SICAK İHTİMALLER

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
11 Haziran 2026 - 15:50
 3  55
SICAK İHTİMALLER

Haziran ayına girişimizle birlikte siz sevgili okuyuculara yaz mevsiminin geldiğini duyurmaktan büyük bir öfke duyuyorum. Çünkü bu ülkede yaz, takvim yapraklarından önce insanların alnındaki boncuk boncuk terlerle başlıyor. Daha sabah evden çıkarken sırtımıza yapışan tişörtler, toplu taşımada cam kenarı için verilen sessiz mücadeleler ve her köşe başında gölge arayan vatandaşlarımız sayesinde mevsim değişikliğini meteorolojiye ihtiyaç duymadan anlayabiliyoruz. Zaten bana kalırsa yaz mevsimi meteorolojik değil, sosyolojik bir olaydır. Çünkü hava herkese aynı sıcaklıkta çarpar ama etkisi herkeste aynı olmaz. Otuz dereceyi birisi sahilde kokteyl içerken karşılarken bir başkası minibüste ayakta giderken karşılar...

Termometre eşittir, hayat değil. 

Kışın herkes mont giydiği için bu farklar biraz örtülür. Fakat yazın hepsi bir bir ortaya çıkmaya başlar. Birileri ofiste klima ayarını on beş dereceye çekebilmek için kumandayla uğraşırken birileri de teknesinin güvertesinde güneş kremi sürmektedir. Bir kesim sosyal medyada deniz fotoğraflarına bakarken, diğerleri denizin içinden yeni fotoğraflar paylaşmaktadır. Ve bu iki kesimin aynı ülkede yaşadığına dair elimizdeki en güçlü kanıt da birbirlerini sosyal medyada görebiliyor olmalarıdır…

Fakat yazın ilginç bir huyu vardır: Bütün bu eşitsizliklere rağmen insanı umutlandırmayı başarır. Normalde ocak ayında kimse durduk yere hayatını değiştirebileceğine inanmaz. Ocak ayı insana daha çok elektrik faturalarını ve eksik kalan hayallerini hatırlatır. Ama haziran öyle değildir. Haziran gelir gelmez insanın içine anlamsız bir iyimserlik dolar. Bir yerlerde Yalın şarkısı çalmaya başlar. Sanki bu yaz bir şey olacakmış gibi hissedilir. Yeni bir aşk olabilir. Yeni bir iş olabilir. Yıllardır ertelenen bir karar olabilir. İnsan bazen ne kadar mütevazı şeylerle mutlu olabildiğini yaz gelince hatırlar.

Kışın "Hayatım böyle mi geçecek?" diye düşünen kişi, yazın aynı maaşla aynı hayatı yaşamasına rağmen kendini bir anda yeni başlangıçlara daha yakın hisseder. Sanırım insan sıcak havada geleceğe daha kolay inanıyor.

Yazın en güzel yanı, insanlara hâlâ iyi şeylerin mümkün olduğunu hatırlatmasıdır. Akşam saat sekizde hava hâlâ aydınlıktır. İnsan eve dönmek istemez. Parkta oturanlar çoğalır. Sahiller dolar. Bir çay bahçesinde oturup hiçbir şey yapmadan geçirilen iki saat bile terapi etkisi yaratır. Psikologların yıllarca anlattığı bazı şeyleri bazen bir gün batımı beş dakikada anlatır.

Çocukların bisiklete binmesi, komşuların balkonlarda biraz daha uzun oturması, sahilde çekirdek çitleyen kalabalıklar, karpuzun ilk dilimi, akşam esen hafif rüzgâr, yıllardır görüşmediğiniz biriyle tesadüfen karşılaşmanız… Bunların hiçbiri dünyayı değiştirmez. Ekonomik kriz bitmez. Trafik azalmaz. Haber bültenleri bir anda güzelleşmez. Hayatın bütün problemleri yerli yerinde durmaya devam eder. Ama insan bazen sorunların ortadan kalkmasına değil, onlara rağmen nefes alabileceğini hatırlamaya ihtiyaç duyar.

Belki de yaz mevsiminin bize verdiği en büyük şey budur: Bir süreliğine daha hafif hissetmek. Modern dünyanın bütün kişisel gelişim uzmanları insanlara mutluluğun sırrını anlatmaya çalışırken, bir yaz akşamı sahilde çekirdek yiyen insanlar sessizce konuyu çözmüş olabilir… 

Ve insan fark eder ki bütün yaz boyunca aslında denizi, güneşi ya da tatili değil… Hayatın hâlâ güzel sürprizler yapabileceği ihtimalini sevmiştir.

Sanırım yaz mevsiminin asıl sıcaklığı da buradan geliyor. Hava değil. Güzel şeylerin olma ihtimali ısıtıyor bizi. 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Fatma Betül Öztürk Editör / Köşe Yazarı