanıdık, sıcak ve yıllardır içimde bir yerlerde saklı kalmış bir his. Ve birden kapalı bir odanın penceresi açılmış gibi oluyor içimde. Bahar kokusu sarıyor her tarafı.

​Yıllar değişse de hayat başka yönlere savursa da özlem hissinin içimizde bıraktığı yer aynı kalıyor.

​— Ben o yeri kapatmaya çalışmadım —

​Çünkü artık biliyorum: Bazı özlemler insanı eksiltmek yerine hâlâ sevebildiğini hatırlatıyor. Beklemek yalnızca birini beklemek değil; hiçbir şey olmuyorken bile içinde küçücük bir ihtimali yaşatabilmek. Günler geçerken, mevsimler değişirken, hayat herkes için devam ederken bir hikâyenin içinde hâlâ tamamlanmamış bir sayfanın bulunması... Ve umut ile beklemek; bir insanı değil, bir durumu, olması gereken bir şeyi beklemek...

​Yine de umudumu kaybetmiyorum.

​O özlem denen hissin zaman zaman kapısını açıyorum, zaman zaman ondan uzaklaşıyorum. Ama her şey sustuğunda orada hâlâ küçük bir ışık görüyorum.

​Belki hayatın bize ayırdığı en güzel an henüz gelmemiştir.

​Ben buna inanarak yürüyorum. Çünkü insan elindeki her şeyi kaybetse bile içinde bir umut kalabiliyor. Ve bazen koskoca bir ömrü ayakta tutmaya küçücük bir umut yetiyor.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Erdal Burak Okur dinler yazar... 1989 Ağrı'da doğdum, eğitim hayatını Ağrı ve Kayseri illerinde tamamladım. Erciyes Üniversitesi lisans mezuniyetinin ardından, şu an Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi’nde lisansüstü eğitimine devam etmekteyim. 2012-2019 yılları arasında öğretmenlik mesleğini icra ettim, halihazırda kamu görevini sürdürmekteyim. Edebiyata olan tutkumu dijital mecralara da taşıyarak farklı platformlar da blog yazarlığı yapmaktayım, dijital ve basılı dergilerde yazılarım sıklıkla yayımlanmaktadır. Gölge, On İki Sırrın Muhafızı, Kayıp Ferman ve Liman isimli dört kitabım bulunmaktadır.