YILDIZLARDAN DİNLENEN TÜRKÜ

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Bazı türküler yalnızca söylenmez; bir ömrü, bir hayali ve yarım kalan bir hikâyeyi taşır.

29 Haziran 2026 - 17:33
29 Haziran 2026 - 17:33 ⏱ 4 dk Okuma Süresi
 8  69
YILDIZLARDAN DİNLENEN TÜRKÜ

Ellerim titriyor, zorla nefes alıyorum. Güç bela da olsa uzun saplı bağlamamı akort etmeyi başardım. Gözlerimden yavaşça süzülen yaşlar yanaklarımdan dökülüyor, boğazımdaki o acı düğüm her saniye daha da büyüyor. Ancak şimdi vazgeçmek olmaz. Bağlamanın tellerine vurduğumda, senkronize halde yükselen Re - Mi - Fa - Sol sesleri havayı biraz daha ağırlaştırdı. Bir an durmayı düşündüm; yüreğim bu yükü kaldıramayacak gibi. Ama hayır, şimdi durma zamanı değil. Peşi sıra dokundum tellere: 

Fa - Mi - Re - Mi ve Re - Do - Si - Do, Re - Do - Si - Do...

"Yeni cami avlusunda..."

Adımı çok seviyordum. Annem bana hamileyken, Hocalı Katliamını anlatan vahşet dolu bir çizgi film izlemiş. Filmde uçaklar, çocukların dikkatini çekmek için gökyüzünden oyuncak bebekler atıyormuş. Fakat bu bebekler aslında birer patlayıcıymış; filmde o bebeği eline aldığında şehit düşen küçük kızın adı da Aybüke’ymiş. Annemin yüreği bu sahneye dayanamamış, yaşananların etkisinde kalarak benim adımı da Aybüke koymuş. Annemin bana bıraktığı en güzel, en anlamlı hediye bu galiba. İsimler hikayelerimizi etkiler mi? Sanırım benimkini derinden etkiledi.

Neyse... Bağlamanın tellerine vururken, şişmiş boğazımla türküyü söylemeye devam ettim: 

Fa - Sol - La - Sol - Fa - Mi - Re - Mi

"Ezan sesi değil be annem..."

Çocukluğumdan beri müziği ve dansı çok sevdim ama içimdeki o öğretmen olma arzusu kalbimi hep bir kor gibi kavurdu. Sonunda kendime, "Neden müzik öğretmeni olmayayım?" diye sordum. Öğretmen olmak; bir ağacı toprağa ekip yıllarca sevgiyle bakmak, sonra da tüm doğanın ondan faydalandığını, gölgesinde dinlendiğini görmek gibi bir şey. Bence yeryüzündeki en kutsal meslek. Hele ki o çocukların gözlerindeki gülüşü görmek, dertlerini dinleyip yeri geldiğinde onlara anne, yeri geldiğinde abla olmak... Bir ağacın meyvesini yemekten çok daha tatlı, çok daha güzel.

İlk karne aldığım günü hayal meyal hatırlıyorum ama ilk karne verdiğim günü ömrümce unutamam. Derme çatma bir depoyu el birliğiyle müzik odası olarak düzenlemiştik. Tüm yavrularım ve meslektaşlarım o odayı var etmek için sevgiyle koşturmuştu. İşte o derme çatma depoda, hayatımda ilk defa karne dağıttım ve ömrümün en gururlu anını yaşadım.

Şimdi elimde bağlama, aklımda o güzel günler... Türküyü söylemek hepten zorlaştı. Özellikle şu kısma geldiğimde kelimeler boğazımda düğümlendi, söylemeyi bırakıp sadece çalmaya devam ettim:

"Tabutumdan kanlar akar, cümle alem bana bakar. Genç ölümüm yürekler yakar..."

Sustum. Artık tamamen sustum. Ne kadar zormuş insanın kendisi için ağıt yakması... Ben hâlâ buradayım, bağlamamı çalıyorum. Ve şimdi bir yıldızın üzerine oturmuş, sizlerin aşağıda benim için söylediği o türküyü dinliyorum.

Aziz Anılarına;

9 Haziran 2017 günü Batman Kozluk'ta hain bir terör saldırısı sonucu şehit düşen Jandarma Uzman Çavuşlar Soner Fazlıoğlu, Ali Gülnar ve Müzik Öğretmeni Şenay Aybüke Yalçın’ın anısına...

Türkünün Künyesi:

Yeni Cami Avlusunda Ezan Sesi Var 

Söz / Müzik: Anonim (Rumeli / Selanik Yöresi)

Kaynak Kişi: Hüseyin Yaltırık

Derleyen: Kubilay Dökmetaş

Notaya Alan: İhsan Öztürk

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Osman Uyur Bolca okuyorum, elimden geldiğince yazıyorum. 26 Temmuz 1984 Adana doğumluyum. 2006 Cumhuriyet üniversitesi dış ticaret ve 2011 Hitit üniversitesi iktisat mezunuyum. Finansal risk analistiyim ayrıca mümkün olduğunca yazıyorum. WOMAN OF THE NIGHT (DIE FRAU DER NACHT Almanca çevirisi) ve ADDICTION DIGITAL SHACKLE isimli kitaplarım var. Bilimkurguyu çok seviyorum, bu konuda yazmayı çok seviyorum.