ALMANYA TRENİ 9.CU BÖLÜM - MEKTUPLAR

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Aralarında yüzlerce kilometre vardı. Ama ikisi de aynı aya bakıyordu.

4 Ağustos 2026 - 19:40
4 Ağustos 2026 - 19:40 ⏱ 4 dk Okuma Süresi
 4  35
ALMANYA TRENİ 9.CU BÖLÜM - MEKTUPLAR

ALMANYA TRENİ

9. BÖLÜM – MEKTUPLAR

Aradan aylar geçmişti.

Köyde mevsim yaza dönmüştü.

Buğday başak vermiş, tarlalar sarıya kesmişti.

Şakire’nin karnı artık iyice büyümüştü.

Memduh ise asker ocağında gün sayıyordu.

Onları birbirine bağlayan tek şey…

Ayda bir gelen mektuplardı.

İlk Mektup

Şakire, akşam herkes uyuduktan sonra gaz lambasının ışığında önüne kâğıdı koydu.

Kalemi eline aldı.

Uzun süre ne yazacağını bilemedi.

Sonra yavaşça yazmaya başladı.

“Memduh,

Selamünaleyküm. İnşallah iyisindir. Biz burada iyiyiz. Ananla baban sana çok dua ediyor. Hatice her gün senden bahsediyor. Ben de seni çok özledim. Karnımdaki yavrumuz büyüyor. Bazen öyle tekme atıyor ki sanki seni arıyor. Tarlaya da gidiyorum ama anan bana ağır iş yaptırmamaya çalışıyor. Merak etme. Kendine dikkat et. Allah seni bize bağışlasın.

Hasretle bekleyen eşin…

Şakire.”

Mektubu katladı.

Üzerine usulca elini koydu.

Sanki Memduh’un elini tutuyormuş gibi…

Günler sonra…

Asker ocağında posta dağıtılıyordu.

“Yusuf oğlu Memduh!”

Diye seslendi çavuş.

Memduh yerinden fırladı.

Mektubu eline alınca yüzündeki bütün yorgunluk kayboldu.

Koğuşun en sessiz köşesine geçti.

Zarfı dikkatle açtı.

Şakire’nin satırlarını bir kez okudu.

Sonra bir daha…

Sonra bir daha…

Hasan gülümseyerek yanına geldi.

“Ezberleyeceksin galiba.”

Memduh gözlerini mektuptan ayırmadan cevap verdi.

“İnsan sevdiğinin sesini unutuyor.”

“Mektubu okuyunca sanki konuşuyor.”

Memduh’un Cevabı

O gece nöbetten sonra o da yazmaya başladı.

“Canım Şakire,

Mektubunu aldım. Allah senden razı olsun. Günlerdir ilk defa yüzüm güldü. Burada iyiyim. Merak etmeyin. Eğitimler ağır ama alışıyoruz. Hasan diye bir arkadaşım var. Bana kardeş gibi oldu.

Yavrumuzun tekme attığını yazmışsın. Okurken gözlerim doldu. Allah nasip eder de döndüğümde onu kucağıma alırım inşallah.

Anamın, babamın ellerinden öperim. Hatice’ye selam söyle. Sen de kendini üzme. Sakın ağır kaldırma. Gelince bütün yükünü ben taşıyacağım.

Seni Allah’a emanet ediyorum.

Hasretle…

Memduh.”

Haftalar böyle geçti.

Bir mektup köyden askere…

Bir mektup kışladan köye…

Her satırın içinde biraz özlem…

Biraz umut…

Biraz da sabır vardı.

Bir sabah…

Şakire yine tandırın başındaydı.

Yusuf Baba avluya girdi.

Elinde bir zarf vardı.

“Gelin…”

“Askerden mektup var.”

Şakire’nin elleri una bulanmıştı.

Önce ellerini yıkadı.

Sonra zarfı iki eliyle aldı.

Kalbi öyle hızlı atıyordu ki mektubu açarken elleri titriyordu.

Yavaşça okumaya başladı.

“Gelince bütün yükünü ben taşıyacağım…”

Bu cümlede durdu.

Gözlerinden iki damla yaş kâğıdın üzerine düştü.

Fatma Ana sessizce ona baktı.

Hiçbir şey söylemedi.

Sadece omzuna hafifçe dokundu.

Çünkü o da yıllar önce aynı hasreti yaşamıştı.

Aylar geçiyor…

Mektuplar çoğalıyordu.

Her mektubun sonu aynı cümleyle bitiyordu.

Şakire “Biz seni bekliyoruz” diye yazıyordu. 

Memduh “Gün sayıyorum” diye.

O gece…

Şakire avluya çıktı.

Ay, köyün üzerine sessizce doğmuştu.

Aynı saatlerde…

Memduh da kışlada nöbet yerinde başını gökyüzüne kaldırdı.

Aralarında yüzlerce kilometre vardı.

Ama ikisi de aynı aya bakıyordu.

Şakire, elini karnına koyarak fısıldadı:

“Bak yavrum…”

“Baban da şimdi bu aya bakıyordur.”

Onları birbirine bağlayan yalnızca mektuplar değil…

Aynı umutla bekleyen iki yürekti.

Birbirlerinden habersiz aynı gökyüzünün altında aynı duayı ediyorlardı.

Şakire:

"Allah'ım, onu bana sağ salim kavuştur."

Memduh:

"Allah'ım, onları bana bağışla."

İkisini birbirine bağlayan tek şey...

Yazılmayı bekleyen mektuplar...

Ve aynı gökyüzüne bakarak edilen dualardı.

DEVAM EDECEK... 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

AYŞE KÜÇÜKIŞIK Ayşe Küçükışık Yazar • Şair • Editör “Her yazarın kaleminin ardında bir yaşam hikâyesi vardır. Ayşe Küçükışık’ın yazarlık yolculuğu da çocukluk yıllarında başlayan bir hayalin, engellere rağmen vazgeçmeyen bir azmin ve yıllar boyunca süren üretme tutkusunun hikâyesidir.” Ayşe Küçükışık, 05 Mayıs 1972 tarihinde Berlin’de çalışmak üzere Almanya’ya giden bir Türk işçi ailesinin çocuğu olarak doğdu. Altı yaşına kadar Berlin’de yaşadı. Daha sonra ailesiyle birlikte Türkiye’ye dönerek ilk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladı. İşitme güçlüğü nedeniyle eğitim hayatında çeşitli zorluklar yaşadı ve lise ikinci sınıfta örgün eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Ancak bu engeller, yazmaya olan ilgisini ve üretme azmini azaltmadı. Yazarlık yolculuğuna, ortaokul yıllarında katıldığı bir hikâye yarışmasıyla ilk adımını attı. Kaleme aldığı hikâye önce okul birincisi, ardından il birincisi seçildi. Öğretmenleri tarafından iller arası yarışmada temsil edilmesi için girişimlerde bulunulsa da ailesinin izin vermemesi nedeniyle bu önemli fırsata katılamadı. Yaşadığı hayal kırıklığı, onda vazgeçmek yerine yazmaya daha sıkı sarılma isteği uyandırdı. Bu süreçten sonra ailesinden gizli şiirler yazmaya başladı. Şiirleri 90’lı yıllarda “Eda Alaş” mahlasıyla Mersin’deki çeşitli radyolarda yayımlandı ve dinleyicilerden ilgi gördü. Bir radyo kanalından çalışma teklifi almasına rağmen ailesinin izin vermeyeceğini düşündüğü için bu teklifi değerlendiremedi. Buna rağmen yazmaktan hiç vazgeçmedi; yaşadığı her deneyimi kalemine taşıdı. Şiir, öykü, deneme ve roman türlerinde eserler veren Ayşe Küçükışık, insanın iç dünyasını, yaşamın izlerini ve toplumsal konuları içten bir anlatımla ele almaktadır. Yazdığı 100’e yakın şiirin bir kısmı Fikir İzleri Platformu’nda ve diğer dijital platformlarda yayımlanmıştır. Ayşe Küçükışık'ın kaleme aldığı "Almanya Treni" adlı roman, 2010'lu yılların başında TRT tarafından düzenlenen bir senaryo yarışmasına gönderildi. Eserin konusu ilgi görmesine rağmen, senaryo teknik formatına uygun hazırlanmadığı için değerlendirme sürecini tamamlayamadı. Daha sonra Wattpad'de yayımlanan roman, zamanla hesabına erişim sağlanamaması nedeniyle uzun süre okurlardan uzak kaldı. Ancak yazarın yıllar önce sakladığı çıktılar ve notları, bu hikâyenin yeniden hayat bulmasını sağladı. Aradan geçen yıllarda ilk Türk işçilerinin Almanya yolculuğuna ilişkin araştırmalarını derinleştiren Ayşe Küçükışık, tanıklıklardan, tarihî kaynaklardan ve aile anlatılarından yararlanarak romanını yeniden ele aldı. Bugün “Almanya Treni”, ilk hâlinden çok daha kapsamlı, belgesel yönü güçlendirilmiş yeni versiyonuyla Fikir İzleri Platformu’nda bölüm bölüm yayımlanmaktadır. Tamamladığı ARDA adlı romanı da gerçek hayattan esinlenerek yazılmış olup Fikir İzleri Platformu’nda okurlarla buluşmuştur. Hâlen Fikir İzleri Platformu’nda editör olarak görev yapmakta, eserleri kişisel blogunda ve çeşitli dijital platformlarda okurlarla buluşmaktadır. Yazıları; kişisel blogu, Wattpad, Pinterest ve sosyal medya hesapları aracılığıyla geniş bir okur kitlesine ulaşmaktadır. Roman, şiir ve öykü çalışmalarını sürdürmekte; yaşanmış hayatları edebiyatın gücüyle geleceğe taşımayı amaçlayan eserler üretmeye devam etmektedir.