BEN YAPABİLİRİM

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

"Çünkü acı beni yok etmedi. Beni daha net yazdı."

5 Ağustos 2026 - 08:36
5 Ağustos 2026 - 08:36 ⏱ 4 dk Okuma Süresi
 5  26
BEN YAPABİLİRİM

Ben Yapabilirim

Bunu ilk ne zaman söyledim, hatırlamıyorum.

Belki bir banyoda, aynanın buğusuna adımı yazarken; oraya minik bir kalp çizerken… Belki güneş, bulutların arasından doğarken… Ya da hâlâ papatyaları saçlarıma dizerken, kaldırımda yürüyüp sümbül kokularını içime çekerken…

Belki de kimsenin kalmadığı loş bir odada uzanırken, gözyaşlarımın arasından bulutların ardından çıkan o yıldızı görünce…

Sandalyelerin bile sırtını döndüğü bir akşamda.

Ben yapabilirim.

Bu cümle önce bana yabancıydı.

Dilimle boğazım arasında asılı kaldı. Boğazımda taş gibi bir yumru vardı. Belkiler ve nasıllar zihnime kılıç çekmişti. Ben, düşmekle doğmak arasında sıkışıp kalmıştım.

Kimse inanmıyorken söyledim bunu; kısık, titrek bir sesle.

İnanç kalabalık bir şeydir.

Ben ise o sırada yalnızdım.

Saçlarım dağınıktı, düşüncelerim daha da dağınık.

İçimde bir şey sürekli kapanıp açılıyordu; bozuk bir kapı gibi.

Güneş tenine değince ne hissedersin? Yağmur, soğuk, rüzgâr… Peki şehirlerin üzerine bombalar yağarken insan kendi düşüncelerinin içinde nasıl bu kadar sessiz kalabilir?

Beden yaşar.

Ruh unutmaz.

Bazen bir kafede oturuyorum.

Camın arkasındayım.

İçerisi sıcak, kahve acı. Zaman, masanın kenarından yavaşça akıyor.

Camın öbür tarafında senin siluetin var.

Net değil.

Sabit değil.

Biraz daha baksam dağılacak gibi.

Cam aramızda.

Şeffaf bir engel...

İnsanı en çok şeffaf şeyler kandırır.

Elimi uzatsam dokunabileceğimi sanıyorum.

Oysa cam, dokunma fikrinden daha soğuk.

Sonra bir an geliyor.

Bir ses.

Bir çatlak.

Cam kırılıyor.

Ve sen artık yoksun.

Siluet dağılmış.

Işık yerini değiştirmiş.

Kırıkların arasında sana ait hiçbir şey kalmamış.

Ben hâlâ buradayım.

Camın bu tarafında.

Ellerim kesilmedi.

Ama içim çizik.

Garip…

Neden gözlerimden yaş gelmiyor?

Beni kurtaracak bir el beklemedim.

Beklemek, bedenimi daha da ağırlaştırıyordu.

Omuzlarımda başkalarının umutsuzlukları, yalanları ve ikiyüzlülükleri vardı.

Fark etmeden onları da ben taşıyordum.

Sonra öğrendim:

Kimse kimseyi kurtarmıyor.

Herkes sadece tanık oluyor.

Yaralarımı kendim sardım.

Bazılarını gizledim.

Bazılarını ise bilerek açık bıraktım.

Hava alsın diye.

Çünkü acı, kapalı kalınca çürüyordu.

Sevilirken değil,

Gidilirken büyüdüm.

Kapılar kapandığında içimde başka bir ses konuşmaya başladı.

Daha sakin.

Daha kararlı.

Daha az yalvaran.

Kırıldım.

Ama kırılmak sandığım şey, meğer şekil değiştirmekmiş.

Cam gibi oldum:

Keskin,

Şeffaf

Ve tehlikeli.

"Fazla," dediler.

Ben fazlalık olmadım.

Taşan bir şey oldum.

Yanlış sokaklarda yürüdüm.

Bazı geceler eve dönerken kendi adımı bile tanıyamadım.

Yanlış insanlara güvendim.

Dosta...

Aşka...

Çünkü doğru olanlar çok uzaktaydı.

Ama kendimi bırakmadım.

Bunu kimse görmedi.

Ama ben biliyorum.

Ben yapabilirim.

Çünkü bana başka bir yol gösterilmedi.

Çünkü düşmek, nereden kalkacağımı öğretti.

Çünkü acı beni yok etmedi.

Beni daha net yazdı.

Şimdi buradayım.

Sesim hâlâ titriyor belki.

Ama susmuyor.

Yorgunum, evet.

Ama bu yorgunluk bir son değil.

Bir kanıt.

Bunu bağırmıyorum.

Çünkü bazen bağırmak zayıflatır.

Ben bunu kendime söylüyorum.

İçimde...

Camın artık hiçbir şeyi ayırmadığı bir yerde.

Ben yapabilirim.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

İnci Çilsal Maltepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunuyum. Amatör bir yazarım; şiir, öykü ve denemeler kaleme alıyorum. Yazılarımda insanın iç dünyasını, gündelik hayatı ve farklı duygu hâllerini edebî bir dille ele alıyorum. Daha önce Senfoni Dergisi'nde çeşitli çalışmalarım yayımlandı. Yazarlık yolculuğumu farklı edebiyat mecralarında sürdürmeye devam ediyorum.