Affetmek kendini daha fazla taşımamak için verilen geçikmiş bir merhamettir

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
2 Ocak 2026 - 15:42
2 Ocak 2026 - 15:42 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
 0  52
Affetmek kendini daha fazla taşımamak için verilen geçikmiş bir merhamettir

İnsan en çok kimi affetmekte zorlanır. Kendisine en çok benzeyeni. Çünkü onda gördüğü suç, kendi içinde susturmaya çalıştığı çığlığın yankısıdır. Affetmek sanıldığı gibi bir yücelik hali değildir. Rahatlatıcı hiç değildir. Çoğu zaman onur kırıcıdır. Haksızlığa uğramışken elini indirip tamam demek, aklın kabul etmediği, gururun reddettiği, adaletin ise dudak büktüğü bir teslimiyettir. İnsan affetmediği sürece diri kalacağını sanır. Öfkesini bir soba gibi besler, beni ayakta tutuyor der. Oysa fark etmez, yandıkça ısınmaz, yanar. İçten içe küle döner. Affetmeyen insan bağırmaz. Çürür. Gündüzleri güler, geceleri aynı sahneyi tekrar tekrar oynar zihninde. Söylenmiş bir söz, açılmış bir kapı, atılmamış bir adım. Affetmediğimiz her anıyı zihnimizde yeniden diriltiriz. Mezar kazıcısı gibi değil, nekrofil gibi. Ölüyü bırakmayız. Oysa affetmek suçluyu temize çıkarmak değildir. Bu büyük bir yanılgıdır. Affetmek suçun varlığını kabul etmektir. Bunu yaptın demektir. Ve ardından asıl ağır cümle gelir. Ben bununla yaşamayı seçiyorum. İnsanı tüketen budur. Affetmek hafızayı silmez. Yalnızca hafızanın seni yönetmesine izin vermemektir. Yarayı kapatmaz. Ama artık her adımda kanamasına engel olur. Bu yüzden affeden insan hafiflemez. Ağırlaşır. Daha fazla gerçek, daha fazla kırgınlık, insanın acizliğine dair daha fazla bilgi taşır artık. İnsanlar affetmeyi tanrısal bir yetki gibi sunmayı sever. Oysa affetmek fazlasıyla insanidir. Güçten değil, yorgunluktan doğar. Bir yerde kavga etmekten yorulursun. İçindeki mahkemeyi dağıtırsın. Hakimi, savcıyı, tanığı susturursun. Ve anlarsın. Bu dava hiç bitmeyecek. İşte o an affedersin. İyilikten değil. Asaletten değil. Hayatta kalmak için. Affetmemeyi seçen insan geçmişte yaşamaya mahkûmdur. Affeden insan ise geçmişi yanına alır ama onunla yürümez. Biri zincirdir. Diğeri iz. Elbette bazı suçlar affedilemez. Bunu inkâr etmek saflık olur. Ama çoğu zaman bizi kilitleyen affedilemez olan değildir. Affetmeye cesaret edemediğimiz hakikattir. Çünkü affetmek mağduriyet kimliğini de bırakmayı gerektirir. Ve bazı insanlar yarasını kimliğe dönüştürmüştür. Onsuz kim olduğunu bilmez. Affettiğinde artık haklı olduğunu yüksek sesle bağırma hakkını da kaybedersin. Bu yüzden affetmek zordur. Haklı kalmak çoğu insana huzurdan daha cazip gelir. Üstelik affettiğin kişi çoğu zaman değişmez. Pişman olmaz. Minnet bile duymaz. Ama sen değişirsin. Belki de mesele budur. İnsan başkalarını temize çıkardığı için değil, kendini daha fazla taşımamak için affeder. Affetmek karşıdakine değil, kendine verilen gecikmiş bir merhamettir. Bir sonuç değildir. Bir karar da değildir. Uzun bir yorgunluğun sessiz kabulüdür. Ve insan bazen sadece susarak büyür.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow