GEÇ KALMIŞ BİR MEKTUP -2 | CANIM ANNEM!

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Canım annem! Doyamadım gül yüzüne.

1 Ekim 2026 - 06:44
1 Ekim 2026 - 06:44 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
 0  2
GEÇ KALMIŞ BİR MEKTUP -2 | CANIM ANNEM!

Annem...

Canım annem!

Doyamadım gül yüzüne,

Yüzümü güldüren iki çift sözüne,

Senden ayrı geçen bu kaçıncı senem?

Yara bere içinde kaldı bu garip sinem!

Annem...

Bir evlâdın kendini en güvende hissettiği liman,

Anne kucağıdır, baba ocağıdır...

Sesine, soluğuna hasretle geçen,

Sılaya özlemle geçen bu kaçıncı gurbetim!

Hayatımdaki ilk kadın sendin annem,

Dünyadaki senmişsin en büyük hazinem!

Cennetin ayaklarının altına serildiği annem!

Derd-i maişet kopardı beni senden,

İlden ile sürgün yedim, sürüldü, süründüm canım annem!

Sırtımda taşısam, dokuz aylık hakkını bile ödeyemem!

Annem!

Boğazına takılan her lokmada,

Uykusuz geçen her gecede,

Yüreğine bir tarifsiz ateş düştüğünde,

Hemen telefona sarılıp arardın,

İyi olup olmadığımı öğreninceye kadar,

"Bir şey var, doğruyu söyle, " der. 

"Bir şeyim yok." deyinceye kadar kılı kırk yarardın. 

Yere düşsem kaldırır, akan kanımı durdurur, dizimi sen sarardı. 

Ateşler içinde yandığım gecelerde,

Baş ucumda durur, içten içe duâ eder, ağlardın. 

Hüzün etrafımı çepeçevre sardığında,

Başımı dizlerine koyar, şefkatle saçımı okşardın.

Saçındaki aklar, yüzündeki çizgiler, yaşadığın zor günlerin silinmez izleriydi. 

Anne, baban, eşin, gelin, çocuklar, torunlar ve ben...

Gözünden sakınır, gözün gibi bakardın,

Sen yorulduğun halde herkes mutlu olsun diye yine de çırpınırdı, çabalardın. 

Defalarca düşer, yine de ayağa kalkardın. 

Sevdim, sevincimle sevindin,

Ayrıldım, hüznümü paylaştın benle. 

Senden sonra artık işim olmaz gelenle gidenle. 

Annem!

En son hasta yatağında biçare ve konuşmaya mecâlin kalmamışken gördüm seni,

Kıymetini bilemedim, affet beni!

Binlerce kilometre öteden sesleniyorum sana, 

Bu mektubu bir nedâmet ve af dilekçesi olarak yazıyorum sana.

Özrümü kabul et annem,

Belki de benden önce ya da sonra ulaşır bu mektup sana.

Yanında olamadım, dizlerinin dibinde duramadım,

Ne olur güzel annem, hakkını helal et biricik evladına. 

Biliyor musun canım annem... 

Anasız, babasız, kardeşiz, eşsiz, dostsuz,

Seninle birlikte ben de yaşlandım, ben de aylarca hastalandım. 

Sonra zoraki sabretmeyi öğrendim... 

Düştüğüm yerden kalkmayı, kendime sarılmayı...

Bu dünya ayrılık yeriymiş, geçte olsa öğrendim!

Canım annem ilk öğretmenim sendin,

Dini, imanı, ana-baba ve kul hakkını sen öğrettin,

Her şeyi senin şefkâtinle, duânla atlattım. 

Şimdi sen yoksun diye dert, keder, hüzün sardı etrafımı... 

Kaldıramayacağım kadar ağır enkâzlar altında kaldım!

Canım annem!

Varlığında da yokluğunda da önce Allah'a sonra senin hayır duâlarına sığındım. 

Son olarak;

Her namazımda, Yaradan'a her el açtığımda sen varsın canım annem... 

~Şiir Yürekli Roman Yazarı ✍🏻 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Abdulaziz ADAKAN Uzun Bir Hikâye, Hayalleri'nin Peşi'nden Koş ve Erenlerin Sofrasında Yeşeren Ümitler adlı eserlerin müellifi. Abdulaziz Adakan, 1985 yılında Van’ın Gevaş ilçesinde, sert bir Şubat soğuğunda dünyaya geldi. Eğitim hayatına Gevaş’ta başlayan Adakan, lise öğrenimini Van Mehmet Akif Ersoy Lisesi Yabancı Dil (İngilizce) bölümünden mezun olarak tamamladı. İlk ÖSS sınavında iki yıllık İlahiyat Fakültesini kazanmasına rağmen, maddi ve manevi imkânsızlıklar nedeniyle bu hayalini gerçekleştiremedi. Çocukluğundan beri yakasını bırakmayan sağlık sorunları nedeniyle eğitimine uzun bir ara vermek zorunda kalan Adakan, içinde ukde kalan üniversite hayalini yıllar sonra Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Turizm Rehberlik bölümünü okuyarak gerçekleştirdi. Birden fazla ajanstan farklı diziler için oyunculuk teklifi almasına rağmen manevî sebeplerden ve bu sektörün ahlâkî değerlerden gün be gün uzaklaşması nedeniyle bu teklifleri reddedip sektörden uzak durmayı tercih etti. Şu anda memleketinden uzakta, inşaat sektöründe çalışmakta olan Adakan, zorlu çocukluk, gençlik ve evlilik dönemlerine rağmen sevgi, umut ve mücadeleyle dolu yaşamından ilham alarak kalemini edebiyat dünyasına adadı. Hem yaşadığı feci bir kaza nedeniyle ulaşamadığı çocukluk ve gençlik hayallerini hem de gerçek yaşam öyküsünü eserlerine yansıtan Adakan, yazın dünyasına güçlü bir giriş yaptı. 2025 yılında yayımladığı ilk romanı Uzun Bir Hikâye ve ilk hikâye kitabı Hayallerinin Peşinden Koş ile edebiyat dünyasına adım atan yazar, kalemiyle ilham vermeye devam etmektedir. Ayrıca, yazmakta olduğu yeni eserleriyle de edebiyat yolculuğunu sürdürmektedir. Yazdığı eserler'le gönül'den gönüle köprüler kurmayı hedefleyen Adakan,Uzun Bir Hikâye, Hayalleri'nin Peşi'nden Koş ve Erenlerin Sofrası'nda Yeşeren Ümitler adlı kitaplarla Manevî Edebiyat'a Katkı ödülüne layık görülmüştür. Hâlâ yazmaya devam ettiği eserlerle edebiyat yolculuğuna kararlılıkla devam etmektedir. Abdulaziz Adakan, 2025 yılı itibarıyla Fikirizleri.com platformunda köşe yazarı olarak yer almakta ve yazılarıyla okurlarına dokunmaktadır. Son olarak Adakan, hayatını özetlerken şu sözleri dile getirmektedir: "Hâlâ nefes alıp verebiliyorsam, bunu sevgiye ve inanca borçluyum."