ACININ ADI YOK

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Birlik, en büyük direniştir. Ve merhamet, bu karanlığın içindeki en güçlü ışıktır.

8 Nisan 2026 - 17:40
8 Nisan 2026 - 17:40 ⏱ 1 dk Okuma Süresi
 16  90

ACININ ADI YOK: URFA VE MARAŞ

İnsan bazen kelimelere sığınmak ister…

Ama bazı acılar vardır ki, ne kelime yeter ne de suskunluk.

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş…

Bu iki kadim şehir, tarih boyunca nice medeniyete ev sahipliği yapmış, kültürüyle, insanıyla, sıcaklığıyla bilinen yerlerdi.

Ama şimdi…

Yüreğimizde bir sızı, hafızamızda bir yara olarak anılıyor.

Bir saldırı sadece taşları, duvarları yıkmaz.

Bir saldırı;

bir annenin duasını yarım bırakır,

bir çocuğun gülüşünü susturur,

bir şehrin kalbine sessiz bir çığlık bırakır.

Ve biz…

Yine aynı soruyu sorarız:

“İnsan, insana bunu nasıl yapar?”

Bu topraklar acıya yabancı değil.

Ama her yeni acı, ilk günkü gibi yakıyor içimizi.

Çünkü hiçbir kayıp sıradan değil, hiçbir hayat “alışılabilir” değil.

Bugün Urfa’da bir ev eksik,

Maraş’ta bir sokak sessiz…

Ama aslında eksilen sadece insanlar değil;

biraz daha umut, biraz daha güven, biraz daha insanlık.

Acının dili, dini, kimliği yoktur.

Acı, hepimizin ortak kaderidir.

Ve bu yüzden, yaşanan her saldırı hepimize yapılmıştır.

Şimdi yapılması gereken;

nefreti büyütmek değil,

insanlığı hatırlamak.

Çünkü biz, acıyla bölünürsek kaybederiz…

Ama acıda birleşirsek, işte o zaman iyileşiriz.

Unutmayalım:

Birlik, en büyük direniştir.

Ve merhamet, bu karanlığın içindeki en güçlü ışıktır.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

AYŞE KÜÇÜKIŞIK Ayşe Küçükışık Yazar • Şair • Editör “Her yazarın kaleminin ardında bir yaşam hikâyesi vardır. Ayşe Küçükışık’ın yazarlık yolculuğu da çocukluk yıllarında başlayan bir hayalin, engellere rağmen vazgeçmeyen bir azmin ve yıllar boyunca süren üretme tutkusunun hikâyesidir.” Ayşe Küçükışık, 05 Mayıs 1972 tarihinde Berlin’de çalışmak üzere Almanya’ya giden bir Türk işçi ailesinin çocuğu olarak doğdu. Altı yaşına kadar Berlin’de yaşadı. Daha sonra ailesiyle birlikte Türkiye’ye dönerek ilk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladı. İşitme güçlüğü nedeniyle eğitim hayatında çeşitli zorluklar yaşadı ve lise ikinci sınıfta örgün eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Ancak bu engeller, yazmaya olan ilgisini ve üretme azmini azaltmadı. Yazarlık yolculuğuna, ortaokul yıllarında katıldığı bir hikâye yarışmasıyla ilk adımını attı. Kaleme aldığı hikâye önce okul birincisi, ardından il birincisi seçildi. Öğretmenleri tarafından iller arası yarışmada temsil edilmesi için girişimlerde bulunulsa da ailesinin izin vermemesi nedeniyle bu önemli fırsata katılamadı. Yaşadığı hayal kırıklığı, onda vazgeçmek yerine yazmaya daha sıkı sarılma isteği uyandırdı. Bu süreçten sonra ailesinden gizli şiirler yazmaya başladı. Şiirleri 90’lı yıllarda “Eda Alaş” mahlasıyla Mersin’deki çeşitli radyolarda yayımlandı ve dinleyicilerden ilgi gördü. Bir radyo kanalından çalışma teklifi almasına rağmen ailesinin izin vermeyeceğini düşündüğü için bu teklifi değerlendiremedi. Buna rağmen yazmaktan hiç vazgeçmedi; yaşadığı her deneyimi kalemine taşıdı. Şiir, öykü, deneme ve roman türlerinde eserler veren Ayşe Küçükışık, insanın iç dünyasını, yaşamın izlerini ve toplumsal konuları içten bir anlatımla ele almaktadır. Yazdığı 100’e yakın şiirin bir kısmı Fikir İzleri Platformu’nda ve diğer dijital platformlarda yayımlanmıştır. Ayşe Küçükışık'ın kaleme aldığı "Almanya Treni" adlı roman, 2010'lu yılların başında TRT tarafından düzenlenen bir senaryo yarışmasına gönderildi. Eserin konusu ilgi görmesine rağmen, senaryo teknik formatına uygun hazırlanmadığı için değerlendirme sürecini tamamlayamadı. Daha sonra Wattpad'de yayımlanan roman, zamanla hesabına erişim sağlanamaması nedeniyle uzun süre okurlardan uzak kaldı. Ancak yazarın yıllar önce sakladığı çıktılar ve notları, bu hikâyenin yeniden hayat bulmasını sağladı. Aradan geçen yıllarda ilk Türk işçilerinin Almanya yolculuğuna ilişkin araştırmalarını derinleştiren Ayşe Küçükışık, tanıklıklardan, tarihî kaynaklardan ve aile anlatılarından yararlanarak romanını yeniden ele aldı. Bugün “Almanya Treni”, ilk hâlinden çok daha kapsamlı, belgesel yönü güçlendirilmiş yeni versiyonuyla Fikir İzleri Platformu’nda bölüm bölüm yayımlanmaktadır. Tamamladığı ARDA adlı romanı da gerçek hayattan esinlenerek yazılmış olup Fikir İzleri Platformu’nda okurlarla buluşmuştur. Hâlen Fikir İzleri Platformu’nda editör olarak görev yapmakta, eserleri kişisel blogunda ve çeşitli dijital platformlarda okurlarla buluşmaktadır. Yazıları; kişisel blogu, Wattpad, Pinterest ve sosyal medya hesapları aracılığıyla geniş bir okur kitlesine ulaşmaktadır. Roman, şiir ve öykü çalışmalarını sürdürmekte; yaşanmış hayatları edebiyatın gücüyle geleceğe taşımayı amaçlayan eserler üretmeye devam etmektedir.